Her sezon öncesi olduğu gibi hepimiz yine transferlerimizi konuşuyoruz. Kimileri Guiza, kimileri Kewell, kimileri de Sivok, Seric gibi isimleri birbirlerine anlatıyorlar. Umut ve beklentiler gerçekten futbolun çok keyifli bir bölümü. Taraftar olarak bu hepimizin hakki ancak burada hiçbirimizin üzerinde durmadığı çok önemli bir konu var; o da futbolun ekonomik gerçekleri.
2001/2002 sezonu dünya futbolunda finansal kriz yılı olarak anıldı. Bu dönemlerde çok önemli kulüpler battılar veya ciddi sıkıntılar yaşadılar; örnekler mi: Leeds, Fiorentina, Lazio, Roma, Parma, Chelsea, Fulham, Queens Park Rangers, Bradford, Ipswich, Leicester, Wimbledon, Bolton, Middlesbrough, Portsmouth, Wolverhampton, Real Madrid, Barcelona, Juventus, Dundee United, Dortmund. Bu kulüplerin bazıları el değiştirdi. Bazıları yeni yönetimlerle yeniden yapılanarak eski günlerine geri döndü. Bazıları ise halen eski günlerini aramaktalar. Bu çöküşün sebebi Bosman kuralı sonrası patlama yaşayan oyuncu ücretlerinin tavan yapmasıydı. Örneğin 95/96 sezonunda İtalya'da %50 olan ücret ciro oranı, kriz yılında %90'a çıkmıştı.
Bu dönem sonrası ücret ciro oranı dünyada futbol ekonomisin en önemli ekonomik kriteri olarak anılmaya başlandı. Bu oran bütün sporcu ve antrenör giderlerinin toplam ciroya bölünmesi ile bulunuyor. Bu giderlere bir önceki sezonun kulüp karından ayrılanın dışında yapılan bonservis harcamaları da katılıyor. Bu giderler kulüp maliyetlerinin temelini oluşturduğundan bu rakam kulübün finansal sağlığını ölçmek açısından çok önemli. Burada sağlıklı oran %60 ve altıdır. Üst limit ise %70dir. Büyüme sürecinde birkaç yıl bu rakam %80leri bulabilir ancak bu bir iki yılı aşar ve sportif başarı/gelir artışı sağlanmazsa kulübün sonu olur. %80 üstü bir rakam ise intihardır:
• Yukarıda adi gecen batan, el değiştiren, finansal sıkıntı yaşayan kulüplerde sondan önceki 3–4 sezonda bu rakam %80 üstüdür (Chelsea, QPR, Fulham, Fiorentina, Lazio, Leeds, Dundee United, Dunfermline, vb.).
• İngiltere Futbol Federasyonu %60ı geçen ve batan lig kulüplerine 10 puan ceza kesmektedir.
• G 14 kulüpleri rekabeti sağlama için aralarında %70i geçmeyeceklerine dair bir anlaşma yapmışlardır.
• Bu oran bazen toplam ücretlerin ciroya bölünmesi ile de hesaplanır. Toplam ücretler oyuncu ve antrenör dışında kulüp profesyonellerinin maaşlarını da içerir. Eskiden çok önemli bir fark olmasa da günümüzde artan profesyonel ücretlerinden dolayı bu oranın kullanılması daha sağlıklıdır.
Zaten herhangi bir şirketi düşünürseniz de bu rakamın ve belirlenen limitlerin ne kadar mantıklı olduğunu görebilirsiniz. Bir işletmenin toplam satışlarının %80inden fazlasını maaş ve çalışan transferi olarak dağıttığını düşünün. Kendi işinizi veya işyerinizi düşünün; bu yapı nasıl ayakta kalabilir?
Resmi rakamlar açıklanmadığından dışarıdan bir gözlemci olarak yaptığım araştırmalara dayanarak ülkemizdeki 4 büyüklerde ücret ciro oranlarının %80 fazlası olduğunu söyleyebilirim. Bu bağlamda spor kulüplerimizin ne denli büyük bir kumar oynadıklarını artık görmeleri gerekiyor. İngiltere ligi üzerinde üzerine yapmış olduğum bir çalışmada ücret giderleri ile sportif başarı arasındaki bağ %83 çıktı. Yani genellikle parayı veren düdüğü çalıyor. Ancak aynı yıl, aynı kulüplerin sportif başarıları ile finansal başarıları arasında bağ %2 çıktı. Yani bir sure sonra verecek para kalmıyor. Önemli olan sürdürülebilir sportif ve ekonomik başarıya ulaşmak olduğundan ücret ciro oranlarına dikkat ederek transfer yapmak gerekiyor.
Spor kulüplerimiz yıllardır çok yüksek oranlarla yaşadıklarından kendi finansal sağlıklarına uzun vadede zararlar veriyorlar. Ülkemizde milyonlarca Euro zarar eden ve borçları 150–200 milyon Euro seviyelerine ulaşmış futbol kulüpleri var. Bu bağlamda zaten geçtiğimiz yıllarda atılan adımlar spor kulüplerimizi açmaza sokmuşken, bu denli transferin bir açıklamasını yapmak gerekiyor. Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere yeniden yapılanma transfer yaparak olmuyor. Ayrıca transferi ekonomik başarıya çevirebilmek önemli ticari yetkinlikler gerekiyor. Transferin sadece saha içinde değil saha dışında da takıma katkı yapması çok önemli. Bu da ancak ve ancak işin ticari mantığını kavramış ve uygulayabilen kulüplerde olabiliyor.
Ancak bir de Şampiyonlar Ligi gerçeği var. Ülkemizde büyük spor kulüplerimizin ciroları yaklaşık 50–90 milyon Euro arası değişiyor. Şampiyonlar Ligi'nde iyi bir performans ve çeyrek final yaklaşık 20 milyon Euro gelir anlamına geliyor. Bu bağlamda en azından büyük transfer yatırımlarının Şampiyonlar Ligi'ne katilim olacak sezonlarda yapılması önemli. Ancak yine de mevcut ekonomik konjonktür içerisinde spor kulüplerimizin biraz daha dengeli transfer yapmaları gerekiyor. En azından yatırımların geri dönüşünü ve olası riskleri hesaplayarak transfer yapmalarını beklemeliyiz. Sonuç olarak duygusal olarak sporseverler için transferler çok önemli olsa da kulüp için bunun ticari bir yatırım olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz.
Bu keyifli transfer döneminde kimsenin canını sıkmak istemesem de sadece hatırlatmak istedim. En azından sporseverler olarak işin bir de bu tarafı olduğunu düşünelim ve umalım ki spor kulüplerimizi yönetenler de bunları düşünüyor olsunlar çünkü spor ekonomisinin boyutu yapılan uzun dönemli hataları cepten kapatabilecek yöneticiler devrini hızla aşıyor.