Türk basketbolcuların NBA macerası, Efes Pilsen altyapısından yetişen Mirsad Türkcan'ın 1998 yılında yapılan draftta 18. sırada Houston Rockets tarafından seçilmesiyle başladı. Draft hakları Philadelphia 76'ers'a ve oradan da New York Knicks'e verilen milli basketbolcumuz, Knicks formasıyla sadece 7 maçta görev yapmış olmasına rağmen, bir Türk oyuncuyu Madison Square Garden'da görmek hepimizi çok heyecanlandırmıştı.
1999-00 sezonuna Doğu Konferansı'nda final oynayan Knicks'te başlayan temsilcimiz, sezonu aynı takımda tamamlamayı başaramadı; ancak NBA'yi yakından takip edenler hatırlayacaktır, molalarda Mirsad Türkcan'ı da televizyonda gördük, Patrick Ewing'in yanında oturuyor diye seviniyorduk.
Antrenör Jeff Van Gundy ile problemler yaşadığı için Kincks'ten ayrılan Mirsad, Milwaukee Bucks ile sözleşme imzaladı; fakat burada da istediği şansı yakalayamayan temsilcimiz, 10 kez Bucks formasıyla mücadele ettikten sonra NBA defterini kapattı.
Hido NBA'e bakışımızı değiştirdi
2000 yılında gerçekleştirilen draftta Sacramento Kings tarafından 16. sırada seçilerek NBA'e merhaba diyen Hidayet Türkoğlu, Vlade Divac, Peja Stojakovic gibi yıldız Avrupalıların da yardımıyla çok farklı bir grafik çizdi. Kenardan gelerek takıma yaptığı önemli katkıyla Sacramento taraftarının en sevdiği isimlerden biri haline gelen milli basketbolcumuz, takımının 2000'li yılların başında Lakers ile verdiği mücadelelerin kritik anlarında sahneye çıkarak ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu bütün dünyaya kanıtladı.
2003-04 sezonunda San Antonio Spurs'e gelen ve burada 1 sezon oynadıktan sonra Orlando Magic ile anlaşan Hidayet, Florida temsilcisinde hücumda daha fazla ön plana çıktı. İlk sezonunda 14 sayı – 3.5 ribaunt ve 2.5 asist ortalaması yakalayan milli basketbolcumuz, bir sonraki yıl ortalamalarını 14.9 sayı – 4.3 ribaunt – 2.8 asiste yükseltti. 2006-07 sezonunda düşüş yaşamasına rağmen 2007-08 sezonunda olağanüstü bir çıkış yakalayan temsilcimiz, 19.5 sayı – 5.7 ribaunt ve 5 asist ortalamasıyla NBA'de yılın en çok gelişme kaydeden oyuncusu ünvanını kazandı. All-Star takımında yer alamamasına karşın, Doğu Konferansı'nda iki kez haftanın bir kez de ayın oyuncusu seçilen Hidayet, özellikle son çeyreklerde el yakan topları sayıya çevirerek LeBron James, Kevin Garnett ve Chauncey Billups gibi NBA'in süper starlarıyla boy ölçüşebilecek düzeyde bir oyuncu olduğunu gözler önüne serdi.
İlklerin adamı Mehmet Okur
Tofaş ve Efes Pilsen'de geçirdiği başarılı dönemin ardından ülkemizde düzenlenen 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda İspanyol yıldız Pau Gasol'e yaptığı savunmayla NBA takımlarının dikkatini çeken Mehmet Okur, 2001 NBA Draftı'nda 39. sırada Detroit Pistons tarafından seçilerek dünyanın en büyük basketbol organizasyonuna adım attı. 2002-03 sezonunda 72 maçta görev yapan temsilcimiz, 6.9 sayı – 4.6 ribaunt ve 1 asist ortalaması yakaladı. Bir sonraki sezon maç başına yaklaşık 3 dakika daha fazla süre alan milli basketbolcumuz, ortalamalarını 9.6 sayı ve 6 ribaunta yükseltmeyi başardı.
Aynı sezon finalde Shaquille O'Neal, Kobe Bryant, Karl Malone ve Gary Payton gibi yıldız oyuncuları kadrosunda bulunduran Los Angeles Lakers'ı 4-1 ile geçerek şampiyonluğa ulaşan Pistons makinesinin parçalarından biri olan Mehmet, şampiyonluk yüzüğünü takan ilk Türk oyuncu olarak bizlere uluslar arası arenada yaşanabilecek en büyük grurlardan birini yaşattı.
Pistons'ın antrenörü Larry Brown ile anlaşamaması ve Raseed Wallace'ın da takıma katılmasıyla birlikte daha iyi bir ücretle daha fazla süre alabileceği bir takımı tercih etmek durumunda kalan milli basketbolcumuz, Utah Jazz ile el şıkıştı. 2004-05 sezonunda Utah Jazz formasıyla başarılı bir yıl geçiren temsilcimiz maç başına 28.1 dakika süre alırken, 12.9 sayı – 7.5 ribaunt ve 2 asist ortalaması tutturdu. 2005-06 sezonunda büyük bir gelişme kaydeden Mehmet, ortalamalarını 18 sayı – 9.1 ribaunt – 2.4 asiste çıkardı. 2006-2007 sezonunda da başarılı performansını sürdüren temsilcimiz, 17.6 sayı – 7.2 ribaunt ve 2 asist ortalamasıyla bir ilke daha imza attı ve All-Star'da yer alan ilk Türk olarak adını Türk spor tarihine altın harflerle yazdırdı.
Bu sezona istediği gibi bir başlangıç yapamamasına rağmen normal sezonun ikinci yarısında önemli bir çıkış yakalayan Mehmet, yaşadığı sakatlıklara ve rahatsızlıklara rağmen takımına büyük katkı yaptı. Özellikle de play-off'ların başlamasına çok kısa bir süre kala sergilediği olağanüstü performansla Jazz'ın son yılların en zorlu çekişmesine sahne olan Batı Konferansı'nı 4. sırada tamamlamasında önemli rol oynadı.
İki yıldızımızın takımı da sezonu kapattı ama…
Bu sezon Utah Jazz'ın da Orlando Magic'in de hedefi hiç kuşkusuz şampiyonluktu. İki temsilcimizin takımı da amacına ulaşamamış gibi gözükebilir; fakat milli basketbolcularımızın sahada verdiği mücadeleyi görmezlikten gelmememiz gerekiyor. Bu iki yıldızımızın sayesinde dünyanın en büyük basketbol organizasyonu NBA'de Türk oyuncuları molalarda televizyonda gördüğümüz için sevinmiyoruz artık; konferans finaline yükselemedikleri için üzülüyoruz. Türk basketbolcusunun adını bu seviyeye taşıdığınız için halkımız adına sizlere teşekkür ediyorum.