Trabzon kentinin üzerine son zamanlarda ciddi şekilde geliniyor. Oysa memleketin diğer şehirlerinde de algılama Trabzon’dakinden çok da farklı değil. Geçen hafta en hafif tabirle Manisa’da ‘Bağırmayan taraftar Ermeni olsun.’ diye saçmalayan ve sayısı 100'ü geçmeyen insan topluluğundan ne yazık ki her ilde var. Tekrar bir yarayı deşip bu konuları gündeme getirmek istemiyorum ancak geçen hafta yazı yazmadığım için bu yorumum mecburen bu haftaya sarktı.
Ziya Doğan’ın hafta içi 10 haftadır tekrarladığı ‘Bu maçı alarak çıkışa geçmek istiyoruz.’ sözü en azından bu haftalık mutlu sonla noktalandı. Trabzonspor yine iyi oynayamadığı ve özellikle 2-0’a kadar pozisyon üretmekte zorlandığı karşılaşmada ligin kanımca en zayıf ekiplerinden Gaziantep’i zor geçti. Ne demişti haftaiçi Ziya Doğan: ''Gidişattan memnunum. Çalışma ve futbol bize ümit veriyor. Biz de başarılı olmak istiyoruz. Ama biraz da takım oluşurken bazı sıkıntıları göz önüne almak lazım. Salgın hastalık var.'' Ben uzun süredir bir teknik direktörün ‘salgın hastalık’ bahanesini medyayla paylaştığını duymamıştım. Hakkını yemeyeyim Ziya Doğan’ın Manisa maçındaki oyuncu değişikliklerini çok yerinde gördüm. Trabzonspor son 5 maçında 1 gol yedi, o da Stepanov’un son dakikadaki gereksiz sinirinden. Risp’in oynamasının ve Fatih’in oynamamasının savunmayı toparladığı kesin. Sağ bekte Musa ve sol bekte Celaleddin de biraz daha performanslarını arttırabilirse Trabzonspor çok zor gol yer. Yine de Ziya Doğan’ın Antep maçına Stepanov yerine Erdinç ile başlamasına bir anlam veremedim. Umarım aksi olur ama bakalım Erdinç’e Trabzonspor taraftarı bu sefer kaç maç dayanacak?
Yönetimin devre arasında kontratlarının bitmesine yarım sezon kala aldığı ve net olarak ne kadar bonservis ödendiği bilgisine de ulaşamadığım Risp, Ayman ve Ceyhun ile Trabzonspor’un grip salgını gibi afetlere (!) karşı daha hazırlıklı olduğu bir gerçek. Ancak bu 3 oyuncuyu alırken Trabzonspor’un nasıl bir hedefi vardı da apar topar transfer yapıldı onu tam anlamış değilim. Herhalde bu 3 oyuncu en aşağı 2-3 milyon Euro ödenip Trabzonspor’u küme düşmekten kurtarsın diye değil yönetimi kurtarsın diye alındı.
Bu arada yeni transferlerin daha ayaklarının tozuyla verdikleri; Ayman’ın ‘Trabzonspor benim için son nokta değil.’ ve Ceyhun’un ‘Hedefim Avrupa’da oynamak.’ demeçleri ve Serdar Bali’nin ‘Ceyhun Trabzonspor ile görüşmeye bile gelmemişti.’ lafını da bir kenara yazıyorum.
Haftanın, aslında geçen haftanın olayı Trabzonspor yöneticisi Kahraman Altuntaş’ın Trabzonspor’un Gaziantep maçının devre arasında eski genel sekreter Yusuf Ziya Yılmaz’a kafa atarak burnunu çatlatmasıydı. Olaydan sonra kendisini otele çağıran favori yöneticim İbrahim Hacıosmanoğlu kendisinden istifa etmesini istiyor ve bunu Nuri Albayrak’ın da istediğini bildiriyor. Benzer şekilde Hacıosmanoğlu’nun söylediğine göre Recep Tayyip Erdoğan da ‘Nuri Albayrak’a başkan adayı olmamasını.’ bildirmişti. Yani ortada sürekli insanlar birileri aracılığı ile birilerine birşeyler bildiriyorlar. Dalga mı geçiyorsunuz İbrahim Hacıosmanoğlu? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemek istediği birşey var da Nuri Albayrak’a bunu direk söyleyemiyecek veya Nuri Albayrak yöneticisi Kahraman ‘The Kafa’ Altuntaş’ı direk arayıp konuşamayacak. Oysa birkaç gün sonra bütün kafile hep beraber Manisa’daydınız.
Sonra açıklama yapan ve istifa etmeyen Kahraman ‘the kafa’ Altuntaş ise ‘Bir anlık gerginlik nedeniyle tartışma yaşadığımız arkadaştan ve tüm camiamızdan özür diliyorum. Bu gerekçeyle kamu vicdanında aklanma adına, yönetim kurulumuzdan Disiplin Kurulu'na sevk edilmeyi talep ediyor, bu yöndeki isteğimin kabul görmesini bekliyorum.’ demiş. Neyin aklanması Kahraman Bey, ne disiplin kurulundan bahsediyorsunuz. Böyle bir durum karşısında çıkıp iki çift laf söylemeyen ve Kahraman Altuntaş’ın istifasını isteyemeyen Nuri Albayrak’ın durumdan rahatsız olmadığını görüyorum. Peki ya siz sayın Hacıosmanoğlu. Televizyonda demeç verip Türk futbolunun icine düştüğü kaostan bahsederken gelişimini tamamlamamış yöneticilerin ülke futbolunun içerisinden çıkarılmasından bahsetmiştiniz. Kahraman Bey gelişimini tamamlamış gibi duruyor mu? Neyse ben daha ne diyeyim ki zaten asbaşkan da yönetim kurulu toplantısından sonra çıkıp bu olayı kaşımamamız gerektiğini söyledi. Belli mi olur bir kafa da ben yerim.