Aslında penaltıyı atacak son kişi Nobre'ydi, tuttu o topun başına geçti. 'Son kişiydi' diyoruz, çünkü zaten vuruş tekniği penaltı için çok uygun değil; dahası bir türlü gol atamamanın gerginliğini yaşıyor.
Neyse, konuya iyimser bir yaklaşım da getirebiliriz! Beşiktaş, penaltı kaçırdığı hiç bir maçı kaybetmedi.
* * *
Maç henüz bitmeden ertesi günün manşetlerini, köşe yazılarını tahmin etmek zor değildi. 'İki devrede iki ayrı Beşiktaş'. Maç başladığında, ilk 20 dakikanın ardından skorun farka gideceğini düşünmemek için hiç bir neden yoktu. Haftalardır sıkıntı ve stresle geçen maçların ardından, 90 dakika boyunca şöyle gönül rahatlığıyla seyredeceğimiz bir Beşiktaş vardı sahada. Müthiş yardımlaşan, savunmadan süratle çıkıp topu kanatlara taşıyan, özellikle sağdan yapılan bindirmelerle Ankaragücü'nü dağıtan bir Beşiktaş...
Lakin dakikalar ilerledikçe bu tempo yerini tekrarını defalarca izlediğimiz filme bıraktı. Hele ikinci yarı, bağıra bağıra geliyorum diyen Ankaragücü golü gelince hem sahadakileri hem tribündekileri aldı bir telaş. Farkın bire inmesi, "yine mi" sorusunu futbolcuların da aklına getirmiş olmalı ki, paslardaki isabet yüzdesi düştü, ikili mücadelelerde top kaybı yüzdesi hızla arttı, ortasahanın kontrolü neredeyse bütünüyle Ankaragücü'ne geçti.
Bülent Demirlek'in sertliğe müsamaha gösteren yönetimini de unutmayalım. Yeri gelmişken, hakemlerin kart konusunda ellerinin rahatlaması bir başka sorunu beraberinde getirdi. Özellikle sarı kartlar konusunda ziyadesiyle cömert davranan hakemler, ikinci sarılarda fazlasıyla tutuklar. Yani birinci ve ikinci sarı kartlar arasında denge iyiden iyiye bozuldu.
Oyuna dönecek olursak... Beşiktaş'ın kanatlarında oyunun iki yönünü de dengeli oynayan oyuncu zaafı var. Dünkü maçta, Ali Tandoğan'la Burak'ın oynadığı sağ kanat hücuma çıkarken gayet verimli, iş savunmaya geldiğinde ziyadesiyle şaşkın ve mecalsiz. Sol kanat ise tam tersi. İbrahim Üzülmez'le Mehmet Sedef savunmada iyi anlaşan bir ikili. İlk toplara müdahale ederken, kademe yaparken genellikle pozisyon hatası yapmıyorlar. Ama hücuma çıkarken pek hevessiz göründüler. Üstelik İbrahim Üzülmez, herkes bilir, hücuma çıkmayı seven bir oyuncudur. O dahi hep mütereddit davrandı.
Burada belki şunun altını çizmek lazım. İlk bakışta Beşiktaş'ın en iyisi Burak gibi görünüyorsa da, onun oynadığı kanatta savunma için ek tedbirler almak gerekiyor. Savunma nosyonu son derece zayıf. Bir de hücuma çıkarken top kaybettiğinde topla birlikte konsantrasyonunu da kaybediyor. Rakibin en tehlikeli atakları da bu kanattan geliyor.
* * *
2-0 tehlikeli bir skordur. Maç bu skorla sürerken, takımlarda "maçı koparttık" düşüncesiyle birlikte hafif bir rehavet baş gösterir. Lakin bir gol yenildiğinde bu kez "elimizdeki maç gidiyor mu" paniği başlar. Ankaragücü maçında yaşanan da biraz böyle bir şeydi.
Bunun neden yazıyorum? Beşiktaş Perşembe günü UEFA Kupası'nda tur için CSKA Sofya karşısına çıkacak. İlk maçın skoru 2-0"dı. Beşiktaş'ı Sofya’da bekleyen en büyük tehlike ilk maçın skorunun yersiz bir rehavete yol açması olur, maazallah.