Maç kaybedersiniz, futbolun doğasında vardır. Ama öyle bir hata yaparsınız ki, maçtan çok daha önemli bir şey kaybedersiniz, oyuncunuzu. Gazetelerde bu maç üzerine yayınlanan hiçbir yorumu okumadan söylüyorum; her kim Gerets'i Ferhat'ı ilk 11 oynattı diye eleştiriyorsa, bizden değildir. Ve Her kim Ferhat'ın oyundan alınışını eleştiriyorsa bizdendir.
Sahaya 11'inizi yolladıktan sonra o oyuncuların tamamına aynı gözle bakmak zorundasınız. Teknik direktörlüğün zor ama en önemli görevlerinden biri bu. Örneğin Ferhat'tan vazgeçebilme hızınız, Inamoto'nunkinden farklı oldu mu, bu yaptığınız kalıbınızın hareketi olmaz. Ayıp olur, yazık olur.
Takım zaten oyuna sarhoş gibi başlamış, Ziya Doğan'ın istekli Trabzonspor'u da iki tane cezayı anında kesivermişti. Eğer sorumlu arıyor isek, Ferhat ile Mondragon ya da Tomas-Song ikilisinin sorumlulukları arasındaki farkı ayırabilmemiz için hassas kantar kullanmamız gerekir. Ama 1.50'lik Sabri'yi sağbek yapmaya çalışan hocanın sorumluluğu burada daha ağırdır. İkinci golde son kademe elemanı olarak yanına sokulduğu Ersen'in kaba eti dolaylarına gelen boyuyla Sabri'yi sağbek oynattığı için.
Hal bu iken, Ümit Karan ya da Hakan Şükür'ü dahi oyundan alsanız, Ferhat'ı kenara almaktan daha büyük bir hata değildir. Yahu Bordeaux ve Beşiktaş maçlarında işini aslan gibi yapmış, Türk futboluna sol bek sorunun çözüldüğü müjdesini vermiş, bu kadar değerli bir oyuncudan, sakatlıktan yeni çıkmış Orhan Ak için bu kadar ucuz vazgeçilir, bir genç adamın gururuyla bu kadar milyon insanın içinde böyle kolay oynanır mı?
Ama ne oldu? Gerets'in bu ucuz hatasına cezayı ilahi adalet de hemen arkasından kesiverdi. Oyunun 20küsürüncü dakikasında Ferhat'ı yanına alıp Orhan'ı kullanınca, Song'un sakatlanması ile Emre'den çok daha yeterli bir stoper olan Orhan'ı göbekte kullanma şansı kalmamıştı. Giren Emre'nin ise futbolun ne kadar uzağında olduğu, Ersen'in son golündeki tuhaf bakışlarından anlaşılıyordu.
Şimdi adım kadar eminim, "Neden Ferhat oynadı"cılar var Türk basınında. Eğer onlardansanız ve yukarıda yazdıklarıma katılmıyorsanız, ne olur bir daha benim yazılarımı okumayın, çok rica ediyorum. Size bir şey katabileceğime inanmıyorum, müsaadenizle…
Galatasaray'ın hedeflerine pamuk ipliği ile bağlı hali devam ediyor. İştahsızlık üst boyutta, hocası ise formsuzluğun doruklarında geziyor. 3-1 devam ederken oyun, Trabzon'un pili bitmişken girilen pozisyonlardaki ciddiyetsizlik, her şeye rağmen isteksizlik korkutucu boyutlarda.
Halbuki Trabzon maçı öyle bir kritik haftaya denk gelmişti ki, bir galibiyet Galatasaray'ı moral ve motivasyon yönünden de hedeflerine tutunduracaktı. Kullanamadı Galatasaray bu şansı. Şimdi bu moralsizlikle rota Liverpool. Ilic takviyeli olacak takımın işi zor. Galatasaray'ın Avrupa Kupası maçlarına daha farklı hazırlandığını biliyoruz ama bu sefer bu da yeterli olur mu, emin değilim. Ve elbette Song'un sakatlığı. Bir de sanırım Rafael Benitez, Ersen Martin'in dün yaptıklarını ve sağbek Sabri'nin boyunu görünce, Peter Crouch ile oynamaya karar vermiştir, Bellamy yerine. Özetle zor maç olacak…
Bir husus daha var, Galatasaray adına değinmek istediğim. Daha doğrusu tekrarlamak istediğim. Arda Turan özel bir oyuncu, çok önemli yetenekleri var, faydalı. Ama Arda Turan takımdaki diğer oyuncuların yanında daha bebek. Bu çocuğu serbest oynatmak, zaten şişkin olan egosunu patlatmak, bu çocuğu zorla şımartmak demek. Zaten, hala ölü takımın her maçta en iyi oyuncusu olsa da Boleslav maçının çok uzağında şu an. Ilic'in mevkiinde oynuyor ama onun oyuna kattığı hızın çok uzağında, bilakis çoğu zaman takımı yavaşlatıyor. Böylesi 10 yılda bir yakalanan bir yeteneği tembelliğe zorlayıp gelişimine sekte vurmayalım. Kanatta oynasın, göbeğe ve arkasındaki beke yardım etsin, koşsun, top kazansın. Sonra üzülürüz, yazık olur.
Ziya Doğan'ın Trabzonspor'una gelince. Motivasyon ağırlıklı oynadıkları kesin ama bu motivasyonu her maçta yaşamalılar. Beşiktaş ve Galatasaray'a iki maçta 6 gol atıp, Konyaspor'la içeride berabere kalarak hedeflerine ulaşamazlar. Ancak Gökdeniz-Ersen Martin uyumu parmak ısırtıyor. Ersen Martin'in formu ise Fatih Terim'e müjdeli bir mesaj çünkü Ersen Martin fiziği ve bu fiziğe rağmen yüksek futbol bilgisi ile rakip savunmalar için ciddi eşleşme sorunları yaratan bir oyuncu, Koller gibi. İhtiyacımız var Türk futbolu olarak.
Ve son olarak Fatih Akyel. Yine ihtiyaç duyduğumuz savunma göbeği mevkiinde, zaman zaman savruk oynasa da önemli işler yapıyor. Takım kaptanı olması ise farklı bir sürprizdi benim açımdan. Bu performansı istikrarlı kılarsa milli takım için önemli bir kazanç da Fatih Akyel olur.