Ligin 12. haftası. Sezon başından beri hoca değiştiren takım sayısı 12. İstanbul BB, Gençlerbirliği OFTAŞ, Kasımpaşa, İstanbulspor, Orduspor, T.Telekomspor hocalarından vazgeçmeyen (“en azından şimdilik” kaydını düşelim yine de her ihtimale karşı) 6 takım. Diğer takımların tamamı sirkülasyon içinde, ki son örneği Malatyaspor’un İsmail Kartal’la anlaşmasında gördüğümüz gibi “gelenlerin” genelde rakiplerden “gidenler” olması da enteresan. 12. haftanın güzellemesi ise uzatmalarda gelen gollerden ziyade kesinlikle şu: 9 maçta çıkan tek bir kırmızı kart bile yok...
İstanbul BB., Elazığ’dan üç puanla dönerek altıncı deplasmanından beşinci galibiyetini çıkardı. Gençlerbirliği O.’nun hafifçe takılması da onları tekrar liderliğe taşıdı. Haftaya, aralarında sadece iki puan olan Kasımpaşa’yla yapacakları maç yukarılar için kritik önemde. Elazığspor, bu yenilgiyle 9. haftaki yerine, 15. sıraya düştü. Ancak oynanan futboldan memnunlar, çıkışa geçeceklerinden eminler.
ALTILI KASIMPAŞA’DA
Gençlerbirliği O. altı haftalık galibiyet serisine beraberlik molası verdi. Evlerinde, Ankara’da ilk defa puan kaybettiler. Haftaya yine evde, bu sefer Malatyaspor’la oynayacaklar. Orduspor, rayına girmiş gibi gözüküyor. Ligin başındaki kötü gidişe rağmen, geçen sezonun 12. haftasında ulaştıkları puandalar yine (16).
Daha önce 5 atan takımlar olmuştu (İstanbul BB., Gençlerbirliği O., Malatyaspor) ama 6 atan ilk takım Kasımpaşa oldu. Akçaabat Sebat’a attıkları 6 golü de ikinci yarıda bulan takımın iyi ve etkili hücum ettiği bir gerçek. Zira sadece 6 değil, üç tane 4, bir tane 3 gollü maçları var. Halihazırda ligin “en çok gol atan” takımı olmaları normal diyebiliriz yani. Bu sırada maçla ilgili olarak, oyuna ikinci yarının başında giren ve A.Sebat savunmasını çözen Aydın ile hat-trick yapan Gençlerbirliği-Diyarbakırspor’dan bildiğimiz Alper’in altını çizmemiz farz. A.Sebatspor’da ise yönetim krizi çözülmedikçe ışık gözükmeyecek, bu anlaşılıyor. Tabii kimse de 7 trilyon civarında olduğu söylenen borç yükünün altına girmeye heveslenmiyor.
KARŞIYAKA UÇABİLECEK Mİ?
Futbol ne tuhaf? Karşıyaka’dan 90’da yenilen beraberlik golü Hayati Palancı’yı istifaya götürdü. Son dakikada yenen gol olmasa... Bunlar tabii artık spekülasyon. Yeni hocanın adı konusunda da spekülasyonlar vardı ama dediğimiz gibi anlaşma imzalanan isim Mardinspor’dan ayrılan İsmail Kartal oldu. Her durumda kongre yapıp, başkanı aynı kalan ama yönetim kurulu değişen/genişleyen Malatyaspor’un biraz sakin olmaya ihtiyacı var sanki. Şenol ve Celil’in kadro dışı bırakılmaları, futbolculara para cezası verilmesi, hocanın istifası takımı toparlayacak mı göreceğiz. Karşıyaka ise yeni bir “Uçar” bulmuş durumda: Feyyaz Uçar’dan boşalan teknik direktörlük görevini Turgut Uçar’a verdiler. İlk defa Galatasaray’la yapılacak kupa maçında takımın başında olacak Uçar’ın gösterdiği hedef “ilk altı”. Evlerinde maç kazanmalarının şart olduğunu tekrar etmeye zaten gerek yok.
Diyarbakırspor-İstanbulspor maçı pazartesi oynanması nedeniyle, sellerde hayatını kaybedenler için hafta sonu maçlarında saygı duruşu yaptırılmadığından eleştirilen Federasyon’un, işin içine Bülent Ecevit’i de katarak bir tür günah çıkarması oldu. Tabii İstanbulspor’un “Sel felaketinden dolayı acınızı paylaşıyoruz” pankartı da güzel bir jest. İstanbulspor derken şunu gözden kaçırmayalım: 2. haftadan beri 10 maçta 3 galibiyet, 7 beraberlik. Ama kaybetmiyorlar işte! Diyarbakırspor’u yenerek yukarıyla puan farkını biraz daha azalttılar.
Kocaelispor-Mardinspor maçı da kazananın üste çıkacağı bir maçtı; yükselen Körfez oldu. 90+3’te gelen gol, yeni bir diriliş hamlesinin habercisi olarak görülüyor. Teknik Direktör Fatih Uraz’ın Eskişehirspor, Uşakspor ve Karşıyaka maçlarında en az 5 puan hedefi koyması aşırı temkin göstergesi mi, gerçekçilik mi?
ÖDÜLÜN OLSA NE FAYDA
Futbola tuhaf dedik de, hayatla kesiştiği yerler daha da tuhaf değil mi? İzmir’de Eylül ayının en başarılı hocası seçiliyorsun, antrenmana gidiyorsun, takımı haftaya hazırlıyorsun, antrenman bitiminde “Hoca buraya kadar” diyorlar... Kazanılamayan hafta sayısı beşe yükselince Altay yönetimi baskıyla baş edemedi, Ümit Turmuş’la yolları ayırdı. Peki ama Turmuş’un, “‘4 maçta 8 puan alamazsam istifa ederim’ dedim. 7 puanda kalınca istifamı vermiştim. Keşke o zaman istifamı kabul etselerdi.” sözlerine gönül rahatlığıyla kulak tıkamak mümkün mü?
Samsunspor için artık “döndüler” diyebiliriz. Ulaştıkları 15 puanın 11’i son beş haftada gelmiş durumda. Moraller düzgün, takım taraftarla tekrar barışmış gibi, yönetim terfi laflarını yine ağza almaya başladı. Eskişehirspor ise mağlubiyet dizisine son veremiyor; üst üste dördüncü defa kaybettiler. Teknik direktörlük için tam Bülent Korkmaz’da karar kılınmışken, son anda çıkan sorunlar yüzünden yeni bir isim aramaya başladılar. Öne çıkan Ahmet Akçan gibi gözüküyor.
Gaziantep BB., sezon başından beri ilk kez iki maç üst üste kazanıyor. Suat Kaya’nın teknik adamlığı takıma iyi gelmiş durumda. 80’e kadar 2-1 yenik götürürken son 10 dakikada attıkları gollerle 4-2 kazandıkları Uşakspor maçı takımı 17.likten, 14.lüğe çıkardı.
ŞEKER PARÇASI
Metin Yıldız’la çıkılan ilk maçta Eyüpspor karşısında alınan 3-0’lık galibiyet de bir tür “diriliş galibiyeti” sayılabilir mi? Puan tabelasının çok daha sıkışık olduğu 2B/1’de üst üste alınacak iki galibiyet “roket etkisi” yapıyor. OYAK Renaultspor maçı tam da bu yüzden çok önemli...