Dün, şöyle 1 saatliğine, Gerets olmak istedim. Saat 17:30-18:30 arasında. Maç öncesi, kadrosunu belirlerken neler düşündü, neler konuştu, ne planladı acaba? Sorsak % 100 planladığını anlatmayacaktır. O yüzden bunu anlayabilmenin en iyi yolunun “o” olmak olduğunu düşündüm. Hangi düşüncelerle dün yolladığı 11’i yollamıştı acaba sahaya?
Anlamamız neredeyse imkansız olsa da, hatta bence elle tutulur bir tarafı olmasa da, yine de sesli düşüneyim biraz. Müsaadenizle...
l Rakip, canı derdine düşmüş Erciyesspor. Çeyrek final ilk maçında aslarını kenarda bekletmiş. Yani benim derdim kupa değil demiş, mealen. Ama bunu derken mücadelesini de esirgememiş, teknik direktörünün futbol karakterine yakışacak şekilde. Bu rakibe karşı bu kadro ve bu anlayış ile çıkmanın bir tek tercümesi var: Rakibi de maça ortak edelim, gazozuna oynanmasın maç. Onlardan çekinmiş gibi bir izlenim vereyim de, üzerime gelsinler. “Olur mu öyle şey” diyorsunuz, hissediyorum. Ama her ihtimali de gözönünde bulundurmak gerek. Bu anlamsızlığa bir anlam çıkarmak da kolay değil, Gerets kusura bakmasın.
l Gerets, Inamoto’dan korkuyor olabilir! Bir sefer Japon bir gazeteci aracılığı ile hesap bile sordurmuştu(!), hatırlarsanız. Nereden bu kanıya vardığımı da hemen açıklayayım. Hoca, uzun süredir forma veremediği, forma bulduğu maçlarda ise görevini ortalamanın üzerinde bir başarı ile yapmakta olan Mehmet Güven’e “güven” aşılamak için kendisini oynatmayı düşünmektedir. Ancak Inamoto’dan da çekinmektedir, bir yandan. Bu sebeple sistemini değiştirmiştir, Mehmet Güven-Inamoto ikilisi ile sahaya çıkmıştır. Ancak bu rakip karşısında böyle bir anlayışın manasızlığını 28 dakika sonunda anlayınca, daha önce Ferhat, Özgürcan ve Aydın’a yaptığını Mehmet Güven’e bir kez daha yapmış, Inamoto korkusu ile belki, hayata küstürecek bir hamle ile yanına almıştır. Tamam, bu oyuncular genç, böyle durumlarda ilk kurban seçiliyorlar ve pek ses etmiyorlar ama; herkesin sabrının bir sınırı var. (Inamoto adı geçiyor diye kendisini eleştiriyorum sanılmasın, takımda elinden geleni yapanlar arasında ilk sıralarda Inamoto. Kapasite kullanımı da azami düzeyde ama o kadar işte.)
l Gerets, Lazarov ve Mehmet Eren’den oluşan hücum hattından çok çekinmişti. Lazarov’u cümle alem tanıyor da, Mehmet Eren Boyraz’ı en iyi tanıyan kendisiydi. Geçen yıl, Beylerbeyi’nden Galatasaray’a çekilmiş, takımla beraber kampa götürülmüş, yalandan biri iki hazırlık maçında da 3-5’er dakika forma bulmuştu. Belki de o 5’er dakikalar hatırasında yer etmişti Gerets’in. Belki de tek başına Eren’in şerrinden çekinmiş, takımı savunma ağırlıklı bir kurgu ile sahaya yollamıştı. Manasız geliyor size tahmin edebiliyorum ancak bir gerçeğin altını çizelim: Eren bugün Galatasaray için bir tehlike ise ve Galatasaray’a karşı ekstra bir motivasyonu varsa, haklı olarak; bu potansiyeli taşıyan bir dolu oyuncu yetişiyor Galatasaray’da. Hakkını alamayan, yaşı ilerlemekte olan ve yarın başka yerlerde Galatasaray’a karşı özel bir motivasyon ile kendini ıspat mücadelesine girecek olan. Bu mücadeleyi diyorum, Galatasaray çatısı altında vermeleri için imkan tanısak bu insanlara, nasıl olur? Bunun içinde kendilerinden 28’er dakikada vazgeçmememiz lazım, değil mi?
Ben, kendi halinde bir yorumcu olarak, bu saçmalamalarımı burada keseyim. Ama mümkünse Galatasaray teknik heyeti de saçmalamayı bıraksın. Dün olanlar için ve birkaç haftadır olanlar için “saçma” demekten başka söz bulamıyorum. Kusuruma bakmayın.
Sezon başından beri çeşitli şekillerde Galatasaray’ın karşısına çıkan motivasyon sorununa çare bulunabilmiş değil. Saha içinde bazı oyuncuların yapacakları ezberlendi artık. Örneğin, dün golünü soluyla dahi atsa, sol ayağı ile hücum etme konusunda sorunlar yaşayan ve zihinsel yorgunluğu gözlerinden okunan Arda’yı sağ kanada çekmek, onun için farklı bir motivasyon olmaz mı? Carrusca’ya emek zahmet verdiğimiz formayı, müthiş bir tahammülsüzlükle en seri şekilde sırtından çekip alıp, işi 18’e dahil etmeme boyutuna taşımak, akıllıca geliyor mu size? Savrukluğu sezon başından bu yana bitmeyen Tolga’da ısrar yerine, Song ya da Tomas’ın olmadığı maçlarda Emre Aşık’ı tercih etmek gerekmiyor mu? Vs. vs. vs.
Ve gününü gecesini bu takımla beraber geçirmekte olan teknik heyet ve yöneticilerin, bu motivasyonsuzluk karşısında, birşeyler yapmaları gerekmiyor mu? Yoksa bunun yolu abuk subuk puan hesapları ile ortaya çıkıp, antipati dalgası yaymaktan mı geçiyor.
Açık söylemek gerekirse, çok sıkıldım ben bu işten. Galatasaraylılığım bir yana, bir futbol izleyicisi olarak TV’de izleyebildiğim her maçta “büyük” dediğimiz takımların aciz futbol görüntüsü dayanılmaz bir hal aldı. Konyaspor ve Kayserispor’a bir an evvel kendilerine gelip, bu tuhaf ligde altın tepsi içinde kendilerine sunulan fırsatları değerlendirmelerini öneriyorum. Böyle fırsat bir daha doğmaz...