Türk futbolunun küresel arenada başarısının tartışıldığı bugünlerde Türk futbol kulüpleri sadece sahada değil ekonomik alanda da farkında olmadan ciddi yenilgiler yaşamaktadır. Ekonomik değer yaratmak anlamında Türk futbolunun 4 büyükleri ciddi zaaflar göstermektedir. Kurumsal organizasyonlarını tamamlayamamış, denetim mekanizmalarını oluşturamamış, gelir kalemlerini iyi yönetemeyen, gider yönetimini ise hiç düşünmeyen bu yapılar bireylere bağlı kalmış durumdadır. Kendilerini şirket gibi yönetemeyen bu kurumlar FC Barcelona’nın mali çöküşe yaklaştığı 2003 sonrası gerçekleştirmiş olduğu dönüşümden dersler çıkartmalıdır. Yıllardır bu kulüpleri yöneten yöneticiler ve bu kulüplere gönül verenler için bu sezonki sportif performansı tartışılsa da FC Barcelona’nın dönüşümü ders niteliğindedir.
FC Barcelona, 2000-2003 arasında başkan Gaspart döneminde hem ticari hem de sportif açıdan çöküş yaşadı. 22 yıllık Nunez idaresinden sonra başkanlığı değişim sloganı ile devralan Gaspart konsensüs sağlamak amacı ile 100 kişilik bir danışma kurulu oluşturdu; beş idari birime ayırdığı kulüpte her birime birden fazla sorumlu atayarak yapıyı karmaşıklaştırdı. Yönetimsel sorunlardan dolayı 2001 senesinde €38 milyon, 2002 senesinde €48 milyon ve 2003 senesinde €71 milyon operasyonel zarar edildi. Plansız oyuncu transferleri maliyeti 2 sezonda €287 milyona ulaştı; kulüp bu dönemde hiçbir kayda değer sportif başarı sağlayamadığı gibi gelirlerini de arttıramayarak futbol dünya gelir liginde €123 milyon ciro ile 13. sırada yer aldı. Kulübün kadro giderlerinin cirosuna oranı %88 düzeyine geldi. Kulübün 2003 senesinde toplam borcu 3 yılda ikiye katlanarak €186 milyona ulaştı.
Bu noktada genç avukat Laporta yeniden yapılandırma vizyonu ile başkanlığa aday oldu. Nike eski direktörü Rosell, Diamond Cluster firmasının iki ortağı Ingla ve Soriano gibi başarılı profesyonellerden oluşan genç ve koyu Barcelona’lı bir kadro ile yola çıktı. Soriano ve Ingla çok detaylı bir strateji planı hazırladı ve buna göre net hedefler koyuldu: bütçe açığı olmayacak; €50 milyon para girişi ile yola çıkılacak; kulüp kısa zamanda kara geçecek; ana yatırım bir yıldız futbolcuya yapılacak; Cruiyff zamanındaki prestij ve ekonomik başarı yakalanacak. Yönetime geldiklerinde yapacakları ilk 45 iş tanımlandı; görev dağılımını yaptılar ve yeniden yapılandırmanın şok fazı diye adlandırdıkları dönemi tamamen planladılar. Bu planlar üyelere ve halka açıklandı ve yeniden yapılanma için altyapı hazırlandı. Seçimi dünyanın önemli reklam şirketlerinden Bassat & Ogilvy ortağı Bassat karşısında kazandılar.
Kısa bir denetim ve tespit çalışması sonrası stratejiyi doğruladıktan sonra yeni yönetim idari yapılanmayı değiştirip kendi içinden bir CEO atadı. Daha önce tanımlanan liyakat esaslı görev dağılımını yaptılar ve tam zamanlı olarak işe koyuldular. İlk yıl kriz yılı olarak tanımlandı. Yöneticiler kendi kaynaklarından €25 milyon yatırarak Ronaldinho’yu transfer ettiler. Borç La Caixa bankası ile yeniden yapılandırılıp uzun vadeye yayıldı. Hedef hiçbir sezon bütçe açığı vermeden borcu kapatmaktı. Kulübü yeni üyelere açıp, üye aidatlarını ve kombine kartları zamlı satarak kulübe kaynak yarattılar. Giderler ciddi anlamda kısıldı; yüksek giderli oyuncular elden çıkarıldı; maaşlar sabitten maç başına döndürüldü. Lig maçları yayın hakları yıllık €54 milyona 5 yıllığına satıldı. Kulüp formasını milli forma olarak gördüğünden krizde bile formasına reklam almadı. İlk yıl sonunda gelirler 123ten €170 milyona çıkarken, giderler 196dan €163 milyona düşürüldü. Net kar €1.5 milyon oldu ve hiç bir sabit varlık satılmadı. Bu kriz yılını başarı ile atlatan Laporta yönetimi kriz sonrasında durmadı:
· Nike ile teknik sponsorluk için kurulmuş olan %50-50 ortak şirket (joint venture) yapısını geliştirildi. Her yıl €30 milyon gelir elde ediliyor.
· Maç günü gelirleri devamlı artarak kombine sayısı 85,000e ulaştı. Dünyanın en çok maç günü geliri elde eden 3.kulübü olundu.
· Maç günü dışı stat gelirleri konferans, müze ve stat turu ve catering ile 7 kat arttırılarak yıllık €21 milyona ulaştı.
· Altyapıdan Messi, Dos Santos, Bojan gibi yıldızlar yetiştirildi.
· 2006da TV sözleşmesinin son 2 yılı €210 milyona MediaPro’ya devredildi. Sonrasında 5 yıllık €750 milyonluk bir anlaşma yapıldı.
· 2006 Haziranında kulüp €42 milyon yatırım yaptığı yeni tesislerini açtı.
Sonuçta kulüp yönetim devamlılığı ve planlı adımlarla yola devam eden kulüpte gelirler üç sezonda %110 arttı ve 2006da €259 milyon ciro ile dünya gelir liginde 2. sıraya gelindi. Gider yönetimi de aynı disiplinde devam ettiğinden her yıl operasyonel kar sağlandı; 2006da €17 milyon ve 2007de €20 milyon kar edildi. Bu dönemde iki lig ve bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazanıldı. Kulüp bu değişim yönetimi ile ders kitaplarına konu oldu. Bu başarı iyi tespit, planlama, yetkin ve profesyonel yönetim ve iyi uygulama ile gerçekleşen tam bir yönetim bilimi zaferidir. Acaba ülkemizde bu başarıdan ders alacak spor kulübü çıkar mı?