Amerika Açık Tenis Turnuvası bu yıl bir gün gecikmeli de olsa Roger Federer'in şampiyonluğuyla tamamlandı. Tek erkekler finalinde Andy Murray karşısında çok rahat bir oyun ortaya koyan efsane tenisçi eski günlerine yeniden döndüğünün de sinyallerini verdi. Evet eski günlerine, çünkü bu yıl Federer, geçmiş yıllara nazaran son derece suskun bir yıl geçiriyordu. Acaba Amerika Açık bu suskunluğun bitip yeniden yükselişe geçişin bir emaresi miydi?
Bu yılın başında mononükleoz (bir virüs hastalığı) olan ve belki de bunun neticesinde 2005'ten bu yana ilk kez bir Grand Slam'de final göremeyen Federer, sezonun ilk şampiyonluğu için nisan ayına kadar beklemek zorunda kalmıştı. Roland Garros'ta ve özellikle Wimbledon'da kaybedilen finallerin ardından artık onun çağının bittiği, hatta bir daha Grand Slam kazanamayacağı yorumları yapılır olmuştu. Bu dönemde Federer'in kaldığı otellere, ailesinin İsviçre'deki evine ve menajerlerine iyi niyet mektupları, destek mesajları ve hatta taktiksel tavsiyeler dahi gelmişti.
Bu yılki en büyük hedeflerinden biri olan Olimpiyat Oyunları'ndan da teklerde (çiftlerde şampiyon oldu) eli boş dönen İsviçreli tenisçi, New York'a son yıllarda hiç yaşamadığı duygular ve soru işaretleriyle geldi. Bu yıl 12 maç kaybetmişti. Son dört yılda toplam 12 maç kaybetmeyen Federer için bu çok büyük bir rakamdı. Her ne kadar kendine güveninin tam olduğunu söylese de 4,5 yıllık bir aranın ardından dünya sıralamasında 1 numaradan inmek onun için çok ciddi bir kayıptı. Çünkü o kaybettiği Wimbledon finalinden sonra bile önemli olan 1 numara olabilmek demişti.
Artık yenilmez gibi görünmese de, her ne kadar büyük sıkıntılar yaşasa da Roger Federer Flushing Meadows'ta finale kadar yükselmeyi başardı. Rakibi bu yıl kaybettiği isimlerden biri olan Andy Murray'di. Murray, yarı finalde Rafael Nadal'ı yenmiş ve çok formda olduğunu göstermişti. Murray – Nadal maçı hiç şüphe yok ki Wimbledon finalinden sonra bu yılın en güzel 2. maçıydı. Nadal karşısında oyunun her yönünde üstün olan İskoç tenisçi finali fazlasıyla haketmişti. Fakat final tek yönlüydü. Federer çok rahat bir şekilde Murray'i geçip üst üste 5. Amerika Açık şampiyonluğunu kazandı ve 2 Grand Slam'i (Wimbledon) üst üste 5 kez kazanan ilk tenisçi olarak tarihe geçti.
21 yaşındaki Andy Murray ise 2 hafta boyunca ortaya koyduğu performanla bir kez daha bir Grand Slam finalinde boy göstereceğinin ve belki de şampiyon olacağının sinyallerini verdi. Federer de ilk Wimbledon finaline çıktığında 21 yaşındaydı. Yine John McEnroe da ilk Amerika Açık finalini bu yaşta oynamıştı.
Şu anda Virginia Wade bir Grand Slam kazanan son Britanyalı olma özelliğini sürdürüyor. Erkeklerdeyse 1936 yılında Amerika Açık'ı kazanan Fred Perry'den bu yana Grand Slam kazanan bir Britanyalı olmadı. İskoç Andy Murray Büyük Britanya'nın Grand Slam kazanma yolundaki en büyük ümidi. Murray her ne kadar temel tenis eğitimini İspanya'da almış olsa da Britanyalıların onun şampiyonluğunu en içten şekilde sahipleneceklerine şüphe yok.