Basketbolseverler olarak belki de hayatımızın en heyecan verici yılını geçiriyoruz. Bir yanda NBA'de tarihin en zevkli sezonlarından birini izledik. Özellikle 1. ve 6. arasında sadece 2 galibiyet farkın olduğu Batı konferansı ve playoffları beklenmedik şekilde çekişmeli geçen Doğu konferansında müthiş karşılaşmalar izliyoruz. Buna bir de Hidayet'in, müthiş performansını En Fazla Gelişme Kaydeden Oyuncu ödülüyle taçlandırdığını eklememiz gerekiyor. Maalesef basınımızda çok yer bulamayan bu büyük olayın ödül törenini izlerken Hidayet'in takım arkadaşları ve koçundan övgüyle bahsetmesi ve hkettiği halde All Star olamadığı halde performansının artması konusundaki sorulara verdiği mütevazı cevaplarıyla daha da gurur duydum.
Gelelim ülkemize. Burada da, yaşadığımız en heyecanlı basketbol liginin normal sezonu sona erdi. Tek kelimeyle müthiş bir sezondu. Tüm takımların mücadele seviyesi olağanüstüydü. Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde oynanan karşılaşmalara seyircinin kattığı heyecan olağanüstüydü. Her maçın 2 ihtimalli olduğunu düşünmek ve o hafta kimlerin zirvedekileri yeneceğini bilememek olağanüstüydü. Türk oyuncuların takımlarına katkısı ve yeni yeteneklerin ortaya çıkışındaki fazlalık olağanüstüydü.
Üstelik bu heyecan, transfere daha fazla para harcayan ve favori addedilen takımların zayıflığından kaynaklanmadı. Aksine, Fenerbahçe'nin Euroleague'de tarihinin en yüksek noktasına ulaşması, Efes Pilsen'in yaşadığı şanssız kadro değişikliği olmasa gelebileceği nokta, Beşiktaş ve Galatasaray'ın ULEB'de geldikleri seviye aslında bu takımların performansının her zamankinden daha yukarıda olduğuna işaretti. Ayrıca sezon başınd abazı otoritelerin kurduğu kadro itibarıyle zirveyi zorlayacağını düşündüğü TTNet Beykoz ligi son sırada bitirerk küme düştü.
Yine de ligin ikinci yarısının başlarından itibaren, ligin 7 takımının diğerlerinden daha iddialı olduğu belirginleşmeye başladı. Bu nedenle de ligi ilk sırada bitirerek playoffların ilk turunda 8. takımla eşleşmek gittikçe daha da önem kazandı. Şimdi playofflar öncesi takımların son durumuna, şampiyonluk şanslarına ve eşleşmelerin muhtemel sonuçlarına bakalım:
Beşiktaş Cola Turka,
ikinci yarının başlarından itibaren ligin ilk sırasını ele geçirdi ve Efes Pilsen ve ardından gelen Galatasaray Cafe Crown galibiyetleriyle arayı açmaya başladı. Beşiktaş Cola Turka için ligi zirvede bitirerek hem 8. ile eşleşmek, hem de saha avantajlarını eline geçirmek çok önemliydi. Çünkü Beşiktaş Cola Turka'y kendi salonunda yenmek çok güç. Yine de Beşiktaş Cola Turka kendi evinde 3 maç kaybetti. En ilginci ise her 2 yarının ilk 2 karşılaşmasını Pınar Karşıyaka ve Türk Telekom'a kaybetmiş olması.
Beşiktaş Cola Turka'nın en büyük artısı koç Ergin Ataman. Ataman rakiplerine göre kısıtlı bir kadroya sahip takımında müthiş bir bütünlük ve savunma direnci yarattı. Maç içinde ufak kararlarla sonuca etki eden bir taktik dehası değil belki, ama -bütün büyük koçlarda görülen- sistem ve çeşitlilik yaratma becerisi çok yukarıda. Örneğin takımın en iyi ismi Schumpert'a rakipler özel savunma yapmaya başladıkları ve Kaya Peker'in anlam veremediğimiz bir motivasyonsuzluk yaşadığı son dönemde devreye Drobnjak'ın girmesi ve Sinan Güler'in önemli bir çıkış yakalaması bunu daha net gösteriyor.
