Bugüne kadar oynadığı maçların çoğunda (hatta bazen kazanırken bile) isteksiz, iştahsız bir görüntü veren Galatasaray, bu kez 3-0 mağlup duruma düştükten sonra bile olsa yüzümüzü ağartan oyunu ile Türk futbolunun başını dik tutmuş oldu. Dileyelim ki UEFA Kupası’ndaki temsilcilerimizin 4’ü de gruplara kalarak başımızı dik tutmayı devam ettirebilsinler.
Bu mağlubiyete rağmen Galatasaray adına en büyük kazanım ne biliyor musunuz? Avrupa futbolunda geçmiş başarıları ile edindiği, rakipler üzerinde gerçekten baskı yaratan bir marka değeri var Galatasaray adının. Neticesinde 3-2’ye verilen 0 puan ile, 5-0’lık bir mağlubiyete verilen 0 puan arasında matematiksel bir fark yok. Ancak “Anfield Road’da 3-0 geri dahi düşse neredeyse puanı kurtarıyordu” diye haber olmak yabancı medyaya, marka değerinin ve onun saldığı korkunun bir süre daha devam etmesi demektir. Gecenin karı budur.
Gecenin bir diğer karı olup olmadığını Konyaspor ile oynanacak ilk lig maçında göreceğiz. Misal bu takımın mevcut form durumu ile Inamoto’ya ancak Ayhan ve Mehmet Topal’dan sonra (hatta Okan ve Mehmet Güven’den bile sonra) ihtiyacı olduğunu görmüş olduk. Takımın, özellikle maçın ikinci yarısından itibaren ortaya koyduğu iştahlı ve keyif veren oyun, geçen yılın Galatasaray’ını anımsattı bizlere. Ve çok önemli bir hususu işaret etti:
Galatasaray, isterse 6 tane önlibero ile oynasın, savunma oynama konusunda zaafları olan bir takım. “En iyi savunma hücumdur” klişesi, altı pek dolu olmayan bir ezberdir ancak sanırım Galatasaray için doğru ifade bu. Galatasaray hücum oynadığı anlarda, geçen yıldan esintiler sunarak o kadar seri ve doğru paslaşmalar yapabiliyor ki, rakipte bu potansiyeli gören savunmacılar ve orta alan oyuncularının konsantrasyonları defansa kayıyor. Aksi halde çok fazla savunma görevi ile sahaya yollanmış oyuncu ile sahaya çıktığınız zaman daha iyi savunma yapacaksınız diye bir kural yok. Nitekim ilk yarı iki ön libero ile yapılamayan savunma da bunun kanıtıdır.
Oyuncu bazında baktığımız zaman dikkatimizi çeken isimler Ilic, Ayhan, Ümit Karan, Arda ve Sabri idi. Arda, yeniden sol çizgide, doğru yerdeydi. Her ne kadar yenen ikinci golde Cihan ile birlikte çok önemli bir hata yapmış olsa da, en azından sorumluluklarının bilincinde sahaya çıkmıştı. Ayhan asla kesilmeden oynatılmalı, ön libero ya da daha doğru ifadeyle defansif orta alan oyuncusu pozisyonunda (Sistem tek gerektiriyorsa tek, çift gerektiriyorsa çiftin biri olarak) istikrarla tercih edilmelidir.
Ümit Karan’ın eski bir ŞL golcüsü olduğunu biliyoruz, yine öyle yaptı ve müthiş pozisyon bilgi ve sezisi ile güzel iki ortayı gole çevirdi. Ve son olarak Sabri Sarıoğlu. Çok yetenekli bir oyuncu değil ama kendini yetiştirmek için kendini paraladığı da çok belli. Direkten dönen frikiği kalenin içine girse müthiş de bir özgüven pompalaması olacaktı ama olmadı. Sağbek mevkiinde kesinlikle doğru adam olmadığını, sağaçıkta ise Hasan Şaş’a tercih edilmesinin faydalı olmayacağını düşünüyoruz. Ama tüm bunlar bir yana, şu mübarek çenesini bir tutamıyor ya, dayanmak neredeyse imkansız.
Senelerdir Hakan Şükür’ün kendisine yaptığı, her kötü ortasında ağır fırçalama operasyonunu, şimdi kendince Carrusca ve kendinden yaşça genç diğer takım arkadaşları üzerinde deniyor. Hatalı davranışları ve hareketleri üzerindeki formaya yakışmıyor. Dahası Galatasaray’daki sonu, bu abuk subuk konuşmalarından kaynaklanabilir.
Öte yandan 3 golü de yan ortalardan yiyen Galatasaray savunmasında SOS hali devam ediyor. Ama dedik ya, Galatasaray savunmacısına güvenerek oynayacak bir takım değil, kadro kimyası bunu kaldıracak yapıda değil. O yüzden gayeleri oyunu olabildiğince rakip kale önünde oynamak üzere kurulacak strateji sanırım daha faydalı olacaktır.
Ve son söz Ertem Şener yüzünden Star TV’ye. Senelerce bizlere Hayri Hiçler, Turgay Şeren zulmü çektirerek milleti ŞL’nden soğutan, yayın hakkı ilk alındığında spiker bulamadığından emekli Doğan Yıldız, Ali Kocatepe gibi isimlere sarılan, şimdi de Türk milletine Ertem Şener’i layık bulan Star TV idaresi; millet yemin ediyorum kırılıyor, “ErtemŞenerFobia” hastalığı var artık. Kurtarın milleti bu zulumden, rica ediyoruz.
Not: Basına yansıyan hiçbir sakatlığı olmamasına karşın, Trabzon deplasmanında haksız olduğunu düşündüğüm şekilde 26.dakikada oyundan alınan Ferhat’ın Liverpool deplasmanı kadrosuna dahil edilmeyişi, Gerets’in büyük ayıbıdır. Umarım bilmediğimiz başka bir sebep vardır bu makas için.