Trabzonspor aslında maça kötü başlamadı. Takım tam oyun ritmini bulmuş golü arıyordu ki Cenk’in ölçüp biçip attığı pasta Lazarov’un son derece güzel hareketlerine önünü çok iyi kapatan Mustafa Keçeli’nin şanssızlığı da eklenince Kayseri Erciyesspor bir anda öne geçti. Geri kalan dakikalarda Jefferson’un mucizevi şekilde kurtardığı pozisyonu da hesaba katarsak Trabzonspor’un ilk devreyi 1-0 kapatması bence iyi skordu.
Uzun süredir – sakatlık hariç – 24. dakikada değişen oyuncu görmemiştim. Ziya Doğan, geride kalan 24 dakikalık bölümde Trabzonspor’un hücum gücünden rahatsız olmuş olacak ki Ersen Martin’in yanına Umut Bulut’u aldı. Syzmek’in moralini bozup kafaca tamamen bitmesinden çekinmiş olacak ki ilk yarının sonuna kadar sabredip Hasan’ın çıkmasından sonra iyice düşen orta sahayı ayağa kaldırmak amacı ile Ferhat’ı oyuna aldı. Hasan oyunda bulunduğu sürece öyle çok kötü bir oyun sergilemedi ve Ziya Doğan’ın da Hasan-Ferhat tercihinde Hasan’ı seçmiş olduğu zaten belliydi. Syzmek’in morali bozulmasın diye Trabzonspor hem bir oyuncu değişikliğinden olmuş oldu hem de ortasahası o kadar dağıldı ki 24. dakikada oyuna giren Umut’un ayağına ilk yarıda kalan 20 dakikada bir kez top değdi.
GÖKDENİZ ve MARCELINHO
Gökdeniz bu sene gerçekten taşın altına elini koyuyor. Sürekli rakip defans arasına sızıp pozisyon arıyor. Ersen Martin’in indirdiği toplarda ve girdikleri verkaçlarda pozisyon kokluyor. Özellikle rakip Trabzonspor’un üzerine geldiğinde kontratak futbolunu çok iyi oynuyor. Gökdeniz o kadar önemli bir oyuncu ki bu sene bu performansını devam ettirdiği takdirde Trabzonspor’un lig yarışının sonuna kadar yukarılarda kalacağını düşünüyorum.
Marcelinho yavaş yavaş kendini bulmaya başladı. Çok hızlı olmamasına rağmen topla son derece kıvrak ve adeta yürüyerek adam geçiyor. Yattara hızı ve ani hareketleri ile çalım atarken Marcelinho rakibin belinin dönemeyeceği yerlere topu atıyor. Sahanın her yerinde her şeyi yapıyor; sürekli koşuyor, orta sahaya gelip oyunu kuruyor, geri gelip top çıkartıyor, rakibe ön tarafta basıyor, kanada inip orta kesiyor. Umut’un attığı golden sonra filelere giden topa hırsla vurması da ayrıca hoşuma gitti.
WERNER LORANT
Werner Lorant’a Türkiye’ye Fenerbahçe’yi ‘dünya takımı’ yapmak için geldiğinden beri bir türlü ısınamadım. Konuşma tarzı, mimikleri ve oynattığı futbol bana son derece itici geliyor. Kayseri Erciyesspor ile elinde geçen seneki Sivasspor’a göre daha teknik bir kadro var, bu yüzden geçen seneki kadar futbolun suyunu çıkartacağını zannetmiyorum. Ancak İran Pro Ligi’nde lider gitmekte olan Tahran takımı Saipa’yı bir anda bırakıp – öyle anlaşarak falan da değil, Saipa takımı Lorant’ı FIFA’ya şikayet edeceğini açıkladı – küme düşme potasındaki Kayseri Erciyesspor’a gelmesi ne kadar kulağa hoş geliyor, siz düşünün.
HÜSEYİN NE YAPSIN
Trabzonspor taraftarının Hüseyin ile yaşadığı sıkıntıyı bir türlü anlamıyorum. Hüseyin bütün iyi niyetiyle elinden gelen mücadeleyi ortaya koyuyor. Dünkü maçta da yine yüzü gözü kan içinde olmasına rağmen maça devam etti ve takımını kaptansız bırakmadı. Zaman zaman pas hatası yapıyor ve formsuz zamanları da oluyor ancak zaten bunlar da olmasa herhalde gidip İtalya veya İspanya Ligi’nde rahatlıkla oynar. Senelerdir onun oynadığı yerde yerli yabancı birçok futbolcu denendi ancak gördük ki Hüseyin’in performansına yaklaşan bile olmadı.
YATTARA İYİLEŞİNCE NE OLACAK?
Trabzonspor Lazaroni’den kurtulduğundan beri oynadığı her maçın mutlaka bir bölümünde göze hoş gelen futbol oynuyor. Bunun 90 dakika içerisinde ne sıklıkta olduğu takımın o günkü haline bağlı ancak topun ayağına yakıştığı birçok oyuncusu var. Gökdeniz ve Marcelinho şu anda bu görevi yerine getiriyorlar. Onlara, ilerleyen günlerde sakatlığı geçecek Yattara ile ilk onbirde rahatlıkla yer bulabilecek olan Musampa ve Syzmek’i de eklersek benim hatırladığım Trabzonspor tarihinde takımın teknik kapasitesinin hiç bu kadar yüksek olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
LAZAROV DEFANSI DAĞITTI
Lazarov’un Bulgar Milli Takımı’ndan Stoichkov tarafından azledilmesinden (!) birkaç gün sonra Lorant yönetiminde nasıl bir top oyanayacağını çok merak ediyordum. Lazarov topu her aldığı zaman Trabzonspor defansını ciddi şekilde zorladı. Bir gol attı, bir şutunu Jefferson mucizevi şekilde çıkarttı, röveşatası direkten döndü, iki üç tane çok ciddi pozisyonda hakem kendisine yapılan faulleri es geçti... Evet hücuma katılan bekler Musa ile Mustafa hücum gücüne ciddi katkıda bulunuyor ancak bu ikiliye eklenen sakar bir Fatih Akyel ile günündeki Lazarov tek başına Trabzonspor defansını bu kadar sıkıntıya sokuyorsa Ziya Doğan’ın bu konuda bir daha düşünmesi lazım derim.