Galatasaray’da ilk yarıdaki birçok puan kaybının nedeni olan motivasyonsuzluk ve enerji eksikliği, ikinci yarının ilk maçında da aynen kendini göstermeye devam etti. Bunun, biz dışarıdakiler olarak sebebini asla anlayamayacağımız faktörleri var muhakkak ancak Ankaraspor önünde bir temel faktörü de seyircisizlikti.
Kızdık, eleştirdik; Kayserispor maçında amaçsızca ve ahlaksızca küfredilmesini, cezasını da çektik. Tribünlere ve onları yönlendiren kişilere sesleniyorum. Yapılması gereken ceza alıp, edebi pankartlar asıp, gururla takımı stat dışından desteklemek değil, bu yaratıcılığı küfürsüz yeni tezahüratlar için harcamaktır. Umarız yaşananlar ders olmuştur.
Seyirci yoksunluğu ile beslenen enerjisizlik hali Galatasaray için önemli kayıplara sebebiyet verebilirdi. Vermedi ise eğer, bunda takımın savunma tarafında oynayan oyuncuların başarısı ve özellikle Sabri’nin bitmek bilmeyen enerjisinin payı çok büyüktür.
Gerets’in ilk 11’inde eleştiriye açık 2 tercih vardı. İlki maça Hakan Şükür-Ümit Karan ikilisi ile başlaması. Oyunculuklarını ya da yeteneklerini tartışmam ancak bu ortaklığın bir sinerji yaratmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu iki oyuncudan birinin yanında Ilic, Necati, Kabze oynatıldığı zaman daha hareketli, daha enerjik bir forvet hattı doğuyor. Ve bana sorulsa bu ikiliden dün Hakan Şükür ile maça başlamayacağımı söylerdim, Hakan Şükür de klasikleşmiş gollerinden birini atarak beni yanıltırdı.
Zaten Galatasaray’ın ilk yarı boyunca gerçekleştirdiği neredeyse tek kusursuz hücum organizasyonu, Ilic’in enfes ortası ve Hakan’ın şık kafası ile filelerle buluştu. O kadar. Savunma hatası ile gelen bir Hakan pozisyonu ve Arda’nın bireysel yeteneklerini kullanarak direğe nişanladığı top. Bunlar dışında organize bir hücumdan, sağlıklı bir oyundan bahsetmek güç.
İkinci kritik tercih ise burada öne çıkıyor. Hasan Şaş-Carrusca tercihi. Hasan Şaş’ın sezon başından bu yana hatırımıza gelen başarılı bir performansı yok. Carrusca ise kendini ispat mücadelesi içinde olan genç bir oyuncu. Açıkçası seyirciye de sorsanız, büyük oranda sahada Carrusca’yı görmek istediklerini söyleyeceklerdir. Ancak takımı yapan Gerets ve oyuncuları herkesten daha yakın takip eden o.
Biz, bu iki seçimdeki kararlarını, takımın enerjisizlik haline etki ettiğini düşündüğümüz için eleştiriyoruz. Hasan Şaş’ın yüz ifadesini gören ve azıcık insan psikolojisinden anlayan herkes, ondan bu ara pek hayır gelmeyeceğini seziyordur.
Galatasaray, puan farkının azalışı ile heyecana gelir mi, göreceğiz. Değil ise, lig ve kupadaki iki Kayseri deplasmanı için fazla ümitli konuşmak, bir nebze hayalcilik olur kanaatindeyim.
Takım enerjisi ile başladık, Ankaraspor’a da aynı gözle bakmaya devam edelim. Devre arasında görüldüğü kadarı ile Aykut Kocaman doygun, şöhretli ancak bu pararlelde verim alamadığı oyuncuları ile yollarını ayırıp genç oyuncular ile kendi takımını yaratma stratejisi izlemiş. Kümede kalma mücadelesi yaşamayacaklarını düşünerek Kocaman’ın en doğru seçimi yaptığını düşünüyorum. Şanssızlıkları, Galatasaray’ın bir tek Inamoto ile kapatmaya çalıştığı (ve genelde de bunu beceremediği) bölgede cezayı kesecek Jaba gibi bir oyuncudan mahrum oynamak zorunda kalmalarıydı.
Bir de kaleci Hakan’ın, kendisi için iki dünya kupası kalecisinden vazgeçildiğini unutmaması gerekirken bir önceki yazıda Volkan için bahsettiğimiz hataları, fazla özgüvenden yapması var, dikkat çekilmesi gereken.
Yine de Aykut Kocaman idaresinde Ankaraspor’un önümüzdeki yıllarda önemli başarılar kazanacağını düşünüyorum. İnşallah Kocaman ve Ankaraspor ortaklığı o denli uzun soluklu olabilir.