Beşiktaş-Galatasaray derbisi beklenenden biraz daha iyi bir maç oldu. En azından, kazanan bir taraf olduğu için, onlar açısından iyi oldu. Liderin de puan kaybıyla sevinme sırası Beşiktaş’ta şimdi. Fakat ilk deplasmanda şemsiyenin tersine dönmeyeceğine Beşiktaşlılar bile, acaba ne kadar inanabiliyorlar?
Hem Galatasaray hem Beşiktaş son haftalarda oldukça kötü maçlar çıkardı ve bir bakıma bu derbiyi kaybetmek kazanmaktan daha zor bir hale geldi: Rakibe yenilmek için ne kadar daha kötü olunabilir? Fakat maça Gerets’in cerrahi müdahalesi damga vurdu. Çıkardığı kadro maçı başka bir mecraya taşıdı. İki takım da, “iyi” demek zor ama, en azından “beklenenden daha iyi” bir performans sergiledi. Yine de, tarafların birbirine benzer gollerinden sonra maçı kaybetmek zor bir hale gelmişti. Kimsenin ciddi bir tehdit altında kalmadığı son dakikalarda Gerets’in üçüncü stoper takviyesi kaybetmek yolunda en etkili hamle oldu: son dakikalarda önce Tolga yok yere bir korner, bunun devamında da Mehmet Güven herhangi bir tehlike unsuru yokken topu elleyerek bir penaltı icat edip Ricardinho’yu beyaz noktaya davet ettiler. Ricardinho penaltı atışını kaçırmadı.
YA DEPLASMAN SIKINTISI?
Beşiktaş bu maçı kazanarak hem rakibini geçmeyi başardığı, hem lidere yaklaştığı için önemli bir fırsat yakaladı. Bunların ötesinde, iki derbi maçını geride bıraktığı için de avantaj sağladı. Bütün sıkıntı deplasman maçlarında. Üst üste gelen iki deplasman yenilgisine rağmen çok ciddi bir avantaj kaybetmiş değiller. Ama daha yukarı çıkabilmek için bir ya da iki deplasman galibiyeti gerekli görünüyor. Sıradaki Ankaragücü deplasmanından başlayarak!
Galatasaray adına, maçın son düdüğüyle birlikte lig bir kez daha bitmişti. Ertesi gün Fenerbahçe evinde puan kaybedince yine umutların bütünüyle sönmediği ortaya çıktı. Fakat nereye kadar? Sürekli kaybederek, ama diğerleri de kaybettiği için atıl değerlerine umut bağlayıp, Adnan Polat vasıtasıyla dayılanıp durarak gidiyorlar şimdilik. Gerets operarasyonel takviyesiyle nihayet bu atıl değerin yerine daha genç bir personel yerleştirme niyetinde olduğunu gösterdi. Bu tabii Galatasaray’ı içeride ve dışarıda kazaya yatkın bir takım haline getiriyor ama, bugüne kadar kaybedilen puanlara bakınca eskisinden daha kötü olunamayacağı da düşünülebilir.
Bu arada, bir de en yakın rakibiyle altı puanlık farkı koruyan Fenerbahçe sendromu var ligimizde. Yine, üstelik Kadıköy’de kazanamadılar. 23 maçın 10’unu kazanamadılar. Ama 6 puan farkla öndeler! Vaziyetten memnun değiller, kabul. Ama istifa isteyecek kadar, futbolcuları sindirecek kadar kızgınlar.
SİVAS DA İYİYDİ
Sivasspor’a karşı Fenerbahçe çeşitli sebeplerle önceki maçlarına oranla daha iyi göründü bana. Alex’in çok iyi değilse de yer yer etkili olması bunun sebeplerinden biri. Ama özellikle ikinci yarıdaki performans, asıl sebep. Önceki maçların ikinci yarılarında seyrettiğimiz yorgun Fenerbahçe görüntüsü bu maçta da ortaya çıksaydı Sivasspor rahat bir galibiyet alırdı. Önde girdikleri Sakarya maçının ikinci yarısında galibiyeti zor korumuş, berabere girdikleri Antalya maçını da ikinci yarıda kaybetmişlerdi. Sivasspor karşısında, bilhassa Mehmet’in oyuna girmesinden sonra, beraberlik golünün de heyecanıyla tempoyu Daum’un Fenerbahçe’si gibi yükseltip rakibi panikletmeyi, baskı altına almayı başardılar. Fakat bu kıyasla iyi olma hali yeterli olmadı kuşkusuz. Çünkü Sivasspor da iyiydi. Bahsettiğim paniği bir süre yaşayıp bocaladıktan, direklerle birkaç tehlike atlattıktan sonra soğukkanlılıklarını yeniden bulup şoktan çıktılar. Maçın son bölümünde rakibi fazla ümitlendirmedikleri gibi Zico’yu “yenilgiden kurtulduk” dedirtecek kadar da yaklaştılar galibiyete. Maçın yıldızı diyebileceğimiz Mehmet, gol vuruşu eksikliğinden dolayı son bölümde çok önemli fırsatlar kaçırdı. Balili de bir pozisyonda arkadaşına güveni sarsıldığından olsa gerek, topu Mehmet’e aktarmayarak, fakat kendisi de daha iyisini üretemeyerek galibiyet golünden etti takımını.
