Tıpkı 3 İstanbullu arasında bu sezon oynanan diğer derbiler gibi, bu maçta da istatistikler ve psikoloji galibiyete yakın olan taraf olarak maçtan önce kimi gösteriyorsa, kazanan o oldu. Yani sürpriz olmadı. Geçmişte oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının bir kopyasını daha seyrettik. Sonuç; yine Fenerbahçe kazandı.
Derbi, Song’un bu maçta forma giyemeyeceğine ilişkin haberlerin duyulması ile şekillenmeye başlamıştı. Yeri gelmişken Rigobert Song’a geçmiş olsun dileklerimizi iletelim. Sıkıntısı basına yansıdığı gibi gıda zehirlenmesi ise, kamptaki bir oyuncunun zehirlenmiş olması tuhaf geldi bize. Umarız mühim başka bir sıkıntısı yoktur.
Song’un yokluğu demiştik, devam edelim. Biz basit izleyiciler bu eksiğin Galatasaray adına büyük sorun olduğunu, alternatif olarak elde bulunan Emre Aşık’ın da maç eksiği nedeniyle bu boşluğu dolduramayacağını düşünüyorduk. Muhtemelen bu haberi alan Samandıra Tesisleri’ndeki tüm Fenerbahçeliler de bu paralelde düşünmüşlerdi.
Peki tüm gözler üzerinde olan Emre Aşık nasıl oynadı? Song sahada olsa, tahmin ediyorum o da ancak bu kadar hata yapardı. Emre’nin performansı için kriterimiz Tolga Seyhan’ın Bordeaux deplasmanındaki oyunu olmalı ve Emre, Tolga’ya oranla çok daha hazır ve başarılı bir performans sergiledi.
Galatasaray’a dönelim. Takım, durumu idare ettiği ama kesinlikle iyi performans göstermediği dakikalarda, ilki Inamoto ve Ergün’ün gözlerinin önündeki Alex’i kaçırmalarından, ikincisi ise Ayhan’ın gereksiz bir top kaybı, ardından kontratak ile Kezman’ın kaptığı topun cezasını kesmesinden doğan iki golü kalesinde buldu, 2 dakika arayla. Ve tüm bir 45 dakika boyunca Ayhan, Hasan ve Arda başta olmak üzere top kayıpları ile hem etkili hücum etmeyi beceremediler, hem de rakibin hızlı hücumlarına altyapı hazırlamış oldular.
Burada Appiah, Deniz ve Aureliolu Fenerbahçe orta sahasının da hakkını verelim. Galatasaray’a oyun kurma imkanı vermediler, hoş ilk 45 dakika için Galatasaray’ın da böyle bir niyeti yoktu. Fenerbahçe yarı sahasında, Arda’nın ortası ile Ümit Karan’ın değerlendiremediği pozisyon bir yana, Galatasaray’ın organize olabildiği pozisyon yok gibiydi.
Belki iki sezonda toplam 40 küsür maçta Gerets Ilic’i oyundan çıkartmıştır ama ben belki ilk, belki de ikinci kez hoca ile mutabık oldum, etkisiz kalan Ilic’in oyundan çıkması hususunda. Keza derbi maçların gergin oyuncusu Hasan’ın da kenara alınışı doğru bir karardı.
Sabri’nin sağ kanada ciddi bir dinamizm kazandırması, Necati’nin oyuna girişi ile ikili forvete dönüş, Fenerbahçe’nin devrede sahaya rahatlamış halde çıkması ve Gerets’in alnındaki yara, Galatasaray takımını ateşlemişti. Sonrası; yine tek devresi mükemmele yakın oynanan bir maç daha ve yine diğer tek devre oynanan maçlarda (Liverpool, PSV) olduğu gibi alınan bir mağlubiyet.
Maçın sonucu ligi nasıl etkiler derseniz, Fenerbahçe’nin ciddi bir avantaj yakaladığını görüyoruz. Ancak Fenerbahçe iyi oynamıyor. Galatasaray’ı yenerken de iyi oynamadı. Süreklilik problemi Galatasaray gibi onlarda da var. Ancak özellikle son iki haftada alınan 6 puan şimdilik Fenerbahçe için çok önemli. Şimdi daha rahat oynayacaklar çünkü kozlar ellerine geçti. Bu rahatlık performanslarına da olumlu yansıyabilir.
Galatasaray’a ise maçın ikinci yarısındaki oyunu sürdürmesi gerektiğini söyleriz, tıpkı Liverpool maçından sonra yaptığımız gibi. Ama bu nafile bir çabadan öteye gitmez. Bir maçın iki devresinde bu kadar farklı oyun ortaya koyan bir takımın istikrarından bahsetmek doğru olmaz. Galatasaray önce doğru bildiği, doğru yaptığı bazı işlerde sürekliliği sağlamalıdır.
Gerets’in alnına isabet eden yabancı cisim, Mondragon’un kulağının dibinde patlayan ses bombası, maç öncesi bir polisin bıçaklandığı yönünde basına yansıyan haberler, deplasman taraftarının bulunduğu tribünü kırması, dökmesi gibi derbi klasiği haline gelmiş ilkelliklerimiz için söyleyebileceğim söz yok. İşin kötüsü benimsedik biz bu işleri ve alıştık, tuhaf da gelmiyor artık.
Bir ilkellik de sahalarda yaşanıyor. Sakatlık sonrası yalancı centilmenlik şovları, bu seviyede futbol oynayan çoğu milli oyuncularımıza yakışmıyor. Ama biz onlardan kendilerine yakışanı yapmalarını beklemek yerine, İngiltere’de başlayan uygulamayı benimsemeyi tercih etmeliyiz. Yani sakatlık anlarında oyunu durdurma konusunda tek yetkili hakem olmalı. Böylelikle dün iki oyuncunun sarı kart görmesine yol açan krizleri de aşmış oluruz.