LAZARONİ BAŞKA MAÇ SEYRETMİŞ
Bazı köşe yazarları vardır. Sürekli eleştirirler. Teknik direktör bir türlü istenilen futbolu oynatamaz, sürekli taktik ve oyuncu değişikliği hatası yapar, oyuncular sahada mücadele etmezler vs.. Son zamanlarda kendimi bu yazarlardan biri gibi hissetmeye başladım.
Halilhodzic zamanında kişiliksiz futbol oynayan bir takım vardı. Trabzonspor sürekli eleştirdiğim, hatta zaman zaman haftalık yazımı yazmamı engelleyecek kadar umursamaz ve ezik bir futbol oynuyordu. Hoca kanımca bu takımın ağırlığını kaldırabilecek seviyede değildi ve sürekli hata yapıyordu. Halilhodzic gitti veya gönderildi – ben bu yönetimin Halilhodzic’i gönderdiğini hiç düşünmüyorum. Ardından bunca yıldır hiç duymadığım kadar çok teknik direktör adı Trabzonspor ile beraber anıldı. Hector Cuper’ler, Jacques Santini’ler, Lucescu’lar – Lucescu’ya teklif yapıldığını duyduğumda o anda Dinamo Kiev’de oynayan Milan ile sözleşme imzalamış Shevchenko ile Rebrov için Dinamo Kiev’e transfer teklifi yapmaya hazırlanan Trabzonspor yönetimi geldi aklıma. Hiçbiri olmadı – hatta bu isimlerin Trabzonspor’dan haberi var mı açıkçası ondan bile emin değilim. Ardından Türk teknik direktörlere geçildi. Yine her zamanki gibi ortada Mustafa Denizli ismi geçti. Sonra Samet Aybaba’ya gidildiğinde, gerek göreve geldiğinde bir sene önce küme düşmekten kılpayı kurtulan takıma oynattığı futbol ile gerekse saçmasapan bir şekilde genel kurula ve yeni yönetim kurulu seçimine iki hafta varken apar topar Erol Tuna’nın operasyonu ile gönderildiğindeki duruşu ile son derece sempatimi kazanan Samet, çok haklı olarak Trabzonspor’un birçok teknik direktörle görüştüğünü ve hiçbiri ile anlaşılamadığı için kendisine gelen teklifin kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirtiyordu.
Sonra kutudan Lazaroni çıktı. 10 senedir nerede ne yaptığından haberdar olmadığımız kariyerinin tepe noktasına tam 16 sene önce Brezilya Milli Takımı teknik direktörü iken çıkmış ve Brezilya’nın benim hatırladığım dünya kupalarında en erken elenmesinde takımı yönetmiş, Fenerbahçe’den aldığı Parreira mirasını kısa sürede yoketmiş ve apar topar gönderilmiş olan hoca. ‘Yapacak bir şey yok. Takımı desteklemek lazım.’ dedim ve bu konuya çok detaylı olarak değinmedim.
Dün akşam televizyonda seyrettiğim Lazaroni’nin ise bu takımın başında olmaması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de ve dünyada birçok sahada maç seyrettim. Trabzonspor’un taraftarı kadar sahada oynanan futboldan, neyin ters gittiğinden haberdar bir taraftar görmedim. Bunun takımı olumlu mu olumsuz mu etkilediği tartışılabilecek bir konu. Ancak bir takım kendi evinde önce UEFA Kupası’ndaki rakibi Apoel’i yenerek eliyor ardından da ligdeki ilk galibiyetini alıyorken iki maçta da ıslıklanıyor ise binlerce kişinin ne diyor olduğuna kulak kabartmak gerekiyor. Lazaroni bunu herhalde anlamıyor veya anlamak işine gelmiyor. Maç sonrası yaptığı konuşmada Trabzonspor’un farkı kaçıran taraf olduğunu belirten Lazaroni belki bu konuşmayı başka bir kentin üçüncü sınıf futbol takımını yönetirken söylese taraftar üzerinde durup düşünürdü. Ancak kent Trabzon takım da Trabzonspor olduğu zaman bu sözleri duyan taraftar, sadece yönetimin Lazaroni seçiminin ne kadar yanlış olduğunu bir kere daha anlıyor. Dün akşamki karşılaşmada Trabzonspor’un beğenmeyip gönderdiği oyunculardan kurulu Denizlispor biraz daha dikkatli olabilse Trabzonspor’a son derece hakettiği farklı bir mağlubiyet tattırabilirdi.
ÇETİN SARIGÜL
Hakem Çetin Sarıgül bir süre önce Mutlu Çelik ve Bülent Uzun ile eski federasyondan veto yemişti. Bu hakemlerin hakkındaki söylentilerin ayyuka çıktığını ancak ortada delil olmadığı için olayın dava boyutuna gelmediği o yüzden de bu hakemlere bir daha maç verilmeyeceğinin açıklandığı konuşuluyordu. Haluk Ulusoy federasyonu ise göreve gelir gelmez Bülent Uzun’u MHK’ye sokmaya çalıştı, olmadı gözlemci yaptı. Çetin Sarıgül ise dün akşam henüz 15 gün önce Nuri Albayrak’ın 30 gün hak mahrumiyeti almasına yol açacak derecede hakemleri ‘çete’ oluşturmak ile suçladığı bir ortamda Trabzonspor’un maçına tayin edildi. Üstelik tribünde bir dolu bakan ve yanında da Nuri Albayrak var iken. Yorum sizin.
SZYMEK?
Szymek her maç beni daha da yanıltan bir performans sergilemeye devam ediyor. Ortasahada Hasan sürekli pas hatası yapıyor, ‘Hadi o Hasan.’ diyorsun. Ancak Syzmek’in iki topu arkadaşlarına atamaması ekran başında onun gerçek potansiyelini bilen taraftara saç baş yolduruyor. İlk geldiği sene oynadığı futbolu gözönüne getirdiğimde bunu diyeceğimi hiç tahmin etmezdim ancak Szymek bu şekilde oynayacak ise Trabzonspor’un yabancı kontenjanını işgal etmesine hiç gerek yok.
NOT: Yıllardır Lig TV’de Avrupa’dan Futbol programında Mehmet Özkan ile Mert Aydın’ı büyük bir keyifle izliyorum. Gerçek futbolseverlerin ve Avrupa futbolunu yakından takip etmek isteyenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken programlara imza atıyorlar. Trabzonspor yönetimi sadece şu programları seyretse bu yapmış olduğundan daha iyi transfer yapardı herhalde.