İŞTAHI KABARANLAR
Kayserispor’u, Gençlerbirliği’ni ikinciliğe aday oldukları için başarılı buluyoruz ama, dört büyüklerin bunca puan kaybettiği bir sezonda hâlâ zirveye yerleşemedikleri için bu takımlara sitem etmek de mümkün aslında.
Ligde dördüncülüğe yerleşen Kayserispor bu hafta da evinde Rizespor’u 1-0 yendi. İlginç hakemlik pozisyonların ve gerginliğin hiç eksik olmadığı maçta 10 kişi kalmalarına rağmen Çalımbay’lı Rizespor’un puan kesme azmini kırmayı başardılar ve geçtiğimiz haftanın ikincisi Galatasaray’ı yakaladılar. Rizespor ilk yarıda Trabzon ve Galatasaray galibiyetlerinden sonra ciddi bir rehavete girip üst üste kayıplarla en ciddi düşme adaylarından biri haline gelmişti. Son dönemde toparlandılar. Fakat şimdi de Fenerbahçe galibiyeti onları rehavete soktu anlaşılan. O galibiyetten beri Bursaspor’a yenilip içeride Ankaraspor’la berabere kaldılar. Kayserispor maçıyla bu rehaveti attıkları ve ihtiyaç duydukları panik sürecine girdikleri anlaşılıyor. Yenilmelerine rağmen deplasmanda Kayserispor gibi bir takıma oldukça zorluk çıkardılar, rakibi 10 kişiye düşürerek avantaj da sağladılar fakat komik denebilecek bir hata yaparak kaptırdıkları topla Gökhan’ın golüne mani olamadılar. Ayrıca, 9,15’i bozup sarı kart gören kaleci Ivanov’un atışın tekrarında da aynı hatayı yapmasına hakemin göz yumması ikinci şanssızlığı oldu Rizespor’un. Eksik Kayserispor’un kalecisi de atılsa buradan puan çıkarabilirlerdi. Şimdiki halde Erciyes ve Denizli’nin galibiyetlerinden en çok ıstırabı onlar çekiyor olsa gerek. Önümüzdeki hafta Vestel Manisaspor’u ağırlayacaklar. Bu maça biraz ileride değinelim.
Kayserispor bu zor mücadeleden öyle ya da böyle galip çıkarak hedefinin boyunu biraz daha uzattı. Art arda Sakarya ve Antalya maçları geliyor; buradan altı puanla çıkarlarsa diğerlerini bırakıp Fenerbahçe’nin peşine bile düşebililer.
Gençlerbirliği Manisa deplasmanında ilk yarıdaki 5-0’ın rövanşını 3-0’la aldı ve iştahı kabaranlar arasına girdi. Devre arasında Risp ve Ayman’ı Trabzonspor’a verdikleri için tepede gözleri olmadığına inanmıştık, ama özellikle diğer maçlar onların da iştahını zorla kabarttı. Meselâ ikinci (19.) hafta Fenerbahçe’yi İzmir’de yenmiş olsalardı düşünün şimdi puan durumunu! Buna ilk (18.) hafta içeride kaybettikleri Sivas maçını da eklerseniz zaten lider oluyorlar...
Onların derdi belli, varla yok arası bir iddiayla, ses çıkarmadan, mümkün olduğu kadar dikkat çekmeden yukarıya sızmak. Bunu böylece götürüyorlar da. Önlerinde ilginç bir fikstür var: içeride Gaziantepspor’la oynadıktan sonra zorlu Denizli deplasmanına gidecekler. Sonra da Beşiktaş’ı ağırlayacaklar. Nas ve Çakır Mehmetleri bu ara çok formda. Promise’nin de geleli beri en “vaatkâr” günlerini geçirdiğini söyleyebiliriz. Yolları açık olsun, ne diyelim...