Takımın en büyük eksiği oyun kurucu pozisyonu. Dalmau, hem Barış gibi arkadaşlarını oynatacak hız ve karar verme yetilerinden yoksun, hem de Solomon gibi bir skorer değil. Son haftalarda katılan Chase ise, izlediğimiz ve araştırdığımız kadarıyla, mükemmel bir dış şutör ama o kadar. Yine de son Casa Ted Kolejliler deplasmanında müthiş bir katkı yaptı. Takımın bir diğer sıkıntısı –birinciye paralel bir şekilde- dış adamları savunma zaafiyeti. Beşiktaş Cola Turka'nn en zorlandığı karşılaşmalar, rakiplerinin dış şut yüzdesinin çok yüksek olduğu karşılaşmalar oldu. Son 4 yenilgisini aldığı Galatasaray Cafe Crown, Türk Telekom, Pınar Karşıyaka ve Fenerbahçe Ülker karşılaşmalarında rakiplerin 3 sayı yüzdeleri inanılmaz seviyedeydi. Üçüncü bir nokta ise Apodaca'nın takım düzenine aykırı stili ve bunun takım rotasyonunda bir yere oturamamış olması. Aslında Beşiktaş Cola Turka'nn performansındaki iniş ve çıkışları en istikrarsız oyuncuları Dalmau, Apodaca ve Kaya belirleyecek. (Bu arada birkaç hafta önce Kaya'dan övgüyle bahsetmiştim. Ancak Kaya'nın arkadaşlarını düşünmeksizin gösterdiği tavır ve motivasyonsuzluk beni çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.)
Final Yolu: Beşiktaş Cola Turka, ligde 2 kere yendiği Banvitspor'u eleme gücüne sahip. Bandırma'daki karşılaşma kuşkusuz daha zor geçecektir ancak Banvitspor'un Beşiktaş Cola Turka'yı elemesi için özellikle İstanbul'da sezon boyunca gösteremediği bir performans göstermesi gerekiyor. Beşiktaş Cola Turka'nın yarı finaldeki rakibi ise tamamen ortada. Türk Telekom – Galatasaray Cafe Crown eşleşmesinden Türk Telekom gelirse geride başlamanın dezavantajını yaşayacak. Hatta playoff yarı finalinin Beşiktaş Cola Turka için finalden daha zorlu geçeceğini söyleyebiliriz. Zira sadece Türk Telekom değil, Galatasaray Cafe Crown da Beşiktaş Cola Turka'ya Efes Pilsen veya Fenerbahçe Ülker'den daha ters gelen bir takım. Yine de unutmayalım ki, ULEB Kupası çeyrek finalinde Galatasaray Cafe Crown'a kaybederken rakibi uzun süre 5 Amerikalı oyuncuyla sahadaydı ve Beşiktaş Cola Turka'nın şutörleri en kötü günlerinden birindeydi. Yine de son periyotta olağanüstü bir savunmayla Bşiktaş Cola Turka kazanma noktasına geldi ve son saniye basketiyle sahadan yenik ayrıldı.
Efes Pilsen,
ilginç bir şekilde en bilinmeyen denklemi playoffların. David Blatt'in sisteminden ve yabancılarının bir kısmından vazgeçtikten sonra kadro derinliğini yeniden kazanmaya başladılar. Bunun en büyük nedeni, yeni yabancıları Spencer'ın müthiş 3 sayı perfomansı ve Serkan'ın bütün sezon yaşadığı sakatlıktan sonra gittikçe daha fazla süre almaya başlaması. Üstelik bu durum Türk oyuncu rotasyonunu da güçlendirdi.
Efes Pilsen'in zayıf noktası ise mücadele gücü yüksek rakiplere karşı eski direncine sahip olmaması. Son 4 karşılaşmada 2 yenilgi alırken, aldığı 2 galibiyet de son saniyelerde geldi. Özellikle Hosley'siz Pınar Karşıyaka'ya sahalarında kaybetmeleri inanılmazdı.
Final Yolu: Efes Pilsen'in ilk tur rakibi Pınar Karşıyaka ve bizi müthiş bir serinin beklediğini söyleyebiliriz. Pınar Karşıyaka'yı İzmir'de yenmek için Efes Pilsen'in mücadele seviyesini çok yukarılara çıkarması gerekecek. Barış ve Hosley'in sahada ve sağlıklı olduğu bir Pınar Karşıyaka karşısında Efes Pilsen'in şansı 50%'den fazla değil bence. Ancak bu turu geçtikten sonra da muhtemel rakibi Fenerbahçe Ülker, ki rakibini 8 karşılaşmadır yenemiyor. Kısacası Efes Pilsen'in finale gelmek için favori olmadığı 2 turu geçmesi gerekiyor. Üstelik rakipleri baskı altında tutacağı bir seyirci desteği yokken.
Fenerbahçe Ülker,
kadro kalitesi ve derinliği ile karşılaştırıldığında aslında ligin en büyük hayal kırıklığı. Aynı futbolda olduğu gibi rakiplerinden çok daha fazla yıldıza sahip olmasına karşın ligde çok sürpriz yenilgiler aldılar. Bunun en büyük nedeni olarak, Tanjeviç'in kadro derinliğini sonuna kadar kullanmak istemesi nedeniyle sahada aynı 5'in uzun süre kalamamasını gösterebiliriz. Ayrıca Solomon'un oyun kurucu pozisyonunda çok yalnız kalması da onun yıpratıldığı maçlarda mağlubiyetler getirdi.
