EURO 2008
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Mehmet Sevinç
Fırat Bayar
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN YAYINLARI
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Yenilginin sebebi benim!

Maçı çözen kanat Beşiktaş'ın soluydu. Ricardinho ve arkasında oynayan Baki Mercimek'in elek olduğunu "görme özürlüler" bile gördü ama ne hikmetse Tigana göremedi.


NTVSPOR
Güncelleme: 19:18 TSİ 26 Şubat 2008 Salı

1984, okumak için memleketten İstanbul'a geldiğim yıldır. O yıldan bu yana İstanbul'da çok az Beşiktaş maçı kaçırdım. Pazar günü İnönü Statı'nda izlediğim Beşiktaş'tan daha kötü Beşiktaşlar da izledim ama o Beşiktaşlar rakiplerine en fazla, yeniliyorlardı. Bu Beşiktaş gözümüzün önünde resmen 'telef' oldu.

Trabzonspor forveti -eğer 5 gol üzerine bahis oynamadılarsa (!)- bu denli laubali davranmasaydı, sanırım Beşiktaşlıların ağızlarını açacak bir bıçak üretmek için Bursalı ustaların epey çalışması gerekecekti. Gelin görün ki bu acaip maç, son dakikalardaki o şuursuz atakların birinde çıkacak bir golle 3-3 de bitebilirdi ve bu da "futbolun cilvesi" dedikleri şey olurdu.

Önce tribün gözlemlerimizi, ardından kendi meşrebimizce Beşiktaş'ın oyun analizini ve finalde de maçın neden böyle bittiğine dair subjektif görüşümüzü aktaralım bu yazımızda.

Maça çakmak sokmanın incelikleri
İnanmayacaksınız biliyorum, tuhaf ama arkadaşım Burcu, İnönü statına yürüyerek iki dakika uzaktaki İstanbul'un güzide semti Nişantaşı'nda doğup büyümüş ve halen orada oturan biri olarak hayatı boyunca bir stadın kapısından içeri adım atmamış. Başta ben de inanamadım böyle birini tanıdığıma, fakat bir süre sonra Burcu bir bomba daha patlatınca kesin emin oldum.

Bu güzel arkadaşımız, Galata Kulesi'nin altından Karaköy'e inen/çıkan tüneli, yani ülkemizin ilk füniküler sistemini de bilmiyormuş(!). Olsun varsın, ben de House Cafe'yi, Armani Cafe'yi yıllar sonra öğrenmiştim. Onun yaşı bana göre daha küçük ve öğrenecek çok şeyi var.

Burcu tutturunca "Beni maça götür" diye, tuttum elinden götürdüm. Adnan, Burcu, Serdar ve ben Beyoğlu Ocakbaşı'nda birer tek attıktan ve bizim ekibin misafir bilet sorumlusu Hayati Kurt'u aradıktan sonra İnönü'nün yolunu tuttuk.

Kapalı'nın önünde taksiden indiğimizde Burcu'nun karşılaştığı manzara maça ilk kez giden biri için pek içaçıcı değildi. Denize yakın kapıların girişinde sert bakışlı onlarca polis, karşılarına mevzilenmiş taraftar grubunu 'gözlüyor', taraftarlar da uzaya slogan atıyorlardı; "Yönetim uyuma taraftara sahip çık". Belli ki biz gelmeden ufak çaplı bir 'kalkışma' yaşanmıştı burada.

Biz 'ihtiyarlar kapısı' olan G-H'den bir sıkıntı yaşamadan içeri girerken bir kez daha anladım ki, sigara içenlerle hapishaneden kaçmak isteyenleri engellemek haniyse imkansız. Kapıdaki 'sıkı arama'ya rağmen Burcu bile içeri çakmak soktuysa, 'profesyonel taraftar' içeri neler sokmaz ki?

Neyse, girdik içeri, tribün tıklım tıklım. Önce İstiklal marşı, ardından "Şehitler ölmez vatan bölünmez" ve hemen ardından "İsrail askeri olmayacağız.." Memleketin yükselen siyasi eğilimlerini tespit etmek mi istiyorsunuz, en iyi adreslerden biridir Beşiktaş İnönü Stadı.

Çarşı başka tribüne benzemez
Maçın başında diri olan Çarşı önderliğindeki tribünler 10'uncu dakikadan sonra bir 10-15 dakika kadar 'dinlenmeye' çekildi. Nedeni anlamak için orada olmak gerekir. Taraftarın büyük bölümünün gözbebekleri "Şarabı da içeriz..."i söylüyordu.  Bu 21.45 maçları iyi mi kötü mü karar veremedim. 19.00 maçlarına göre alkol tüketiminde en az iki saatlik bir fark var ki, bu da onlarca bira ve rakıya denk gelir. Haliyle de bünyelerin biraz mola vermesi gayet anlaşılır. Ama tribünler bu duruma alışık olmadığından homurdanmalar başladı ve Çarşı da hemen 'işinin başına döndü.'

