Derbi maçları ve şampiyonluğu ilgilendiren tüm maçlarda iyi futbol temennisinden de öteye artık hakem ve asayiş yönüyle tartışmasız, temiz bir maç olmasını temenni eder olduk. Ve gerçekten çok şükür ki bu kadar kritik bir maç, aynen arzu ettiğimiz gibi tertemiz bitti.
Öncelikle şunu söylemeliyim; Galatasaray'ın geçici ya da kalıcı olur bilemem ama ne yaptığını çok iyi bilen bir kenar yönetimi var. Bu konuda geçen haftaki yazısını okuyanlar, yazarın fikrini biliyorlar. Derbi sonrası da pekişmiş olan fikrim, Galatasaray'ın yeni sezona Güler-Dilmen-Boloğlu üçlüsü ile girmesidir. Gerekçeli görüşlerimi merak edenlere geçen haftaki yazımı okumalarını öneriyorum.
Takımların 11'lerini değerlendirerek başlayalım söze. Lincolnlü takımı İBB önünde tek forvet oynatmak ne kadar doğru bir hamle idiyse, Lincolnsüz takımın sistemini yeniden 2 forvete çevirmek de bir o kadar doğruydu. Senelerdir bunu anlatmaya çalışıyorum. Lincoln ve onun gibi oyuncular, her ne durumda olursa olsun, takımları için silah, rakip için tehdittir. Ama Lincoln yoksa, siz takımın dizilişine müdahil olmadan onun yerine örneğin Arda'yı çeker, Arda yerine de yine örneğin Volkan Yaman ile başlarsanız maça (Ki bu genel bir teknik adam hastalığıdır, Feldkamp dahil) her iki pozisyonda birden bir gömlek alt kalite seviyesine düşersiniz. Tam da bu yüzden Ümit-Nonda forvet ikilisi, teknik ve rakibin psikolojisi yönünden kritik bir hamledir.
Zico ise benim için hata olan Colin Kazım-Vederson tercihini Kazım'dan yana kullandı ve bu kararı ile Deivid'in kapasitesini sol çizgide yitirirken, Vederson-Uğur ikilisinin sinerjisinden de faydalanamadı. Uğruna sistem değiştirilen Colin Kazım ise bekleneni vermenin çok uzağındaydı. Alex, klasikleşmiş markaj altında etkisizleşme hastalığının etkisinde, Kezman ise beklediği topları alamadığı için yoklardaydı.
Zico-Güler maçı orta sahada oynandı ve oyun geneline baktığımızda kazananı açıkça Cevat Güler oldu. Orta sahası mücadele sınırlarını zorlayan Galatasaray'da Aykut-Emre-Servet üçlüsü de neredeyse kusursuz bir performans sergileyince ligin en golcü takımı Fenerbahçe maçı pozisyon kısırlığıyla bitirdi.
Galatasaray'ın oyuncu değişikliklerinin ilki gayet gereksizdi, nitekim oyuna bir artı-eksi katkısı da olmadı, Hakan Şükür'ün takım presine katkısından başka. Bu az bir katkı mıdır, tabii ki hayır; ancak bir forvetten hücum etkinliği noktasında beklentiler de biraz yüksek oluyor. Hakan bunu başardı demek olası değil. Song-Karan değişikliği ve Song'un sağbek pozisyonunu dirileştirmesi gayet yerinde bir seçimdi. Sabri ile orta alan da güçlendirilirken, takım savunma tarafını kuvvetlendiriyordu.
Burada da bir paragraf açalım. Bir diğer teknik adam hastalığı da yeni stoperi oyuna sokunca amaçsızca savunmanın göbeğine göndermektir. Bunu seven teknik adamlar arasında Fatih Terim'in adını özellikle söyleyebilirim. Bu hamle, yani savunmayı 5'leme hamlesi, hayati öneme haiz savunma konsantrasyonunun içine etmekten başka bir şey değildir. Galatasaray kenar yönetimi bu değişiklikde de Song'u sağbek oynatıp, Sabri ile orta alanı güçlendirerek %100 doğru bir iş yaptı.
Sonuç, oyunda istekli ve etkili olan Galatasaray, olmayan bir pozisyonda Volkan'ın hatası ile kritik maçı 1-0 kazanıp, şampiyonluğun en büyük adayı konumuna geldi. Galatasaray, ikili averaj hesaplarında öne çıkmak için ikinci golü de mutlaka bulmalıydı diyebiliriz ama unutmayalım, aslolan alınan galibiyettir.
Şimdi Galatasaray Sivas önünde bir beraberlik hakkı kazandı ama futbolun psikolojisinde bu en ciddi tehlikelerden biridir. (Bkz G.Saray önündeki F.Bahçe) Olası bir mağlubiyet ise takımı üçüncülüğe kadar indirebilir. Bu sebeple, Fener galibiyetinin gerçek anlamı Sivas'ta oraya çıkacak.
Son iki notum var. Milli takım aday kadrosu için günler yaklaşıyor. Galatasaray'da uzun süredir milli olmayan ya da bazıları hiç milli forma giymemiş bazı oyuncular var, ben daha iyi alternatiflerini göremiyorum; Emre Güngör, Aykut Erçetin ve Ümit Karan gibi. Biz kupaya 23 kişilik kadroda bu oyuncular olmadan gidersek yazık olacak.
Ve son olarak evladını trafik kazasında kaybeden futbolun kıymetli isimlerinden Mehmet Ali Aydınlar'a sabırlar, genç yaşında yitirdiğimiz oğluna da Allah'tan rahmet diliyorum. Ateş düştü ve yaktı, Allah sabırlar versin…