Ligde arzuladığı yerin çok gerisinde kalan Galatasaray için hem özgüven, hem moral kazanılabilecek bir maçtı PSV maçı. İlk 3’te 2 geride kaldığında da bu özgüvenin belirtileri iyiden iyiye hissediliyordu. Ta ki yenen ilk komik gole kadar. Zaten maç öncesinde de bozuk olan Galatasaray dengeleri, bir beraberlik golü ile alt üst oluverdi.
Bu seviyede bir maça çıkan, koskoca Galatasaray takımının ve teknik direktörünün olaydan bu kadar çabuk, kolay ve basit kopma hakkı var mı? Elbette yok. Ama zaten bozuksa dengeniz, zar zor ayakta durmaya çalışıyorsanız, küçücük bir darbe ile yıkılmanız en doğal şey değil midir?
İlk yarı sahada Galatasaray vardıysa, bunda en büyük etken sahaya doğru gönderilmiş bir 11 ve savunmaya doğru destek veren forvet arkası oyuncuların performanslarıydı. 18,5 yaş ortalamalı iki kanat hücumcusu, Aydın ve Arda görevlerini tam anlamıyla yerlerine getirmişlerdi.
Aslına bakarsanız, Ankaragücü’ne karşı tek defansif orta alan oyuncusu ile oynamakla PSV’ye karşı iki defansif orta alan oyuncusu ile oynamak arasında, alınan risk bakımından çok fark yok. Nasıl Ankaragücü maçında taktik 4-1-5’e dönmüşse, forvet arkası oyuncular vazifelerini layıkıyla yerine getirmeseler ilk devredeki sistem de 4-2-4’e dönüverir, maçı kaybetmek için 60-70 dakika beklemezdik. Ancak Aydın, Ilic ve Arda’nın takım savunmasına katkı yapmaları, dinlenen ve takıma ısınan Inamoto’nun Ayhan ile uyumlu ve başarılı performansı, rüzgar dezavantajına karşın Galatasaray’ı sahanın hakimi yapmıştı.
Yenen abuk subuk ilk gole kadar… Orada film koptu. Zar zor ayakta duran takım moralman çöktü. Onları ayağa kaldıracak Gerets ise aşağıda madde madde değerlendireceğimiz saçma sapan oyuncu değişiklikleri ile oyunu kopartan, takımı maçtan koparan isim oldu.
1- Çıkan: Aydın - Giren: Cihan: Bu isimleri Sabrisiz değerlendirmek doğru olmaz elbette çünkü bu değişikliğin başrolünde o var. Aydın sahanın faydalı oyuncuların biri ve fizik olarak oyundan düşmüş değil. (Hele hele Arda’nın 60’dan sonraki haline göre maça yeni başlamış gibi) Verev ki Aydın lüzum hissedildi ve oyundan çıkacak. Galatasaray’a beraberliğin bir faydası var mı ya da o anda Galatasaray’ın beraberliği korumak gibi bir kaygısı var mı ki sahaya sağ açık yerine sağ bek gönderiliyor?
Yeri geldi, tekrar edelim. Cihan’ı kesip, Uğur Uçar’ı Kayserispor’a kiraya gönderip Sabri’yi sağbek yapan, bu operasyonu için Fatih Terim’den Moldova maçından sonra canlı yayında da destek alan Gerets’e nacizane sesleniyorum, hem kendini, hem de Sabri’yi yakıyorsun. Biraz ciğerli olmak dışında bek olabilecek hiçbir özelliği yok Sabri’nin. Duruşları tamamen yanlış, peynir ekmek gibi çalım yiyor, kademeleri yetersiz, doğru yerde olduğunda ise fiziği yetmiyor. PSV önünde de bekte etkili olamamış Sabri’yi Aydın’ın bölgesinde hücuma göndermenin mantığını biri bana anlatıversin. Ne oldu sonuç, 3 başarısız orta, bir cılız şut ve yuhalamaya bahaneye bakan Olimpiyat seyircisince yuhalanan Sabri. Nedensiz yere oyuna giren, bir olumlu pas haricinde bir faydasını da görmediğimiz Cihan.
Peki nedir bu değişikliğin alternatifi ey adam diyorsanız eğer, söyleyeyim. Bu takım Arjantin’den milyon eurolara bir Carrusca transfer etti, sol açık mevkii için. Onun aşkına Çek milli takım oyuncusu, geçen yılın istikrarsız ama bazen haddinden çok faydalı Marek Heinz’ından vazgeçerek. Madem Aydın oyundan alınıyor, çeker misiniz Arda’yı sağa, Carrusca’yı da onun yerine sol çizgiye. En azından kendini ispat kaygısıyla ciğerini patlatır adam.
2- Çıkan: Ümit Karan, Ilic - Giren: Necati, Hakan Şükür: Hep yazıyorum, tekrar ediyorum. Teknik adamlar yaptıkları değişikliklerle Tv başındaki izleyenlere, yorumculara, tribünlere, kulübeye ve en önemlisi sahadaki takımlarına mesaj verirler. O tercih çok anlam ihtiva eder.
İşte tam de bu noktada ilk golün hazırlayıcıları Ümit ve Ilic’i kenara alırsanız, o takım o maçı bırakır. Sahadaki diğer 9 kişiden hangisine sorsanız, Necati-Şükür ikilisinin o an için Ilic-Karan ikilisinden faydalı olabileceklerini söylemez. Risk üstleniliyorsa madem, sarı kartlı Ayhan’ı kenara alır, Hakan ya da Necati’den birini Karan’ın yanına, Ilic’in önüne sahaya yollarsınız. Yetmezse bu operasyon, icab ederse 3’lü savunmaya geçer, savunmacılardan birinin yerine kalan diğer forveti sokar, rakip sahaya yıkılmaya çalışırsınız. Ama 2 forvet yerine başka 2 forvet gndermenin elle tutulur hiçbir mantığı yoktur. Ötesinde takımın zaten darmadağın olmuş motivasyonunu da siler atar.
Yani özetle, zaten golden sonra ne yazık ki kopan ama o dakikaya kadar güzelim işler yapan Galatasaray takımı, teknik direktörü ile birlikte saniyesinde çökmüş, Olimpiyat seyircisiyle özdeşleşen abuk ve saçmalıklar da üstüne gelince, o andan itibaren 10 kere çevrilebilecek maç elden avuçtan uçup gitmiştir.
Bazı mağlubiyetler vardır, mağlubiyetin ötesinde hasar bırakırlar. Bu da onlardan biri oldu. 60 dakika hükmettiğiniz maçı komik şekilde rakibinize verdiniz. Ortam, taraftar her şey yolunda iken bir anda hepsi karşınıza geçiverdi. Diyecek bir şey yok, geçmiş olsun demekten başka. Yazık oldu desem, daha ne kadar yazık olacak ki? Üst üste bu kadar yazık oldu denecek iş olursa, ortada daha derin sıkıntılar var demektir.
Şimdi iş geçen sezon tepeden inip şampiyonluğu sahiplenenlere düşüyor. Görevi aldıklarında işler yolunda idi, artık değil. Geçen yılki havalar görenleri şapkadan tavşan çıkarttıklarına inandıracak gerçeklikteydi. O havalar esas şimdi lazım. O tribün hakimiyeti, o yöneticilik deneyimi, o saat şovları vs. Kolaya kaçıp hoca kovmaya kalkışacaklarını sanmıyorum ama bozulan dengeleri düzeltmek de bizim işimiz değil sanki. İzleyip göreceğiz.