Bütün marşlar avaz avaz okundu, Numaralı'dan başlayarak tüm tribünlerle karşılıklı şarkılar söyledi, Kapalı'nın altı ve üstü "Kartal gol gol gol" diye ortalığı yıktı. Konu buraya gelmişken, bu konuda Beşiktaş tirünleri için yazılıp çizilenler üzerine bir şeyler yazmayı çok istiyordum.

Şu Liverpool'un meşhur 'Kop' tribünü ve Milan'ın kale arkası olan Fossa dei Leoni'nin Beşiktaş tribünleri ile karşılaştırılması öteden beri fena halde asabımı bozar. Bu memleketin pozitivistlerinin içimize işlettiği 'batılı' değil de 'batıcı' bakış açısının yarattığı "Onlar gibi neden olmuyor şu Çarşı" önerilerinin gözümde sinek vızıltısı kadar değeri yoktur, belirteyim. Burası İnönü'dür ve buranın ruhu başka statların ruhuna benzemez. Bu konuda ne düşündüğümü sırf yazı uzamasın diye bir başka yazıda açacağım...

Ben nerde yanlış yaptım(!)
Şimdi analiz...
Ortalık yıkılıyor, Burcu şaşkın biz temkinli oyun da kendi halinde ilerliyor. İki takım da bir iki cılız atak yapıyor.

Yorumcuların Ziya Doğan, Gökdeniz, Ersen Martin dediğine bakmam ben. Benim gördüğüm şu; sağ tarafta Serdar Kurtuluş oynadığı sürece orta saha çizigisini en fazla 6 -7 metre geçebildi. Hal böyle olunca o kanat tıkandı. Oysa Serdar genç adam, biri iki atak yapıp öne çıksa, önündeki birilerini geçmeye çalışsa yani o bölgeye ufaktan bir korku salsa oyunun da akışı değişecek ama olmadı, yapamadı. Ancak Serdar ve Ali Güneş tuttukları kanatı iyi koruduklarından Trabzonspor hiç bindirme yapamadı. Bu da onlar açısından olumlu bir durum.

Maçı çözen kanat Beşiktaş'ın soluydu. Ricardinho ve arkasında oynayan Baki Mercimek'in elek olduğunu "görme özürlüler" bile gördü ama ne hikmetse Tigana göremedi. Delgado ve Ricardinho'lu 'yumuşak orta saha' müdafa yapmayınca/yapamayınca bütün yük Baki'nin koruduğu kanata bindi ve bu kanat önce yalpaladı, sonra tökezledi ve sonunda yığıldı kaldı. Denebilir ki, Baki oranın adamı değil. Farketmez burda sorun isimler de değil, anlayışta. Baki orayı tutacaktı, Tigana oraya Baki'yi koymayacaktı, yönetim iki ayrı mevkiye -forvet ve orta saha- iki tane aynı tipte oyuncu alacağına -Bobo, Nobre / Delgado, Ricardinho-  kaç yıldır hiç işlemeyen o kanata oyuncu alacaktı ki, biz tribündekiler böyle illet olmayacaktık.

Neyse, biz burada Erkin Koray'a kulak verelim ve "Olan oldu bir defa / bari hepimize yarasın" deyip CSKA Sofya maçı öncesi bu maçtan bir sonuç çıkarılması temennisinde bulunalım.

Ve bu maçın bence neden kaybedildiğine gelince; benim yüzümden... Ben futbolda 'uğur'a 'büyü'ye, 'totem'e inanırım (!). Böyle kritik bir maça hayatında stada adım atmamış Burcu'yu getirmeyecektim. Tigana'ya bir müjde, Adnan ve ben, Burcu'ya iki maç ceza verdik... Fırsat bu fırsat!

