Hafta içi Euroleague’de aldığı farklı Panathinaikos yenilgisinin ardından BEKO Basketbol Ligi lideri Türk Telekom karşısında alınan 79-72’lik galibiyet, Efes için hayat öpücüğünden farklı olmadı.
Maç, ligin gidişatını etkilemesinin yanı sıra, iki takım arasındaki olası play-off eşleşmeleri açısından da önem taşıyordu. Ligin ilk yarısında Ankara’da oynanan maçı Telekom’un kazanmış olması, Efes açısından bu maçı çok daha önemli kılıyordu.
Maçın değerlendirmesine mağlup Telekom açısından başlarsak, geçen akşam alışık olduğumuz oyunlarını sahaya yansıtamadıklarını kolaylıkla söyleyebiliriz. Özellikle tecrübeli oyuncuları Haluk ve Alper’den yeterince faydalanamadılar.
Nispeten genç oyuncular olan Tutku ve Muratcan ise ellerinden geleni yaptılar. Kendilerinden bekleneni yerine getirdiklerini düşünüyorum.
Yabancılardan Dudley de verimli oynadı. Alston da, kapasitesini belli ölçüde sahaya yansıttı. Alman Jagla ise daha etkili olabilirdi.
Esasen Türk Telekom, bence en büyük gücü olan “takım oyunu” ruhunu yeterince sahaya yansıtamadığı için kaybetti. Telekom, belirli yıldız ya da yıldızlara tabi olmaktan çok takım oyununu iyi oynayarak kazanan bir takım. Çarkın her dişlisi belirli oranlarda katkı sağlıyor ve bu şekilde işler yürüyor. Efes maçında dişlilerin bazılarında yaşanan sorunlar, çarkın dönmesini yavaşlattı ve mağlubiyet kaçınılmaz oldu.
Efes cephesinden baktığımızda ise, maçı kazanmalarına rağmen bazı kronik sorunlarının halen devam ettiğini de söylemek gerekiyor. Daha önceden de belirttiğim gibi, ben halen Jenkins’in Efes takımının ideal oyun kurucusu olduğunu düşünmüyorum. Jenkins, takımdan çok kendine oynamayı tercih ediyor. Bu durum diğer oyuncuların, özellikle Nicholas’ın performansını olumsuz yönde etkiliyor. Jenkins, belki Efes Pilsen’e birçok maçı kazandırdı; ancak kaybedilen bazı önemli maçlarda da ne yazık ki etkisi oldukça fazla oldu. Telekom maçının bazı pozisyonlarında da Koç Mahmuti’nin oldukça tepkisini çektiğini, maçı izleyenler olarak hepimiz gördük.
İkinci olarak, Efes’te Cenk’i her seyrettiğimde gerçekten üzülüyorum. Bu genç oyuncu, bu şekilde oynayarak kendine sadece yazık ediyor. Kapasitesi, fiziği, yetenekleri oldukça fazla; ancak bunlar istikrarlı bir basketbolcu olmak için yeterli değil. Basketbolda, diğer bütün spor dallarında olduğu gibi, en önemli itici güç sporcunun kafasının içinde bulunuyor. Oynama arzusu ve kazanma motivasyonu olmadan ilerleme kaydetmek mümkün değil. Cenk bu açıdan düşünmeye başladığı vakit, Avrupa’da hatta NBA’de merdivenleri hızla tırmanmaya başlayacağından hiç şüphem yok.
Son olarak, Prkacin ile ilgili birkaç kelime etmek istiyorum. Bu yıl sakatlıklar nedeniyle sıkıntılar yaşamış ve henüz tam olarak toparlanamamış olsa da, Prkacin Avrupa basketbolunda önemli bir isim. Öncelikle, son derece akıllı bir basketbolcu. Ne zaman ne yapması gerektiğini, nerede durması gerektiğini iyi biliyor. Bence Koç Mahmuti’nin ona daha çok süre vermesi gerekiyor. Telekom maçında fazla süre alamadı; ancak oyunda olduğu dönemlerde olumlu işler yaptı. Efes’in Prkacin’e bundan sonra çok daha fazla ihtiyacı var. BEKO liginde play-off’lar yaklaşıyor; Euroleague maçları zorlaşıyor. Umarım, önümüzdeki dönemde Prkacin daha çok süre almaya başlar.
Netice itibariyle, sorunlar ne olursa olsun Efes, Telekom karşısında önemli bir galibiyet aldı. Matematiksel hesapların yanı sıra, moral açısından da çok önemli bir sonuç oldu bu Efes açısından.
Bu sonuçla ligdeki sıralamanın tepesine de renk geldiğini düşünüyorum. Bu mağlubiyet, Telekom açısından da olumlu sonuçlara yol açabilir. Onlar da kendi hatalarını görüp, bunları telafi etmek için çalışmalara başlayacaklar. Bir takımın lig maçları boyunca sürekli kazanması de çok iyi olmuyor aslında. Önemli olan play-off döneminde takımın formunun tepe noktasını yakalayabilmek. Bu dönem de yavaş yavaş yaklaşıyor.