TEHLİKELİ TEMAS
Asıl bu maçın 3-0 mağlup tarafı Manisaspor’a değinmek lazım. Son Erciyes maçında bir nebze toparlanmış görünmüşlerdi. Hafta içi nihayet Beşiktaş’ı yenmeleri de olumlu bir işaret sayıldı. Lakin iç sahada da olsa, lig mevzuatı gelince yine sıfır çektiler. İkinci yarı başlayalı beri ilk maçtaki golden başka gol sevinci yaşayamadılar. Yani bir dönem ligin en çok gol atan takımı beş maçtır atamıyor. Altı maçta aldıkları tek puanla düşme hattı karasularına temas ettiler nihayet! Ersun Yanal’ın taraftarca istifaya davet edilmesi ve basın toplantısında kendisine ilk defa düşmeyle ilgili soru sorulması, kendisi bunu soğukkanlı bir ifadeyle reddetse de, vaziyetin vahametini gösteriyor. Sırada Rize deplasmanı var. Onlar için olduğu kadar Rizespor için de hayatî bir karşılaşma! Düşme hattının hemen üstündeki Rizespor kendini sağlama almak ve dört puan yukarıdaki Vestel’i de oraya çekmek için canını dişine takacaktır. Rıza Çalımbay’ın direnci ve kötü zemin onları çok yıpratabilir. Buradan da çıkamazlarsa Erciyes-Denizli maçının galibiyle burun buruna gelecekler demektir. Arkadan da Sakaryaspor’la oynayacaklarını hatırlatalım.
Gelelim Trabzonspor’a. 18. haftayı 14. sırada bitiren Bordo Mavililer beş hafta sonra 7. sıraya çıktılar. Kısa bir değerlendirme, müsadenizle: üst üste üç galibiyetle başlayan Sivasspor ikinci yarının lideri oldu. İlk maçında yenilen Antalyaspor bunun üstüne dört maçını kazanarak liderliği Sivas’tan aldı. Antalya’nın son beraberliğiyle de ikinci yarının liderliği Trabzonspor’a geçti. Altı maçta 4 galibiyet, iki beraberlik ve 14 puanla zirvedeler. 13 puanla Antalyaspor onları takip ediyor. Arkadan 12 puanla Kayserispor geliyor. 11 puan toplayan Erciyesspor da 4. sırada. 10 puan alan dört takım var: Beşiktaş, Gençlerbirliği, Konyaspor ve Sivasspor. Galatasaray ve Fenerbahçe ise ancak sekizer puan toplayabildiler. Bu ilginç tabloya bakarak Trabzonspor’un hızlı tırmanışını ve bir yandan da liderle 6 puanlık bir fark kapatışını görebiliriz.
Son derece zorlu Konyaspor’u deplasmanda yenmelerine gelince: Konyaspor’a ilk golü atmak meseleydi, artık attıktan sonra korumak da başka bir mesele. Biraz talihli bir kontrpiye klasiğiyle ilk golü atmak nasip oldu Trabzonspor’a. Bundan sonra oldukça sert bir mücadele seyrettik. Biraz pozisyon gereği, biraz da sertlikten, hakemin sürekli ön planda kaldığı bir maç oldu. Zaten Ayman’ın olduğu bir sahada hakemin işi kolay olamaz. Kartlarda belirgin bir tutarsızlık vardı, dolayısıyla başarılı olmasını umduğum Süleyman Abay’ın çok başarılı bir maç yönettiğini söyleyemiyorum maalesef. Trabzonspor Gökdeniz’le ikinci golü de bularak Konyaspor’u orada yenen ikinci takım olmayı başardı. Diğeri de, altı puanlık farkın bence üçünü buna borçlu olan Fenerbahçe işte!
Bu maç ikinci yarının en iyi takımlarını karşı karşıya getiriyordu, kazanan deplasman tarafı oldu. Trabzonspor böylece dört puan önündeki Konyaspor’un bir puan gerisine ve hemen peşine yerleşti. Konyaspor ise Trabzonspor’u hedefe ortak ettiği gibi Gençlerbirliği’nin de 3 puan gerisine düştü. Nurullah Hoca şimdi deplasmanda Fenerbahçe’yle cebelleşecek . 25. haftada da Galatasaray’ı ağırlayacaklar. Bu iki haftalık süreç lehlerine işlerse lig öyle bir karışır ki içinden çıkılmaz vallahi.
DÜŞEMEYENLER
Haftanın en münasebetsiz sonuçlarından birine bakalım şimdi de: Herkesi düştüğüne inandıran Erciyesspor bu hafta da Gaziantepspor’u deplasmanda yenerek, Vestel Manisaspor dahil birçok takımın yüreğine indirdi. Meselâ ne yukarı ne aşağı inmeden, olduğu yerden etlisiz sütlüsüz, tatsız bir güzergâh izleyen Gaziantepspor için artık rahat yok. Şampiyonlukta adı geçmiş Vestel Manisaspor ve birkaç hafta evvel Fenerbahçe’yi devirip soluk alan Rizespor şimdi önümüzdeki hafta birbirleriyle oynayacakları maça varoluş mücadelesi gözüyle bakıyorlar. Ankaragücü Beşiktaş’a yenilirse ne olacağının hesabını yapmaya çalışıyor...
