Basketbol otoritelerine göre bu sonuç, aslında sürpriz değildi. Ancak Fenerbahçe Ülker, bence maçtan önceki beklentilerin aksine oyundan galip ayrılabilirdi.
Öncelikle, Fenerbahçe Ülker güçlü rakibi CSKA karşısında moral olarak iyi hazırlanmış göründü. CSKA Moskova, gerçekten de Euroleague’in en iyi kadrolarından birine sahip ve bu yıl şampiyonluğun en güçlü adaylarından. Bu durum, daha maça başlamadan rakip takımlar üzerinde psikolojik bir tedirginliğe yol açıyor.
Ancak, Fenerbahçe Ülker, bu tedirginliği hissetmeden maça başladı. Nitekim, maçın başlarında temsilcimizin rakibine oranla daha etkili olduğunu gördük. Bu durum, maç içerisinde fenerbahçe Ülkerli oyuncuların özgüvenlerinin daha da artmasına neden oldu.
Kaptan Mrsiç’in hücumdaki başarılı oyunu; Kambala ve Mirsad’ın içeriden gayreti; ve de Basden’in savunmadaki önemli performansı ile CSKA karşısında Fenerbahçe Ülker etkili bir oyun ortaya koydu. Bu şekilde, ilk yarı 37-31 Fenerbahçe Ülker lehine tamamlandı.
Ancak, üçüncü periyot, maçın CSKA lehine kırılmasında dönüm noktası oldu. Bu periyodun başında CSKA, Fenerbahçe Ülker karşısında 11-0’lık bir seri yakaladı ki, bu fark, maçın sonuna kadar devam etti (Maç 10 sayılık farkla tamamlandı). Momentumu bir kez daha kendi lehine çeviremeyen Fenerbahçe Ülker’in direnci de bu noktadan sonra geri dönemedi.
CSKA, son derece tecrübeli ve derin bir kadroya sahip olan bir takım. Papaloukas, Avrupa’da geçen seneyi en iyi geçiren oyuncuların başında geliyor. Holden ve eski Efesli Langdon, son derece etkili oyuncular. Keza, Smodis ve Vanterpool da aynı şekilde. Gerektiğinde Andersen ve van der Spiegel’de devreye girebilen oyuncular.
Koç Messina, bu kadroyu son derece dinamik ve etkin bir biçimde kullanıyor. Tabii saha içindeki asistan koçu da ona yardımcı oluyor: Papaloukas. Yunan oyuncu, son derece akıllı bir biçimde takımı organize ediyor.
Sonuç ne olursa olsun, Fenerbahçe Ülker, geçen senenin şampiyonu olan bu takım karşısında iyi mücadele etti, olumlu oynadı.
Bu maçın, Fenerbahçe Ülkerli oyuncular açısından iyi bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçeli oyuncular, savunmada mücadele edip, iyi hücum ettikleri takdirde Avrupa’da her takım ile başa baş oynayabileceklerini ve kazanabileceklerini gördüler.
Bu düşünce tarzı ve motivasyonla, Fenerbahçe Ülker’in Euroleague ikinci yarı maçlarında daha başarılı olabileceğini düşünüyorum. Bu dönemde takım da daha oturmuş olacak ve istikrar artacak. Fenerbahçe Ülker doğru yolda.