Geçen Perşembe günü Lig Radyo’da “Fırat İşbecer ile Verkaç” programında Fırat ile birlikte konuşacağımız konuları belirlerken, Gerets’in sözleşmesi ve Galatasaray’daki geleceği konusunu da programın gündemine almıştık. Buna benzer olarak verkac.org’da derbiler öncesinde gelenekselleşen soru-cevap-tahmin köşesinde Mustafa Taha da alınacak muhtemel bir mağlubiyet halinde Galatasaray’da teknik direktörün ne şekilde etkileneceğini sormuştu. Her iki fırsatta da Gerets ile Galatasaray’ın, en azından sezon sonuna kadar yollarının ayrılmayacağını, kendimden gayet emin şekilde dile getirmiştim.
Kendimden emin olmamın sebebi, iyi kötü Galatasaray’ı ve kültürünü tanımış, anlamış olmamdan ileri geliyordu. Son 20 yılda Galatasaray’da sezon bitiremeyen iki teknik adamdan biri Saftig’di, ki zaten niye göreve getirildiğini bugün bile gidip Adnan Polat beye sorabilirim. Diğeri ise ikinci görev döneminde gerçekten Galatasaray’ın altını üstüne getiren, kendi kariyerine de limon sıkan Fatih Terim’di. Sigi Held, Souness, Hagi gibi haklı ya da haksız tartışılan isimler dahi görev dönemlerinde sezon sonunu getirmişlerdi. Böyle bir kültürden, böyle bir anlayıştan bahsediyoruz.
Öte tarafta Galatasaray’da halen görev yapan teknik direktör, Galatasaray’ı geçen yıl şampiyonluğa, bu yıl da sonu hüsran dahi olsa Şampiyonlar Ligi’ne taşımış, “başarılı” olarak nitelendirilmesinde hiçbir tuhaflık bulunmayan kariyerli bir insandı.
Tüm bunları alt alta koyunca, Galatasaray’da teknik direktör konusu, tartışılacak konular listesinde üst sıralarda yer alması imkansız bir konuydu. Fakat şimdi görüyorum ki, maç sonu röportajlarda, gazetelerde Erik Gerets’in Galatasaray’dan gönderilmesi konusu en revaçtaki konu. Doğru ya da yanlış bilemem ama bazı gazeteciler konu hakkında kendilerinden çok emin konuşuyorlar. Devre arasında kalması sürpriz olur diyenler bile var…
Kestirmeden söyleyelim, Galatasaray yönetim kurulu Erik Gerets’in sözleşmesini bu sezon devre arasında feshederse, Galatasaray tek kelime ile “bitmiş” demektir. Daha ötesinde, bugün, ben bu yazıyı yazarken ya da siz bu yazıyı okurken Galatasaray’da resmi görevi olan bir tek kişi dahi aklından bu ihtimali geçiriyorsa, Galatasaray’ın vah haline.
Galatasaray Gerets’i neden kovacak, önce birisi bunun mantıklı bir açıklaması yapsın. Diyor ki kimi köşe yazarları, “Galatasaray geçen sezon şampiyon olmadı, Fenerbahçe altın tepsi içinde şampiyonluğu hediye etti?”
Yahu Galatasaray geçen sezon ligi 83 puanla tamamlayarak şampiyon oldu ve bu 83 puan içinde altın tepside şampiyonluk sunduğu söylenen Fenerbahçe’den alınan puan 0 (sıfır)! Hangi mantık, hangi zihniyet bir futbol takımının topladığı 83 puanı göz ardı edip rakibinin son hafta kaybettiği puan yüzünden şampiyonluğun tepsi içinde geldiğini iddia edebilir. Olabilir mi böyle bir şey? Ciddiye alınabilir tarafı olmayan, komik bir tespittir. Geçiniz.
Peki bu sezon ne halde Galatasaray? Evet, ciddi puan kayıpları olmuş. Ama bu Galatasaray’a özgü bir durum değil. Geldiğimiz noktada Galatasaray liderin 7 puan gerisinde, ikinci sırada. Liderle oynadığı maçta ise deplasmanda 2-1 mağlup olmuş, fark bu sebeple 7 puana çıkmış. Kaldı ki geçen sezon yaklaşık aynı haftalarda, aynı liderle evinde oynadığı maçı kaybediyor, 6 puan geriye düşüyor, taraftarı stadın koltuklarını kırıp sahaya atarak yönetimini istifaya davet ediyor, futbolcusu beş kuruş para alamıyor, takım idmana çıkmıyor, en büyük kozu sezon öncesi kampa katılmayıp parasını almadığı için başka takımlara imza atıyor ve bu takım sezonu şampiyon olarak tamamlıyor. Neymiş, tepsi içinde gelmişmiş. Burada kesiyorum, aksi halde ağır konuşacağım.
Hal bu iken, 7 puan geride diye mi kovacağız bir önceki yılın şampiyon kadrosunun teknik direktörünü? Yoksa Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkamadı diye mi? Sahi, Galatasaray hangi teknik direktörler zamanında, kaç kere çıktı bu Şampiyonlar Ligi gruplarından? Peki o teknik direktörün kovulması için avaz avaz bağıran kimdi? Bugün Gerets’in kovulmasını en çok kim istiyor? Bunlar bugünkü uzmanlık sorularımız. Sizden ricam cevapları kendiniz düşünün, bulun.
“Futbolcular sevmiyor Gerets’i” meselesi var bir de. Kimse kusura bakmasın da, Hakan Ünsal Lig TV’de böyle bir balon uçurdu diye bu havadise de inanacak değilim. Önce Hakan Ünsal’ın bu konu hakkındaki samimiyetini sorgularım, sonra bir geçmişine bakarım, sonra da kanal değiştiririm çok ısrarcı olursa. Ha, bir de Hakan Ünsal’a bunu kimlerin söylettirdiğine ilişkin tahmin hakkımı kullanırım çok isterseniz.
Bizler profesyonel gazeteci değiliz ama belki de onlardan çok daha fazla ilgi ve merakla bu işleri takip eden insanlarız. Mesela Sivasspor maçı öncesinde kameralara “bana Gerets mi, Bülent Uygun mu diye sorsanız, ben Bülent Uygun derim” diyen Osman Şenher’den futbol hakkında ders alacak değilim. Tıpkı istisnasız her gelen antrenöre düşman olmayı prensip edinip popülaritesini böyle muhafaza etmeyi seçen Hıncal Uluç’tan ders almayacağım gibi. Kuzmanoski’yi yabancı, Saftig’i de hoca diye Galatasaray’a yutturmaya çalışan Adnan Polat’ın bu konulardaki yeterliliğinden de son derece şüpheliyim.
Şimdi bu beyler gaz verdi, istedi diye kovacaksa Galatasaray Erik Gerets’i, kovsun! Biz de er kişi niyetine kılarız “Galatasaray değerleri”nin cenaze namazını. Bir de fatiha okuruz arkasından. Bir yanımız üzülür, bir yanımız da bunlara layıkmış demek ki koca Galatasaray Spor Kulübü, biz yanlış tanımışız der, susar otururuz.