Erciyespor’un sahadaki oyununa bakınca, cansiperane iş görmekten halli bir meziyetle karşılaşmıyoruz pek. Ama işte Gaziantepspor gibi vizyon maçları dışında ısırmayan takımlara bu kadarı da yetiyor. Antep savunması topu savurayım derken Erciyesli oyuncunun kendini onun önüne atması, topun ondan sekip İlhan’ın önüne düşmesi, İlhan’ın ortasına Lazarov’un vurduğu uzun yollu volenin tam köşeye isabet etmesi bu cansiperane oyunun şansla birleşip skora yansıdığı ender örneklerden biri meselâ. Fakat bütün bunların lige renk getirdiği de yadsınamaz. Şimdi bir üstlerindeki Denizlispor’la hesaplaşma vakti. Maç sonunda “Die’yi çıkardım, İlhan’ı soktum, akabinde gol geldi” gibi “CM”ci bir vasatla maçı analiz eden Bülent Korkmaz için de belirleyici bir sınav olacak.
Denizlispor’un Ankaragücü’nü 1-0 yenmesi de ligin alt sıralarındaki karışıklığın başka bir sebebi. Düşme hattının üst sınırını belirleyen Denizlispor bu sınırı üç puan daha yukarı çekerken, şimdiye kadar rahat görünen rakibi Ankaragücü’nü de rahatsız etmiş oldu. Horozlar bu maçı kazanamasa çok sıkıntı çekeceklerdi, şanslı bir golle ve gereken azimle Hikmet Karaman’ın zorlu takımını yenmeyi başardılar. Karaman’ı zor durumdaki takımları kurtarırken çok gördük. Ankaragücü’nü de bu sezon aldığı sırada takım çok kötü durumdaydı. Toparlanıp tehlikeli bölgeyi terk ettiler. Vestel deplasmanından aldıkları üç puanla da o bölgeye bir daha dönmeyeceklerini düşündük. Oysa şimdi Beşiktaş-Trabzonspor-Galatasaray üçgenine giriyorlar. Buradan çok hasarlı çıkarlarsa Hikmet Karaman yine aslî misyonuna dönmek zorunda kalabilir!
Bu hafta Erciyesspor’la Denizlispor’un yarattığı hengâmeden canını kurtaran takım Ankaraspor oldu. Yeni stadlarıyla birdenbire taraftar sahibi olan Ankaraspor bu hafta da kazanamasa, Fenerbahçe’den sonra en az yenilen takım olduğu halde düşme hattını meşgul edecekti ciddi ciddi, Sakaryaspor’u 1-0’cıkla geçerek vaziyeti kurtardılar şimdilik. Bu yenilgiyle Sakaryaspor şimdi iyice geride kaldı. Kazanmak için oynuyorlar ama gol atamıyorlar. Ankaraspor’a karşı son derece lüzumsuz bir elle oynama hatasının bedelini gol yiyerek ödediler ve atamadıkları için bir kez daha mağlup oldular. Geçen hafta, futbolcuların da kaçınılmaz sonu kabul eder tarzda konuşmaya başladıklarını yazmıştım, değişen bir şey yok. “İnşallah” diyorlar artık, ama “inşallah”la da artık bu işin olmayacağını itiraf ediyorlar.
Bursaspor’la Antalyaspor Bursa’da çok beklenen bir berabelik aldılar. Bunun 0-0 olması da ilginç. Antalyaspor’un bu sezonki altıncı 0-0’ı bu. Ve beş maçtır gol yemiyorlar. Bu hafta da başka bir beraberlik düşkünü Ankaraspor’u ağırlayacaklar. Bakalım o maç ne olacak.
Bursaspor’un üst üste iki galibiyetten sonra kendi evinde takılması alışıldık bir vaka. Fakat onların da ikinci yarı tablosunda üst sıralarda, en azından 9 puanla Galatasaray ve Fenerbahçe’nin üstünde olduklarını söylemek lazım. Bu haftaki sınavları Sivas’ta.
Lig özellikle bu haftaki sonuçlarla iyice çekişmeli bir hal aldı. Fikstüre bakmanın bile başlı başına bir heyecan haline gelmesi bunu çok güzel anlatıyor. Büyükler mevkii ve merkezinde kalitesizlik konuşuladursun, ligin kendisi bir ürün olarak zevk veriyor sanki. Hakemlerin de buna katkısı olduğu kanaatindeyim.