Genç oyuncunun başarılı bir kolej kariyerinin ardından NBA'de önemli bir yer edineceğini herkes kabul ediyordu ve 2005 draftında üçüncü sırdan seçilerek devler ligine adım atması bekleniyordu. Utah Jazz'ın genç oyuncunun fiziğini yetersiz görmesiyle birlikte üçüncü sırada anons edilen isim ise, Deron Williams oldu. Paul büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına rağmen, New Orleans Hornets tarafından dördüncü sırda seçildi ve rüyaları gerçeğe döndü.
Başarılı oyun kurucu, çaylak sezonunda(2005-06) 16.1 sayı – 7.8 asist – 5.1 ribaunt ve 2.24 top çalma ortalaması yakalayarak kısa boyuna rağmen sahada neler yapabileceğini herkese gösterdi ve 21 maçta double-double yaparak yılın çaylağı ödülünü kazandı. Takımının bir önceki sezondan 20 galibiyet daha fazla almasını sağlayan genç yıldız, NBA kariyerine çok iyi bir başlangıç yaptı.
Geçtiğimiz yıl Peja Stojakovic gibi önemli isimlerin sakatlıkları nedeniyle play-off yarışından kısa sürede kopan New Orleans Hornets, 39 galibiyet – 43 mağlubiyet alarak Güneydoğu Grubu'nu dördüncü sırada tamamladı.
2006-2007 sezonunda 64 maçta forma giyen başarılı oyuncu, 17.3 sayı – 8.9 asist – 4.4 ribaunt ve 1.84 top çalma ortalaması yakalayarak yerinde saymadığını ve basketbolunu her geçen sene bir süt seviyeye taşıdığını kanıtladı; fakat takım istenilen seviyede değildi.
2007-2008 sezonuna kadroda önemli değişiklikler yapmadan giren Hornets, Peja Stojakovic'in de sakatlıktan kurtularak dış şutlarıyla hücuma zenginlik kazandırmasıyla birlikte sezona iyi bir başlangıç yaptı.
David West, Peja Stojakovic gibi isimlerin oyunlarını bir üst seviyeye taşımasına yardımcı olan Chris Paul, takımının bir önceki sezondan çok farklı bir kimliğe bürünmesinde ve şampiyonluğun güçlü adaylarından biri olmasında kilit rol oynadı. Genç oyuncu ayrıca, Byron Scott'ın da yılın en iyi antrenörü seçilmesinde pay sahibi oldu.
Takımının bir önceki sezondan 17 galibiyet daha fazla almasını sağlayarak Güneydoğu Grubu'nu zirvede tamamlamasına öncülük eden Paul, Hornets'in 56 galibiyetle kulüp rekorunu kırmasında da büyük pay sahibi oldu. Sezonun sürpriz takımı olarak uzun süre Batı Konferansı'nın zirvesinde yer alan Hornets, genç yıldızının 21.1 sayı – 11.6 asist – 2.7 top çalma ortalamasıyla Boston Celtics ile birlikte ligin en iyi çıkış yapan takımı olmayı başardı.
Bu istatistiklere bakarak Paul'ün en değerli oyuncu ödülünü hak ettiğini kolaylıkla söyleyebiliriz; ancak bu, Kobe Bryant'ın ödülü hak etmediği anlamına gelmiyor. Lakers'ın süper starı sergilediği olağanüstü bireysel performansla NBA tarihinin en yetenekli oyuncularından biri olduğunu yıllar öncesinde gözler önüne sermişti; fakat bu sezon çok daha farklı bir Kobe izledik.
Tecrübeli isim, Cavaliers'ın yıldızı LeBron James'in ardından ligin en skorer ikinci ismi olmasına karşın, Pau Gasol'ün de takıma katılmasının ardından, yaptığı asistlerle takım arkadaşlarının basketbol seviyesini bir basamak yukarı taşıyabildiğini ispatladı.
NBA'de 12. sezonunu geçiren yıldız oyuncu, elde ettiği başarılara rağmen bu sezonki 28.3 sayı – 6.3 ribaunt – 5.4 asist ve 1.8 top çalma ortalamasıyla en değerli oyuncu ödülünü kariyerinde ilk kez kucakladı. Kobe'nin başarılarını teker teker sıralamak istemiyorum; onun ne kadar büyük bir oyuncu ve yetenek olduğunu bütün dünya biliyor.
Sonuç olarak bu iki oyuncunun da en değerli oyuncu ödülünü hak ettiğini düşünüyorum. Kobe'nin ya da Paul'ün bu ödülü diğerinden daha fazla hak etmediği kanaatindeyim. Evet, Lakers'ın yıldızı büyük bir başarıyla takımını Batı Konferansı'nın zirvesine taşıdı; ancak ligin asist kralı olan Chris Paul'ün de Hornets'i ligin dibinden çıkarıp şampiyonluk mücadelesi veren bir takım haline getirdiğini göz ardı etmek büyük bir haksızlık olur. Bu nedenle, NBA yönetiminin 2007-2008 sezonunda bu iki oyuncuyu da ligin en değerli oyuncusu olarak onurlandırması gerektiğini düşünüyorum.