Maçın başlamasına yakın Ali Sami Yen tribünlerine bakınca alışık olduğumuzdan çok daha az seyirci olduğunu görmüş, şaşırmış, kızmış, üzülmüştüm. Federasyonun kargaları güldürecek kıvamdaki sezon planlaması neticesinde tıpkı sahadaki futbolcular gibi, taraftarların da psikolojik olarak devre arasına girdiklerine kanaat getirdim sonra.
Ama maçın ikinci yarısında Galatasaray kapalısından höykürülecek iğrenç tezahüratı önceden haber alıp da bizim gibi yüzü kızaracağını düşünüp maça gelmeyenler olmuş muydu? Olduysa istihbarat kaynaklarını derhal kutlasınlar, çünkü ben o utancı işleyen binlerce kişinin hemen yanı başında bulunmaktan, Galatasaray kapalısının bir parçası olmaktan iğrendim o an.
Nasıl bir ruh hali olsa gerek ki bu adamlarda, bu kadar rahat, pervasız, utanmadan, arlanmadan, anne içerikli şekilde böylesi ağır sövebilecekler. Adamları anladım, sevgililerine şekil olsun diye permalanıp süslenip maçlara gelen, sokakta görsen adam sanacağın o kızlara ne demeli?
Utandırdınız yanı başınızda ve ekranları başında söylediklerinizi duyan binlerce Galatasaraylıyı, belki milyonlarca insanı! Galatasaray sizinle gerçekten rezil oluyor. Koskoca Galatasaray ne adıyla, ne rengiyle, ne tarihiyle, ne de geleceği ile sizlere yakışmıyor. Düşün kardeşim 101 yıllık koca Galatasaray’ın yakasından!
Her neyse… Sanırım bu sabotajı yapanlar bu gece güzelce uyumuşlardır. Vazifelerini yerine getirdiler. Ellerine, ağızlarına, beyinlerine sağlık. Şimdi vazife bu pası alması gereken Türkiye Futbol Federasyonu’nda. Bursaspor maçında sahaya atılan yabancı maddeler için 1, bu maçın ikinci yarısında yapılan iğrenç tezahürat için 1 daha, toplam 2 maç seyircisiz oynama cezasını vermiyorsanız, ben de size hakkımı helal etmiyorum arkadaş!
Çıkar birisi “birkaç kendini bilmez” der şimdi utanmadan. Öteki çıkar taraftara teşekkür eder, “büyüklüğümüzü gösterdiniz” der, yalaka bir tavırla. Diğer der ki “ceza alınacak ne var ki, diğer sahalarda da daha beterleri oluyor”. Böyle bitecek Türk futbolu. Böyle harcayacaksınız bu ülkenin en büyük sosyal eğlencesini. Kına yakarsınız ondan sonra. Türk futbolunda varsa çirkinlikler, kaynağı yöneticilerdir, destekçisi de medya. Onlar almasalar da sorumluluğu üstlerine, bu gerçek herkes tarafından bilinmelidir.
O kadar soğudum ki o tezahüratlarla birlikte maçtan, içimden de gelmiyor maç için bir şeyler çiziktirmek. Maçı özetleyecek en önemli unsur, golü Tomas’ın atmış olmasıdır. Öyle bir maç oldu işte.
Türkiye Kupası’nın statüsü hiçbir halta benzemiyor sayın yetkili ve ilgililer. Haybeye bir sürü gazı kaçmış maç oynatıyorsunuz. Kupaya can, heyecan gelsin istiyorsanız, tüm profesyonel takımları, ilk turdan itibaren karşılaştırın. Tek maç oynansın tüm turlar. Kura çekerken komşu vilayetleri aynı torbadan çektirmeyin. Nusaybin Demirspor evinde Galatasaray’ı ağırlayabilsin, ilk turdan itibaren. Yine aynı adette maç oynatır, ama adam gibi bir Türkiye Kupası organizasyonu yapmış olursunuz. Böyle gazı tuzu kaçmış, boş küfürbaz tribünler önünde abuk subuk maçlar oynatmamış olursunuz. Kupanın da bir karizması olur.
Son olarak Galatasaray bu galibiyetle turu atlamış oldu. Şimdi Erciyes deplasmanına tamamen gençlerinden kurulu bir takımla gitmeli, seyirci görmek istediği Oğuz, Topal, M.Güven, İlker-Soner Cihan kardeşler gibi genç yetenekleri ciddi bir resmi müsabakada izlemelidir. Erciyesspor maçını izlenebilir kılacak olan yegane şey budur.