Öte yandan, kağıt üzerinde Fenerbahçe Ülker en iyi kadroya sahip. 4 ve 5 numaralarda Semih, Oğuz, Ömer, Widmar, Mirsat gibi müthiş alternatifler, 2 ve 3 numaralarda Kinsey gibi müthiş bir yeteneğin yanısıra White, Ömer, Preldzic, Rasim gibi dirençli oyuncular, 1 numarada ise Solomon gibi Euroleague'in bile en iyi oyun kurucularından biri ve alternatifi Mrsic gibi kritik anlarda devreye giren bir skorer.
Pota altı oyuncuları (Semih, Oğuz, Ömer, Widmar) çok hırslı ve yetenekliler ancak şut yüzdeleri düşük ve hırsları bazen acele kararlara yol açıyor. Keza Ömer ve Mirsat da bu hatayı sık sık yapıyor, en kritik topları kaybedebiliyorlar. Bir de Fenerbahçe Ülker'in dış şuta fazla bağımlı olması, işlerin kötü gittiği günlerde oyunu çevirmesine engel oluyor. Zira uzunları lider olabilmek için çok deneyimsizler. Fenerbahçe'nin oyun kurucu ve pota altı uzunlarının şartlara göre verdikleri performanslarını tahmin edebiliyoruz. Bu durumda, playoff performansını değiştirecek en kritik pozisyonlar 2 ve 3 numaralar. Özellikle de Kinsey.
Final Yolu: Fenerbahçe'nin ilk turdaki rakibi Antalya B.B. Rakip Antalya'da kolay maç kaybetmiyor ancak saha avantajı Fenerbahçe'de olacağından bu turun favorisi olduğunu söyleyebiliriz. Yarı finalde Efes Pilsen ile eşleşirse hem 1-0 önde başlayacak hem de psikolojik avantaja sahip olacak. Rakip Pınar Karşıyaka olursa bizi çok heyecanlı karşılaşmalar bekliyor olacak. Ancak Efes Pilsen serisinden kısıtlı kadrosuyla çıkmış bir Pınar Karşıyaka karşısında Fenerbahçe Ülker'in işi kolaylaşacak. Burada en kritik nokta, Fenerbahçe Ülker seyircisinin takımına çok güvenip salonda yalnız bırakması.
Türk Telekom,
ligin en istikrarsız takımlarından biriydi. 11. haftaya kadar zirvedeyken peşpeşe 3 karşılaşma kaybetti. Aslında bu da tam olarak takımın en önemli skoreri Michael Wright'ın sakatlanmasına denk geliyor. Türk Telekom, benzer bir düşüşü Türkiye Kupası'nı kazandıktan sonra da yaşadı ve 8 haftada 6 mağlubiyet aldı. Son 4 hafta ise içlerinde Fenerbahçe Ülker ve Galatasaray Cafe Crown karşılaşmaları da olmak üzere 4 galibiyet aldı.
Türk Telekom tempolu oynadığı zaman yenilmesi gerçekten zor bir takım. El Amin gibi müthiş bir oyun kurucuya sahip. Takım geride olsa da son periyotlarda oyunu kesinlikle bırakmıyor. Haluk, Bekir ve Tutku'nun tecrübeleri ve disiplini takımı daha da güçlendiriyor.
Final Yolu: Türk Telekom'un ilk turda karşılaşacağı Galatasaray Cafe Crown'a sahasında kaybetmesi çok zor. Bu da onları avantajlı hale getiriyor. Ancak kıran kırana bir ilk tur izleyeceğiz. Bu turun galibi muhtemelen Beşiktaş Cola Turka ile karşılaşacak ki, bu da Türk Telekom'un 1-0 önde başlamasını sağlayacak. Bu eşleşme muhtemelen playoffların en önemli eşleşmesi olacak.
Galatasaray Cafe Crown,
iyi bir koça ve Fenerbahçe Ülker'den sonra ligin en alternatifli ikinci kadrosuna sahip. Sezon boyunca yaşadıkları sakatlıklar istikrarsız bir tablo çizmelerine neden oldu. Özellikle Hüseyin ve Hite'ın eksikliğini sık sık hissettiler. Galatasary Cafe Crown'ın en büyük avantajı şut yüzdesi yüksek oyunculardan kurulu olması. Brown, Cüneyt, Cenk ve son zamanlarda çıkış yakalayan Murat'ın dış atışları rakibi bezdirebiliyor. İçeride ise Gaines çok hareketli ve skorer oynuyor. Kısacası iyi gününde Galatasaray Cafe Crown'ı durdurmak çok güç.
Final Yolu: Galatasaray Cafe Crown, Türk Telekom karşısında favori değil, ancak Ankara'da sürpriz bir galibiyet alabilirlerse, finale kadar gidebilirler. Kısacası ilk turda da elenebilirler, şampiyon da olabilirler. Ancak şampiyon olabilmek için gerekli olan ve bütün sezon gösteremedikleri istikrarı üstüste oynayacakları karşılaşmalara sığdırmaları çok zor.
Antalya B.B.,
ligin en büyük sürpriziydi. Kendi sahasında olağanüstü bir performans gösterdi. Fenerbahçe Ülker ile beraber iç sahada ligin en fazla galibiyet alan takımı. Sondan bir önceki hafta sahasında Pınar Karşıyaka'yı yenerek ligi daha yukarıda bitirdi ve Fenerbahçe Ülker'e rakip oldu.
Antalya B.B.'ni çok fazla izleyemediğimi itiraf etmeliyim, ancak izlediğim karşılaşmalarda Marsh ve Douthit'in pota altındaki büyük üstünlüğünün rakipleri ne kadar zorladığını görmemek mümkün değildi. Antalya B.B.'nin bir diğer avantajı, takımda herkesin ribaundçu olması. Oyun kurucu pozisyonunda Lucas ve Can birbirlerini aratmıyorlar. Beraber de oynayabiliyorlar. Ayrıca skora Martin, Nedim ve Ersin de katkıda bulunduğunda takımın performansı artıyor.
Final Yolu: Antalya B.B. deplasmanda kolay maç kazanabilen bir takım değil. Bu nedenle Fenerbahçe Ülker'i elemesi zor görünüyor. Ancak serinin 4, hatta 5. maça kadar uzadığını görmek sürpriz olmayacaktır.
Pınar Karşıyaka,
İşte ligin seyretmesi en heyecan verici takımı. Ligin en hızlı oynayan takımı. Özellikle 3 büyüklere karşı müthiş motive oluyorlar. Ahmet Kandemir'in bir röportajda da belirttiği gibi “hayatımda gördüğüm, bir kere bile 24 saniyeye yakalanmayan tek takım.” Ligin bence en iyi oyuncusu Quentin Hosley'e sahipler. Hem sayı hem de ribaundda ilk sırada. Bence milli takımda olması gereken ligin en iyi yerli oyun kurucusu Barış Ermiş'e sahipler. Sahalarında bütün iddialı takımları yenmeyi başardılar.
Hosley'in olmadığı ve Barış'ın sakat olduğu dönemlerde performansları düştü. Bunun dışında, ligin sayı kralı Neal'ı sezon ortasında Barcelona'ya göndermeleri takımdaki dengeleri bozdu ve yerini uzun süre dolduramadılar.
Pınar Karşıyaka'nın en büyük sıkıntısı kadro derinliği. Kenardan gelen oyuncuların katkısı çok az. Hosley, Marshall ve Barış 40 dakikaya yakın oyunda kalıyorlar. Zaten ilk 5'in sayı ortalaması 77, ki bu konuda açık ara ilk sıradalar. Emre, Valentin ve Erhan'ın daha fazla katkı yapması halinde iddialı olabilirler.
Final Yolu: Pınar Karşıyaka'nın Efes Pilsen'i elemesi için İstanbul'da maç kazanması gerekiyor, ki ligde bunu hem de Hosley olmadan başardılar. Bunu bir kere daha tekrar etmemeleri için bir neden yok. Ancak playofflar boyunca bu tempoda ve bu kısıtlı kadroyla dayanabilirler mi, asıl sorun bu. Efes Pilsen'i geçmeleri halinde muhtemel rakip Fenerbahçe Ülker karşısında işleri daha da zor olacaktır.
Banvitspor,
playoffların en iddiasız takımı. Sahalarında kimi zaman müthiş oyunlar çıkardılar. Dış sahada ise Fenerbahçe ve Karşıyaka gibi rakipleri yenerek sürpriz yaptılar. Takımın bütün yükü 4 yabancının üzerinde. Yerli kadroda ise Yusuf, Ümit ve İnanç'ın değişebileceği oyuncular sınırlı.
Final Yolu: Banvitspor'un Beşiktaş'ı geçmesi çok zor. Ancak kendi sahasında kazanarak yarı final şansını zorlayabilir.
Tüm takımların centilmenliği aşmayan bir hırs, kışkırtıcılığa varmayan bir çoşku ve ucuzluğa varmayan bir cesaret içerisinde oynadığı bir playoff diliyorum.