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler
 ADEM POLAT - İstanbul 02 Ocak 2008, Çarşamba 15:50  
Cem abi bence güzel yorumlamış.Ama zaten o maç 10 dk'da bitmişti.
 Gökhan Atasoy - İstanbul 19 Eylül 2006, Salı 20:28  
Aslında benim yazacaklarım trabzon yenilgigiyle ilgili değil dün DSPOR a katıldığınız programla ilgili programın son 20 dk sini ersun yanala ayırdınız şunu birkez daha gördümki türkiyede yaptığınız ve başardığınız hiç birşey hatırlanmıyor sadece şu söz var başarılı bir antranör ne başarıları vardır bu ersun yanalın 20 kür yıldır 1. ligde yer alan ankaragücüne acaba bu sene belki busene şampiyon olabiliriz heyecanını yaşatmış ankaragücüne lig tarihinin en iyi girişini yaptırmış bir antrenör ilk hafta malatyayı 8-0   2. hafta antalyayı 6-1 lik sonuçla geçmiş 2haftada 14 golle lige başlamış 3. hafta şükrüsaraçoğluna favori olarak gelmiş ankaragücüyle türkiye ligi daha görmüşmü 3. hafta istanbula favori olarak gelen bir andolu klübü osene son haftalara girildiğinde şampiyonluk için kıyasıya yarışan önce fb yi sonra gs yi yenip ligi antebin ardından 4. bitrdiler fb den sonra ligte ençok gol atan takımdı ve bunları ismetlerle niyazilerle yılmazlarla başarmıştı bu takımdan ertesi yıllarda üç büyükler giden tek topçusu niyaziydi ve onunda nasılbir kalitede futbolcu olduğu 1yıl kaldığı beşiktaşta görülmüştür aynı yıl küme düşmememe mücadelesi veren gençlerbirliğine geçti aynı kadroyla önce çampiyon olması daha sonrada şampiyonlar ligine gitmesi engellendi bir takım oynadığı son 4 maçında 9 kişi bırakılırmı o senede ençok gol atam takımların başında geliyodu ersun yanalın takımı ve bıraktığı ankaragücü aynı kadroyla ne hallerde olduğuda meydandaydı lucescu bu oynattığı futbolla avrupaya çıkarsa herkesten 5 yer diyordu ve avrupa arenasını çıktı ersun yanal hiçte lucescunun dediği gibi olmamıştı ilk turda andy cole dwight yorke dino baggio gilespie gibi üst düzey futbolcuları olan ingilterede ilk 5 e oynayan blackbournü sonra parma ve sporting lizbonu 3 gol atarak yolluyordu ki o lizbon aynı kadrosuyla ertesi yıl uefa da finl oynadı 4. turda o sene uefayı alacak olan ve 3. turda beşiktaşı her 2 maçtada yenen valencia yı ankarada yenip orada uzatmalarda yenilerek elendi ve milli takım ve şimdide vesteld emilli takımda ona yapılan haksızlıklara girmeyecem sadece şunu söyliyecem şimdiki teknik direktörle arasındaki farkı belirtmek için sayın terime hertha da 3 senedir oynayan malik fathi neden milli takıma çağırmadığını soruyorlar cevabı ben tanımıyorum oluyor ama gidin herhangi 3. lig takımında yedek oturan bir futbolcunun özelliklerini sorun ersun yanala size takır takır anlatır onun boyundan kilosuna kadar ve şunudasöylemek istiyorum ersun yanalın takımları 3 büyükleri sedece yenmekle kalmamıştır ya3 ya4 yada hep 5 golatmıştır ama bugüne kadar bunları anlatan birtane yorumcu birtane yazar görmedim bana göre dünyanın eniyi teknikdirektörüdür bukadar hücüm futbolunu benimseyip ve başarı kazanan başka kimseyoktur dünyada
 Bülent ACAR - İstanbul 13 Eylül 2006, Çarşamba 18:40  
Öncelikle masa başında oturup maçın önemli pozisyonlarını izleyip yorum yapan yorumculardan olmadıgı için tekrardan teşekkür ediyorum.Bizimlesin..Bizim içimizdesin , Kapalı üst tribündesin.Ben baki oyundan çıkarken baki'yi ıslıklayanlardan değil , baki yedek klübesine oturdugunda bakiyi alkışlayanlardanım.Herkes bulmuş bi tane suçu yükleyicek kişi yükleniyor bakiye ya bi durun gözünüzü seveyim ligin daha başı şimdiden ıslıklarsak bu lig nası biter diyen yok.Zaman zaman yediğimiz gollerin & içtiğimiz alkolün etkisi ile bakar olduk yeşil çimlere ki kapalı tribün olarak ne bi gol görürüz biz ne bi pozisyon ama uzun zamandan sonra bi 10dk. falan bakakaldık.Kimimizin aklında "buradan çıkınca eve nası gidicem yaw ben" sorusu vardı.Kimimizin aklında "allahım bizim ne zaman yüzümüz gülücek" sorusuna cevap vardı. Olmadı,kazanamdık.Son dakikalarda es kaza o gol girseydi kaleye maç 3-3 biter ve burada bam-başka şeylerden bahsediyor olurduk.Her neyse geçen geçmiştir BİR ÇİZİK ATALIM DERTLERE, Sofyayı B-E-K-L-İ-Y-O-R-U-Z inönüye !

ARAMA: