EURO 2008
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Fırat Bayar
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN MAÇLARI
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

Futbolun Filozofu: Cruyff – 2

1992 yılında kazanılmayan tek bir kupa bırakmaz Barca. O ise bunların hangisi 1992’nin en önemli olayıydı sorusuna “Hiçbiri. Kızım evlenmesiydi.” şeklinde cevap verir.


NTVSPOR
Güncelleme: 19:18 TSİ 26 Şubat 2008 Salı

İDEALİST BİR TEKNİK DİREKTÖR
Geldik Cruyff’un teknik direktörlük yıllarına. Futbolculuğunun son yılında Ajax başkanına kızmış ve Feyenoord’a giderek kulübe 10 yıl sonra ilk şampiyonluğunu ve Hollanda Kupası’nı kazandırmıştı. Sadece attığı gollerle değil takımı yönetme şekli ve asistleriyle. Ertesi yıl 3. kere Ajax’a geldi Cruyff.

 

Aslında 1981’de Ajax’a teknik danışman olmuştu ve daha ilk maçında tarihe geçen bir olay yaşamıştı. Ajax, Twente karşısında 3-1 yenik durumdaydı. Cruyff bir anda tribünden indi ve Ajax altyapısının başında efsane olmuş teknik direktör Beenhakker’a aldırmayarak oyunculara talimatlar vermeye başlamıştı. Karşılaşma bittiğinde Ajax 5-3 öndeydi.

 

1984’de Ajax’ın başına geçtiğinde PSV’nin parladığı bir dönemdir. Yine de Ajax ile 3,5 sende 1 lig şampiyonluğu 1 de Avrupa Kupa Galipleri Kupası kazanır. O dönemde altyapı hocalarının alt takımlara gönderdiği birçok genci zorla geri getirir. 14-15 yaşında güçsüz çocukların erkenden genç takımlara alınmasına ve sonra hayal kırıklığı damgasıyla geri gönderilmesine karşıdır. Gelecek vaat ettiğini sezdiği oyuncularla özel olarak ilgilenir ve onlara kişilik kazandırmaya çalışır. Bunların birkaçını saymamız yeterli diye düşünüyorum: Marco Van Basten, Dennis Bergkamp, Frank Rijkaard, Ronald Koeman, Ronald ve Frank De Boer kardeşler, Rob ve Richard Witschge kardeşler, Clarence Seedorf, Edgar Davids, Brian Roy, Patrick Kluivert, Aron Winter, Wim Jonk, John Bomsan, John Van’t Schip, Gerald Vanenburg. Liste uzayıp gidiyor.

 

Bir forvetin birebirde mutlaka rakibini geçmesi gerektiğine inanıyordu. Hatta böyle bir durumda yanında 2. bir savunmacı götürmesin diye 2. bir forvetin o bölgeye çok yaklaşmasına izin vermezdi. Birebirini iyileştirmesi için Van Basten’i aylarca Hollanda’nın en iyi savunma oyuncusu Spelbos ile çalıştırır.

 

1986-87 sezonunun son haftalarına Ajax, PSV’nin 4 puan gerisinde girer. Kupa Galipleri Kupası’ndan ise yarı finaldedir. Van Basten’in sakatlık şikayetleri üzerine, Cruyff, Van Basten’e onu ligde oynatmayacağı sözünü verir. Buna karşılık Van Basten de Kupa Galipleri Kupası’nın son 2 maçında oynayacak ve kupayı kazandıracaktır. Ancak beklenmeyen bir şey olur ve PSV, 2 maç üst üste kaybedince ligde puanlar eşit hale gelir. Cruyff yine de verdiği sözü tutar ve Van Basten’i ligi kaybetme pahasına oynatmaz. Buna karşılık, Van Basten de bunun karşılığını öder ve Kupa Galipleri finalinde attığı tek gole kupayı Ajax’a getirir.

 

Ajax’a Bir Kere Daha Veda ve Barcelona…

 

Van Basten’in yok pahasına Milan’a satılması Cruyff’u çok kızdırır. Ajax başkanı Toni Harmsen ve Ajax altyapısıyla ters düşer. Yöneticiler onun işlerine karışmasını kabul edemez.. İpler kopar ve sezon ortasında çok sevdiği Ajax’tan 3. kez ayrılır. Önünde onlarca teklif vardır. Hem de Avrupa’nın en iyi takımlarından. Ancak o kararını vermiştir.

 

Ertesi sezon, bir zamanlar futbol oynadığı Barcelona’nın başına geçer. Barcelona ortalama 20-25 bin seyirciye oynamaktadır ve onca pahalı transferine (Maradona, Schuster vb) ve ünlü teknik adamlarına rağmen alay konusu olmuştur. Real Madrid’in 6 Avrupa Şampiyonluğu’na karşın Barcelona’nın elinde hiç yoktur.

 

Karşısında yine uzlaşılmaz bir başkan bulur. Ancak çok katı önlemler alır. Başkan Nunez’in soyunma odasına gelmesini yasaklar. Konuşacağı bir şey varsa ofisine çağırmasını ister. Oyuncular arasındaki anlaşmazlıklara kendi kurallarıyla çözüm bulur. Bakero, Beguiristain, Guardiola gibi gençlerde ısrar eder. Kaptan Alexanco’nun cesaretine ve liderliğine hayran olur ve ona güvenir. Yanına ise Barcelona’da beraber oynadığı ve şehirde herkesin saygısını kazanmış Rexach’ı alır.

 

İlk sezonu sonuç anlamında kötü gider ancak yine de tribünler 90 binin altına düşmez. İkinci sezonda takım sadece Kral Kupası’nı kazanırken eleştiriler had safhaya çıkar. Ancak o sabır ister. Taşlar oturmak üzeredir. 1991 yılında ise inanılmaz çıkış başlar.

 

Barca o yıl İspanya Ligi’ni kazanır. 1992’de ise hem lig şampiyonluğu gelir hem de Barcelona tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu. Üstelik futbola ekonomik ve sportif olarak hakim hale gelen İtalyan takımlarına rağmen. Ronald Koeman’ın 120. dakikadaki frikik golü Barcelona tarihinin zirvesiydi. 1992 yılında kazanılmayan tek bir kupa bırakmaz Barca. O ise bunların hangisi 1992’nin en önemli olayıydı sorusuna “Hiçbiri. Kızım evlenmesiydi.” şeklinde cevap verir. Barca 1992’de Barcelona Olimpiyatlarındaki NBA-ABD takımından esinlenerek Rüya Takım diye anılmaya başlanır.

 

Aynı yıl by-pass ameliyatı olur ve hayatı boyunca içtiği sigarayı bırakmak zorunda kalır. Üstelik sigara karşıtı kampanyalara da öncülük etmeye başlar. Artık lolipopları elinden düşürmemektedir. Ancak ameliyatın sadece insanı daha iyi hale getirmek için yapıldığına inandığından takımla beraber futbol oynamaya devam eder. Ceza sahası içinde 8’e 8 veya 8’e 4 yaptırdığı maçların bir amacı takımın dar alanda isabetli ve hızlı paslaşmasını sağlamaksa da, diğer bir amacı da kendisinin de futbol oynayabilmesidir.

 

Barca sonraki 2 sene daha şampiyon olur. Şampiyonlar Ligi’nde finale gelir ama Milan’a kaybeder. Bu dört sene Barca tarihinin en parlak yılları olur.

 

Bu arada 1994 yılında Dünya Kupası için Hollanda Milli Takımı’nın başına geçmesi konusunda yoğun baskı yaşar. Teklifi kabul etmek üzereyken, Hollanda Federasyonu’nun kendi ceketini giymesinde ısrar etmesi gibi sudan sebeplerle anlaşma imzalanamaz.

 

1995 yılında Ajax Şampiyonlar Ligi’ni kazanırken Ajax’ı eleştiren ve altyapı hataları yüzünden geleceğinin karardığını söyleyen tek kişi odur. Ancak bu eleştirileri Hollanda tarafında sert tepki bulur ve Ajax’ın başarısını kıskanmakla suçlanır. Yıllar kimin haklı olduğunu ortaya çıkaracaktır.

 

Yine 1995 yılında, Barca’da sözleşmeleri biten oyuncular ayrılmaya başlarken takımda kan değişikliğine gitmeye karar verir. Ancak yeni transferlerin ve özellikle Hagi’nin bütün sezonu sakat geçirmesi hesapları bozar. Meho Kodro çok iyi oynamasına rağmen inanılmaz goller kaçırır. Çok beğendiği ve transferinde ısrar ettiği genç Figo ise yavaş yavaş pişmektedir. Barca kötü bir sene geçirir. Sonraki seneye ise kötü bir başlangıç yapar ve Cruyff başkan Nunez ile kapıştıktan sonra ayrılmak zorunda kalır. Nunez’in futbolu sevmediğine ve sadece kendi egosu için başkanlık yaptığına inanmaktadır. Nunez tek bir deplasmana dahi gelmemiştir ve 7 senede Cruyff ile tek bir yemek bile yememiştir.

 

Ayrıldığında Milan, Bayern, Juventus başta olmak üzere Avrupa’daki 30’a yakın kulüp peşindedir. Çünkü onun futbolu seyirci çekmektedir. Kurduğu takımlar kaybetse bile güzel futbol seyrettirmektedir. Ancak o hepsini reddeder. Nunez’den sonra gerçek bir futbol sevgilisi olan Laporta onun danışmanlık yapmasını istediğinde ise kabul eder. Ne mi önerir? İlk olarak Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Hollanda ile başarısız olan Rijkaard’ın getirilmesini!

 

Bir sonraki yazıyla beraber Cruyff’un futbol felsefesine girmeye başlıyoruz.

