l Veysel BALKAYA
Brezilya futbolundan eskisi gibi keyif alındığını söylemek mümkün değil. Hani üzerilerinde ölü toprağı olduğunu söyleyesim gelmiyor ama ciddi bir yozlaşma hakim durumda.
Federasyon Başkanı Ricardo Teixeira’nın saltanatı korumak için kulüplere verdiği sınırsız tavizlerle mutluluk gülücükleri atan dev Brezilya takımları artık oyuncu yaratma kaygılarını da bıraktı.
Sambayı artık beğenmiyoruz; çünkü tangoyu Arjantinliler daha iyi yapıyor ve zevk veriyor. Zaten Dunga’nın da milli takımın başına Teixeira’nın kendini fazla ‘kasmayacak’ dediğini yapacak en uygun kaftan olmasından kaynaklıydı...
Brezilya futbolundaki sıkı adamları azalıyor... Garincha artık yok. Socrates, Pele, Zizinho, Zagallo da... Onlar artık tarihin derinliklerinde... Brezilya’yı şu sıralar futbolla yeni yeni haşır neşir olacaklara sevdirebilecek bir isim bulamıyoruz.
Sonuncusu da bu topraklardan geçti gitti... Hem de çok hızlı... Arthur Zico...
Zico Fenerbahçe’den belki de yardımcısı Samet’le bir akşam yemeği bile yiyemeden ayrıldı.
Biz aslında onun gibi adamları sevmeyiz. Çünkü o her zaman takımının arkasında durur, oyuncularını aslanların önüne atmaz, kaçan penaltı şampiyonluğa da mal olsa sorumluluğu o alır. Zico arkasında bir lig şampiyonluğu ve 40 yılda bir Türk futboluna uğrayar Şampiyonlar Ligi çeyrek finalistliği bıraktı.
Zico’nun antrenörlüğü hep eleştirildi. Ancak tenkitler nedense birbirleriyle örtüşmedi.
Zico oyuncular tarafından çok sevilirdi. Tamam, bu takımın ciddi bir bölümü kendisiyle aynı topraklardan gelmişti fakat takımdaki diğer isimlerin de ‘Baba’ gibi sarıldığı Zico oyuncularıyla hiçbir zaman problem yaşamadı. Zico’nun babacanlığını ‘pasif, otoritesiz hoca’ diye tanımlayanlar aynı zamanda Kalli’nin Alman disiplinine de ‘bu kadarı olmaz’ dememiş miydi?
Aslında Zico’nun değerinin anlaşılabilmesi için Fenerbahçe’nin teknik direktör adayları arasında geçen Vanderlei Luxemburgo’nun Türkiye’ye gelmesi iyi ölçü olacaktır. 1983’ten bu yana teknik direktörlük yapan Luxemburgo kariyerinde bir takımı 2 sezondan fazla çalıştıramadı. Şu an çalıştırdığı Palmerias’a 4 kere gelip gitti. Elbette ki transfer aşığı medyamız Luxemburgo’nun Real Madrid macerasına dem vuracak ama Brezilyalı çalıştırıcı İspanya’da 1 seneye tamamlayamadı. Üstelik Real Madrid’e oynattığı 4-2-2-2 ile uzun zaman anlaşılamamıştı. Fenerbahçe kaptanı Alex’in de eski hocası olan Luxemburgo, Brezilya’da yaşadığı aşk hikayeleriyle de günlerce gündemde kaldı.
Zico felsefesiyle Brezilya futbolunun kirliliğinden çok uzakta olduğunu gösterdi. Galiba Türkiye’nin kaybettiği sadece bir teknik direktör değil! Aynı zamanda Brezilya futbolunun güzel yönünden vazgeçmeyen ‘Son Samuray’lardan bir tanesinin yitirilişi.