Bugüne kadar birçok kez yapılmış bir tartışma var. Hücum mu savunma mı? Aslında basketbolseverler olarak her zaman göze hoş gelen basketbol oynayan takımları destekledik ve olağanüstü yeteneklere sahip olan LeBron James, Kobe Bryant, Dwyane Wade ve Carmelo Anthony gibi süper starları kadrosunda bulunduran takımları izlemek istedik. Ancak istatistikler, şampiyonluğa giden yolda en önemli faktörün savuma olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
2007-2008 sezonunda NBA'in en skorer 3 takımı play-off'larda ikinci tura yükselme başarısı gösteremedi.
Jason Richardson gibi önemli bir hücum silahının takımdan ayrılmasıyla birlikte ön plana çıkan Monta Ellis ile Baron Davis'in önderliğinde maç başına 111 sayı üreten Golden State Warriors, ligin en skorer takımı oldu, ancak bu önemli hücum gücüne rağmen Warriors, potasında gördüğü 108.8 sayı nedeniyle 'Vahşi Batı' da play-off oynama şansı yakalayamadı.
Güçlü fiziği ve olağanüstü yeteneğine rağmen daha çok özel hayatında yaşadığı problemlerle gündeme gelen Carmelo Anthony'nin tecrübeli yıldız Allen Iverson ile birlikte önderliğini yaptığı Denver Nuggets ise, maç başına ürettiği 110.7 sayı ortalamasıyla Warriors'ın ardından ligin en skorer ikinci takımı oldu. Marcus Camby gibi NBA'in en iyi savunma yapan oyuncularından birini kadrosunda bulundurmasına rağmen maç başına 107 sayı yemekten kurtulamayan Nuggets, hücuma dayalı oyun tarzıyla gözlerimizin pasını silmesine rağmen play-off'a 8. sırada girebildi ve Los Angeles Lakers'a 4-0'lık sonuçla boyun eğerek sezonu kapattı.
Sezon ortasında yaptığı Shaquille O'Neal – Shawn Marion takasıyla odak noktası haline gelen Phoenix Suns, Steve Nash gibi bir asist uzmanıyla birlikte maç başına 110.1 sayı üreterek ligin en skorer üçüncü takımı oldu. Şampiyonluk adaylarından biri olarak gösterilmesine rağmen ilk turda son şampiyon San Antonio Spurs'le eşleşen Suns, şeytanın bacağını kırmayı başaramadı ve güçlü rakibine bir kez daha elenerek havlu attı. Potasında maç başına 107 sayı gören Suns, sezonun en büyük hayal kırıklıklarından bir tanesi oldu.

Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda ise çok farkı tabloyla karşılaşıyoruz. Potasında en sayı gören ilk 3 takımın ikisi konferans finali oynarken, diğer takım da şampiyonluğa ulaşmayı başardı.
Son 6 sezon Doğu Konferansı'nda final oynayarak büyük bir başarıya imza atan Detroit Pistons, potasında ortalama 90.1 sayı gördü. NBA'in en az sayı yiyen takımı olan Pistons, Kevin Garnett-Ray Allen-Paul Pierce üçlüsünü geçerek finallere uzanmayı başaramadıysa da konferans finaline kadar emin adımlarla yürüdü.
Play-off'un ilk turunda Atlanta Hawks karşısında zor anlar yaşayan ve konferans finaline kadar deplasmanda maç kazanamayan Boston Celtics, potasında maç başına 90.3 sayı görerek ligin en az sayı yiyen ikinci takımı oldu. Ortalama 100.5 sayı üreten Celtics, özlenen Los Angeles Lakers – Boston Celtics finaliyle özlenen şampiyonluğa ulaştı.
Profesyonel sporların en istikrarlı takımlarından biri olan San Antonio Spurs, kadrosundaki oyuncuların yaşlı olduğu ve şampiyonluk için mücadele edemeyecekleri yönündeki eleştirilere kulak asmadan emin adımlarla Phoenix Suns ve New Orleans Hornets gibi önemli takımları saf dışı bıraktı. Maç başına 90.3 sayı yiyerek ligin potasında en az sayı gören üçüncü takımı olan Spurs şampiyonluk unvanını koruyamadığı için Basketbolseverler tarafından başarısız olarak nitelendirilse de konferans finaline kadar ilerleyerek belirli bir çizginin altına inmedi.
Henüz yeni sezonun başlamasına oldukça uzun bir süre var ve takımlar yapacakları takaslarla çok farklı kimliklere bürünebilirler. Ancak bazı takımların hedeflerinden şimdiden uzaklaşmaya başladığını söyleyebiliriz.
Belgesel çekimlerine ağırlık vermek istediği için Hollywood'da yaşamak istediğini birçok kez dile getiren Baron Davis'in Los Angeles Clippers'ın yolunu tutmasıyla birlikte hücum gücünün önemli bir parçasını kaybeden Warriors, Corey Maggette'nin hücumda sorumluluk almasını bekleyecek. Baron Davis'in takıma yaptığı hücum katkısını Maggette'nin yapması ise çok zor gözüküyor. Takımın bir numaralı skor opsiyonu haline gelen Monta Ellis'in beklenmedik sakatlığı ile Matt Barnes'ın takımdan ayrılması Warriors'ın işini çok daha zora soktu.
NBA'in en önemli yıldızlarından Carmelo Anthony ve Allen Iverson'ı kadrosunda bulundurduğu için her sezona şampiyonluk parolasıyla giren Denver Nuggets da bu yaz döneminde önemli yara alan takımların başında geliyor. En fazla savunmada problem yaşamasına rağmen en iyi savunmacısı Marcus Camby'i Los Angeles Clippers'a gönderen Nuggets, pota altında en fazla mücadele eden oyuncularından Eduardo Najera'yı da New Jersey Nets'e kaptırdı. Nuggets'ın bu kadro yapısıyla önemli hedeflere yelken açması mümkün gözükmüyor.
Sonuç olarak değinmek istediğim nokta, belirli bir sistemi oturtamamış, yıldız oyuncuların ürettiği sayılarla ayakta kalmaya çalışan ve savunmayı ikinci planda tutan takımlar şampiyonluk maratonunu istedikleri yerde bitiremeyecekler. San Antonio Spurs ve Detroit Pistons gibi istikrarlı takımlar ise belirli bir seviyenin altına inmeyerek her zaman adından söz ettirmeye devam edecek.