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler
 en barçalı - Mersin 06 Aralık 2006, Çarşamba 02:25  
reykart kararının yanlışlığı barça 5-6 kupa kazandıktan sonra anlaşilacak herhal.kromme o kadar döşenmişsin ama bu reykart sevgisini araya sıkıştırmışsın.o beğendiğin morinyonun tercümandan dönme eski barçalı olduğunu hatırlatırım.geçen yıl karizmasının reykartça çizildiğini de.
 Kromme - İstanbul 01 Aralık 2006, Cuma 01:42  
Johan Cruyff benim için Peleden sonra dunyanın gordüğü en iyi oyuncudur ama burada biter.Sebepleri ise şunlar: 1-Total futbol felsefesinin yaratıcısı çoklarının iddia ettiği gibi o değil Rinus Michels'dir.Cruyff'un oynadığı her takıma felsefeyi beraberinde götürmesinin sebebi egosunun yüksek oluşu nedeniyle hiçbir takım disiplinine bağlı kalmak istemeyişidir.Zira Michelsin Hollandası dışındaki her takımda oyunun defansif yanına hiçbir katkı yapmazdı. 2-Cruyffun teknik direktör olarak yaptığı sadece Barcanın müthiş yıldız isimlerinin hepsinden daha büyük bir isim olarak orada durmak ve otorite sağlamaktı gerisini bir şekilde takım hallediyordu tıpkı şimdi olduğu gibi ben bunda bir filozofluk göremiyorum filozofluğun ortaya konması gereken taktik anlayışta ise gercek futbol dehası capellonun bizim sözde filozof cruyffu nasıl parcaladığını 93 sampiyonlar ligi finalinde gormustuk. 3-Cruyffun Ajax hakkındaki fikirleri de yanlış tabana oturmus durumda zira ajaxı bu gunku duruma getiren altyapı politikası değil transfer politikası. Yıllardır aynı sistemle hep harika oyuncular buldu Ajax ve hala da buluyor ve yetiştiriyor eski harika günlerden tek fark ise artık harika bir ajax kurulamadan parcalarının satılması mesela 2002de kurulmustu böyle bir takım sampiyonlar ligi ceyrek finalde sonradan kupayı kazanacak milana kok sokturduler hatalı bir hakem kararıyla yenen son dakika goluyle teslim oldular teknik direktor koeman futbol subesi baskanı hollandalı efsane teknik direktorlerden leo beenhakker'di.Van der vaart,van der meyde,trabelsi,maxwell,zlatan ibrahimovic gibi yıldızların yanısıra sneijder pienaar gibi takımın eksiklerini dolduracak genclerde gelmek üzereydiler.Yeni bir Ajax efsanesi doğacaktı ki Guus Hiddink ve PSVye sampiyonluğu kaptırdıkları için Koeman ve Beenhakker gonderildi saydığım oyunculardan da Sneijder hariç hepsi satıldı.Bu durum sizce Cruyffun iddia ettiği gibi altyapı yanlıslığı mı yoksa Ajax yonetiminin sabırsız ve basiretsiz tutumları mı? 4-Gelelim Rijkaard'ın atanmasına. Rijkaard'ın atanması Barcelona için tam bir fiyaskodur ve kendisi Mourinho'nun da iddia ettiği gibi teknik direktörlük açısından sıfırdır.Hollandanın altın kadrosunu hiçbir başarıya taşıyamamış 10 kişi italyanın katı savunmasına hiçbir çözüm üretememiş,Spartayı tarihinde ilk kez küme düşürmüş bir adam Cruyff'un marjinal fikirleriyle Barcanın basına gecti ve şimdilik başarılı ama unutmayalımki Hitler'de ordusuna verdiği marjinal fikirlerde ilk başlarda cok başarılıydı ama işler cok cok az bir biçimde sarpa sarınca bu marjinal fikirler bu cok kucuk sarpa sarmasını felakete donusturdu ve hitler bugun almanların savası kaybetmelerinin en onemli sebebi olarak gosterilmektedir ve Cruyffun rijkaard kararının yanlıslığı da er gec ortaya cıkacaktır.Rijkaard futbol tarihinin gördüğü en şanslı teknik direktördür zira kadrosu dünyanın en yetenekli ve en sorunsuz kadrosudur rijkaardın yapması gereken tek sey orada oylece durmak ve sorun yaratmamaktır zira takım hiç sorun yaratmamaktadır.Bu muhtesem kadroya rağmen rijkaardın barcası ne zaman ronaldinho sakatlansa mac kazanamama serilerine girer elinde deco messi olmasına rağmen ya da işte şu sıralar eto sakat şampiyonlar liginden elenmek üzereler ellerinde gudjohnssen ve saviola olmasına rağmen çok kaliteli defansa rağmen hala ciddi anlamda pozisyon vermektedir barcelona. Tüm bu acıklamalarımdan anlasılmasını umduğum üzere cruyffun futbolla ilgili tek yeteneği müthiş top tekniği ve defans tarafından sıkıstırıldığı her an marjinal bir çalım hayal edip onu mukemmel bir biçimde uygulayabilmesidir. Saygılarımla
 İlyas Dokuzoğlu - Bursa 28 Kasım 2006, Salı 15:32  
Barcelona'nın 1991'de Kupa Galipleri Kupasını aldığını yazmışsınız. Ancak Barça bu kupayı 1988-89 da almıştı, O yıllarda Bulgaristan'da yaşıyordum ve yarı finalde Barcelona-CSKA Sofya eşleşmişti.Nou Camp'taki ilk maçı Lineker'li Barça 4-2 kazanmıştı. Ancak genç yıldız Hristo Stoichkov, Zubizaretta'yı biri 40-45 metreden, 2 kez avlamıştı. Sofya'daki ikinci maçı da Barça 2-1 kazanmış, CSKA'nın golü yine Stoichkov'dan gelmişti. Bulgar futbol tarihinin en heyecanlı günleriydi diyebiliriz. Cruyff, Stoichkov'a bu maçlarda hayran kalmış ve ertesi yıl onu Barça'ya almıştı. Stoichkov'da o "rüya takımın" en önemli parçalarından biri olmuştu sonraki yıllarda. O yıl finalde Barça, 4 yıl sonra Kupa 1 de de yeneceği Sampdoria ile karşılaşmış ve 2-0 la Kupa Galipleri Kupasını müzesine götürmüştü.

ARAMA: