Pekin'e olimpiyat şampiyonu unvanını geri almak için gelen ve turnuva boyunca sergilediği performansla basketbolseverleri büyüleyen ABD, akıllara kazınan final maçında son dünya şampiyonu İspanya'yı bir kez daha mağlup ederek uzun bir aradan sonra yeniden basketbolun zirvesine oturdu.
ABD'nin grup maçlarında İspanya'yı 37 sayı farkla yenmesinin ardından birçok kişi Birleşik Amerika'nın rahat bir şekilde altın madalyaya uzanacağını düşünüyordu; ama NBA yıldızları bu kez karşısında çok daha farklı bir İspanya buldu.
Grup maçında ABD karşısında teslim bayrağını çok erken çeken İspanya, 2006 yılında dünya şampiyonu olurken sahaya yansıttığı mücadele azminden çok uzaktı. Maçın ilk dakikalarında farkın açılmasıyla birlikte karşılaşmayı kaybettiğini kabullenen ve bir sonraki maçı düşünmeye başlayan İspanya, bu hatasının bedelini çok ağır ödedi.
Dünya şampiyonu unvanıyla geldikleri Pekin'de sahadan 37 sayı fark yiyerek ayrılan İspanyol oyuncular, final maçına ise bu onur kırıcı tabloyu unutturmaya ve mücadeleci kimliklerini ortaya çıkardıkları zaman her takımla başa baş oynayabileceklerini ispatlamaya kararlı bir şekilde sahaya çıktılar. İspanya'nın altın madalya mücadelesinden öte onur mücadelesi verdiğini düşünüyorum.
Maça gelecek olursak, ben ABD'nin kötü oynamasına rağmen en iyi performanslarından birini sergileyen İspanya'yı yendiği kanaatinde değilim. Birleşik Devletler yıldızlarıyla ayakta kalırken, topu pota altındaki oyuncuyla buluşturarak doğru basketbolu oynamayı tercih etmedi. Turnuva boyunca karşısında tempoyu düşürmeye çalışan takımlar bulan ABD, final maçında savunmadan çok hücum etmeyi düşünen bir ekiple karşılaştı. İspanyol takımının da hızlı tempoda oynayan ve hücum etmeyi seven bir takım olduğunu biliyoruz, ancak hızlı hücum basketbolunun tartışmasız en iyi takımı olan ABD karşısında son dünya şampiyonun kendi basketbolunu sergilemek istemesi intihar gibi gözüküyordu. Fakat, İspanya oynadığı kumarı kazandı ve hücumdaki olağanüstü performansıyla maçtan hiç kopmadı.
Birçok kişi İspanya'nın rakibini alan savunmasıyla karşılamasını beklerken, son dünya şampiyonu maça adam adama savunma yaparak başladı. Turnuva boyunca savunmadaki olağanüstü başarısıyla rakiplerini oyundan düşüren ABD, İspanya'nın da tempoyu yavaşlatmak yerine hızlandırmaya çalışmasıyla birlikte daha rahat hücum etmeye başladı ve hızlı hücumlardan kolay sayı ürettiği için pota altındaki oyuncuya topu indirmeyi unuttu. LeBron James, Dwyane Wade ve Kobe Bryant'ın üç sayı çizgisinin gerisinden yüksek yüzdeyle şut kullanarak maça başlamasıyla skor üstünlüğünü ele geçiren ABD, takım oyunu yerine bireylerin öne çıkmasıyla(ilk yarıda özellikle de Dwyane Wade) oyunu kontrol altına aldı.
Birleşik Devletler kadar geniş bir kadroya sahip olmadığı için enerjisini ekonomik kullanmak zorunda kalan İspanya, aktif dinlenme için değişmeli olarak alan savunması ve adam adama savunma yaptı. Alan savunmasına Kobe Bryant, Dwyane Wade ve LeBrom James'in üç sayılık basketleriyle cezayı kesen ABD, Rudy Fernandez ve genç yetenek Ricky Rubio'nun sıradışı performansına rağmen farkı 10 sayı civarında tutmayı başardı. Rudy Fernandez yaptığı smaçlarla ve inanılmaz üç sayılık basketleriyle takımına hayat verirken, 17 yaşındaki Ricky Rubio olimpiyat finalinde NBA yıldızlarına karşı oynamanın yarattığı stresin altında ezilmeyerek sayılarıyla ve asistleriyle ileride ne kadar büyük bir oyuncu olabileceğini gözler önüne serdi.
İkinci yarıda devreye giren Juan Carlos Navarro ile tecrübeli yıldız Pau Gasol'e bu iki genç oyuncunun katılımıyla İspanya üçüncü çeyrekte de oyundan kopmadı ve karşılaşmanın bitimine 8 dakika kala Fernandez'in üç sayılık basketiyle skoru 91-89'a getirerek farkı 2 sayıya kadar indirdi. Bu noktadan sonra ise sahneye NBA'in en değerli oyuncusu Kobe Bryant çıktı. Son dakikalarda el yakan topları kullanmayı çok seven yıldız oyuncu, kalan bölümde kaydettiği 13 sayıyla rakibinin direncini kırarken, takım arkadaşlarının yaşadığı şoku kısa sürede atlatmasını sağladı.
Sonuç olarak, ABD beklendiği gibi karşılaşmayı kazanarak altın madalyanın sahibi oldu. İspanya sahada yapılması gereken her şeyi yapmasına rağmen kadro derinliği, fizik gücü ve takımdaki yıldız oyuncu sayısı açısından ABD'nin 3 ya da 4 seviye değil sadece 1 seviye altında olduğu için sahadan mağlubiyetle ayrıldı.
Evet, gerçekten İspanya'yı sergiledikleri performanstan ve mücadele azminden dolayı kutlamak gerekiyor. En önemli nokta olarak da İspanya'nın gümüş madalya kazandığı için değil, 37 sayılık bir mağlubiyetin ardından final maçında sergilediği bu muhteşem performansla kaybettiği saygıyı yeniden kazanmasından dolayı ayakta alkışlanması gerektiğini düşünüyorum.