LİG ARAPSAÇI
Fenerbahçe yenilmiş, Galatasaray ve Beşiktaş berabere kalmış. Trabzonspor’un şampiyonluk yarışındaki üç güçlü rakibi nispeten zayıf rakipleri karşısında ilginç puan kayıplarına uğramışlar. İngiltere Ligi’ne benzeme sevdasındaki ligimiz deneysel bir yaklaşımla Trabzonspor’un maçını Pazartesi oynatıyor. Takımın tek yapacağı sahaya çıkıp ligin sonundaki galibiyeti bulunmayan rakibini yenmek. Maç başlıyor Trabzonspor golü de erken buluyor. Ama sonuç yine hayalkırıklığı oluyor..
Geçen haftalardaki yazılarımda Trabzonspor’un çok zor ve formda rakiplerle sezonun başında oynadığından ve geride kalan daha zayıf takımlarla oynanacak maçlar kazanıldığı takdirde Trabzonspor’un yakalayacağı ciddi bir çıkış ile ilk yarıyı çok iyi bir yerde bitirebileceğinden bahsetmiştim. Ama çok büyük bir ‘ama’ vardı. Geçmişte de Trabzonspor çok defa ‘okyanusu geçip derede boğulmuş’ idi. Bu sene de yine aynısı oluyor. Beşiktaş’ı deplasmanda yeniyor, geliyor evinde Konyaspor’a puan veriyor, Galatasaray’ı yeniyor lig sonuncusuna puan kaybediyor. Hal böyle olunca bize de en azından geleceğe umutlu bakılabilecek futbolu beğenmekten başka yapacak bir şey kalmıyor.
DEFANS
Defansın göbeğinde oynayan Stepanov’un çok iyi bir oyuncu olduğundan kimsenin şüphesi yok. Sol beke monte edilen Mustafa Keçeli de arada kaleyi görünce şut çekmesi hariç gayet iyi performans sergiliyor. Ancak sağ bek mevkiinde görev verilen ve yerini her maç daha fazla yadırgayan Musa ile tüm iyi niyetine ve çabasına rağmen ortada sürekli açık veren ve topu oyuna sokmayı hiç beceremeyen Fatih Akyel, her maç yenen gollerin tamamında başroldeler. Ankaragücü’ne karşı yenen ilk golde bu ikiliye Stepanov da eklenince ‘evlere şenlik’ bir gol geldi. Tam golün şokunu atlatmaya çalışıyordum ki bu sefer Ceyhun’un kanattan 4 kişiyi geçerek attırdığı gol ile dondum kaldım. Trabzonspor’un kalesinde Jefferson son maçlarda iyi sinyaller veriyor ancak defans hataları düzeltilmezse – bir kere de Fatih Akyel’i sağ beke çekip ortaya başka birini monte etmeyi denesen Ziya Hoca – korkarım ki Trabzonspor’u bütün lig boyunca çok ilginç goller bekliyor olacak.
SYZMEK VE MUSAMPA
Syzmek’i dün uzun süredir görmediğim kadar hırslı ve oyuna katkı yaparken gördüm. Hem Osasuna maçında hem dünkü maçta fileleri bulabilecek şutlar çıkarttı, sürekli dikine oynamaya çalıştı. İlk geldiği zamanlardaki futboluna dönüyor gibi Syzmek. Hüseyin’in yanına monte edilebilirse Trabzonspor çok daha vurucu ve teknik kapasitesi yüksek bir ortasahaya sahip olur.
Şüphesiz her futbolcu için yeni takımında oynadığı ilk maçında çektiği ilk şutun gol olması son derece büyük bir olaydır. Musampa dün gece ‘Nirvana’ya son derece yaklaştı. Girdiği süre içerisinde gayet verimli ve etkiliydi. Trabzonspor’u yedek kulübesi ilk defa bu kadar güçlü görüyorum. Özellikle defans hataları ve kondisyon problemleri sebebiyle Trabzonspor bu sene birçok maçta zorlanabilir ancak Yattara’nın da iyileşeceğini düşünürsek yedek kulübesinin katılımıyla maçın farklı dakikalarında Trabzonspor’dan çok farklı performanslar izlemeye hazır olun.
OSASUNA VE YÖNETİM
Osasuna maçı tam Ziya Doğan’ın beklediği şekilde gelişti. Osasuna özellikle kendi evinde agresif olan, – her İspanyol takımı gibi – çok koşan ve taraftarıyla hakemi baskı altına alan kaliteli bir İspanyol takımı. Bu oturmuş takım karşısında kora kor bir mücadele sergileyip şansın da yanında olmasını dilemekten başka çaresi yoktu Ziya Doğan’ın. Dört sene önce aynısını Malatya’da uygulamış, Basel’de benzer bir skoru yakalamıştı. Pamplona’da da bunu kısmen başardı. Jefferson ve savunma savaşıyor, Trabzonspor gol yemiyordu. Bulunan ve kaçırılan birkaç pozisyona yan hakemin anlamsız bayrağı da eklenince turu geçmek mümkün olmadı. Son dakikalarda tüm riskleri alıp bütün hatlarıyla saldıran Trabzonspor’u görünce yönetimin burnunun dibinde duran Ziya Doğan varken – ‘Ziya Doğan gelmeliydi.’ demiyorum, birçok başka teknik direktör de olabilirdi - biryerlerden bulup kutudan çıkarttığı Lazaroni geldi. Ben bu yönetimi affetmiyorum. Demek ki her mantıklı futbolseverin ‘Lazaroni‘ adını duyduğunda hissettiğini yönetim hissedecek kadar futbol bilgisine sahip değil. Arada bir mangalda kül bırakmayacak şekilde çıkıp yapılan arabesk açıklamalar da Trabzonspor’un Eylül ayında Avrupa’dan elenmiş olması gerçeğini değiştirmiyor.