l NEVZAT AYDIN
Çok erken gelen bir golle yenik duruma düşen İspanya’yı görünce, Tunus’un golü erken bulduğunu düşündüm. Suudi Arabistan karşısında bile öne geçtiği maçı zar zor kurtaran Roger Lemerre’in ekibinin İspanya’ya dayanması o oyun anlayışıyla zaten mümkün değildi. Nitekim beklenen oldu ve ikinci yarı Aragones’in cesurca ve yerinde yaptığı değişikliklerle oyuna giren Raul ve Fabregas, kesin gol kralı adayım Torres ile birlikte galibiyeti getirdiler.
Kulübede zaman zaman sıkıntılı görüntüler sergileyen Aragones’in belki Suudi Arabistan’a karşı olmayabilir ama bir sonraki maça kesinlikle Fabregas ile başlayacağını düşünüyorum.
Raul teknik direktörler için oldukça zor bir oyuncu. Kenarda oturtsan bir dert, oynatsan acaba oyundan alsam çıkarken ters bir hareket yapar mı diye düşünürsün. Türk Milli Takımı – Hakan Şükür ilişkisinin benzeri İspanya’da Aragones – Raul arasında yaşanıyor. Nitekim golden sonra Raul’un neredeyse bütün kulübeyle dakikalarca kucaklaşıp – Canizares de dahil – Aragones’e sarılmaması dikkat çekiciydi.
TUNUS?
Tunus her zamanki oyununu oynadı. Maça iyi başladı Jaziri’nin becerisiyle golü de buldu. İşte o andan sonra ise tamamen gol yememeyi düşünen, oyunu kendi alanında kabul edip sadece Jaziri’nin koşularıyla gol pozisyonu aramaya çalışan 11 kişi vardı sahada. İlginç bir vaka da Bouazizi. Takımın kaptanı ve lideri gibi gözüküyor ancak Tunus ne zaman öne geçse Bouazizi ikinci yarının başında oyundan alınıyor. Yani Bouazizi eşine dostuna dese ki ‘Ben oynadığım sürece biz her maçı kazanırız.’; istatistiki olarak yanlış söylüyor olmaz. Lemeree ile arasında nasıl bir denge var bilemiyorum ama kaptanlık pazıbandının bu kadar ucuz birşey olmamsı gerekiyor. Oyunu kurarkenki dengede Bouazizi’nin de ciddi payı var ki her maç aynı sahne tekrarlanıyor.
Birgün ara ile izlediğim iki maçta da öne geçen takımlar galibiyeti koruma sevdasına girip, savunmaya çekilince maçı kazanma şanslarını yitirdiler. Fransa kendisinden oldukça zayıf Güney Kore karşısında bu sendromu yaşadı, Tunus ise favori İspanya’nın. Sonuç ne olursa olsun futbol zihniyetinin bu olmaması lazım. Hele ki Fransa gibi kendinden zayıf bir rakibe karşı öne geçmişken.
UKRAYNA RAHATLADI
Turnuvanın ilk gününden beri mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden hava ilk defa bugün bize gerçek yüzünü gösterdi. Ukrayna – Suudi Arabistan maçına da yağışla ıslanan çimler damgayı vurdu. İlk golde savunma oyuncusu ikinci golde ise kaleci Zaid’in kayması sonucu Ukrayna 2-0 öne geçti. Sonrasında ise Shevchenko sahne aldı ve önce bir duran toptan üçüncü golü buldu ardından da günün kanımca yıldızı Kalinichenko’ya kendisinin de atabileceği bir pozisyonda golü attırdı. İki gün önceki Gana maçı aklıma geldi. Ganalı futbolcuların büyük ihtimalle Gana’ya heykellerinin dikilmesine sebep olacak gol atma isteklerinin maçı gereksiz yere nasıl sıkıntıya soktuğunu görmüştük. Maç 3-0 iken adını Dünya Kupası gol kralları arasına yazdırma şansı bulunan Shevchenko’nun takım arkadaşına yaptığı asist bu oyuncuya olan saygımı daha da arttırdı.
Islak zeminde oynamayı hiç bilmeyen Suudi Arabistan’lı oyuncuların başına gelenler Ukrayna’nın İspanya maçında başına gelenlerden pek farklı değildi. Ceza sahası içindeki düşmelerine ısrarla seyirci kalan uğurlu hakemimiz Graham Poll – Japonya – Türkiye karşılaşmasını yönetmişti – futbol ve sertlik anlayışının İngiltere ile Arabistan’da ne kadar farklı olduğunu tüm maç boyunca gösterdi.
Kaptanlık olayına yine değişik bir bakış da Suudi Arabistan’da var. Sulimani oyuna kaptan olarak başlıyor. Ta ki emektar Al Jaber oyuna girene kadar. Bu kadar senedir maç seyrediyorum hiç oyuna son 10 dakika giren oyuncunun takımın kaptanlığını üstlendiğini görmedim.
GENEL BAKIŞ
Turnuva ikinci maçlar ile beraber daha güzel karşılaşmalara sahne olmaya başladı. Hayalkırıklıkları arasında Polonya ve Fransa ilk aklıma gelen isimler. Gerçi Fransa Togo’yu iki farklı yenerek kendini garantiye alabilir ancak futbol oynamama zihniyetleri buna izin verir mi bilemiyorum. Takımda tek diri gözüken, heyecan yaratan oyuncu ise Ribery.
Gana Çekleri yenerek büyük sürpriz yaptı ve Ujfalusi’den de yoksun Çekler İtalya karşısında bakalım ne yapacak. İsviçre’yi seyrederken ise içim cız ediyor doğrusu.
Bu arada Güney Kore taraftarlarının kupaya renk kattığını da söylemeden geçemeyeceğim. Dün, tribünleri Almanya’nın komşusu Fransa’dan daha çok doldurmayı başardılar ve yolda hala Türk Milli Takım forması gördüklerinde selam verip ‘Kardeş!’ diyorlar.