Hegel tezlerin antitezler üreteceğini, sonra zamanla bu tezlerin antitezlerle birleşerek sentezler oluşturacağını söyler. Futbolun taktiksel gelişimi de bunun bir özetidir aslında. İngilizlerin 1-1-8, İskoçların ise 2-2-6 sistemiyle başlattıkları bu süreç (ne gariptir ki 2 takımın karşılaştığı tarihin ilk milli maçı golsüz sona erer) zamanla 2-3-5’ün üretilmesine (piramit), bu da karşı tez olan 4-4-2’nin geliştirilmesine yol açar. Bu ilave forvete veya savunmacıya karşı yapılan karşılıklı ataklar 3-2-2-3 (WM), 3-4-3, 4-2-4, 3-5-2 vb şeklinde süregelmiştir.
Aslında bu sistemlerin, iyi ve kollektif bir takım oyununda çok bir farkı kalmadığı gibi, oyuncuların becerileri ve beceriksizlikleri bir sistemin işe yaramasına veya yaramamasına neden olabilir.
İşte bu noktada iyi bir teknik direktörün farkı ortaya çıkıyor. Çünkü iyi bir teknik direktörün en önemli özelliği, elindeki oyunculardan optimal faydalanabileceği sistemi kurmakta yatıyor.
Tigana’nın Beşiktaş’taki işinin büyük kısmı da bunun gibi denklemlerle uğraşmak. Elindeki oyuncuların hangisini kendi aldırdığı veya hangi pozisyonlara ihtiyaç duyduğunu üst yönetime ilettiği konusunu bir yana bırakırsak, Tigana sezonu, Beşiktaş kadrosundaki oyunculardan iyi futbol oynayacak bir sistem çıkartma çabasıyla geçirdi.
Elindeki oyuncuların yapısına kısaca değinirsek:
- Runje, refleksleri iyi ama güvensiz çıkışlar yapabilen bir kaleci. (Belki de sezon başında kaybetti güveni.) Lider veya uyarıcı nitelikleri yok.
- Baki, İbrahim Toraman, Gökhan Zan, Mustafa Doğan, mücadeleci oyuncular ve hamle zamanlamaları fena değil. Ancak iyi bir savunmacının en önemli özelliklerinden ikisine sahip değiller: savunmayı yönlendirme ve isabetli paslarla oyun kurabilme. Son günlerden bör örnek: Sergio Ramos. O yüzden rakibi karşılarına almaktansa genelde peşinden koşuyorlar. Ayrıca İbrahim Toraman en iyi oynadığı karşılaşmalarda bile ölümcül hatalar yapmaktan kurtulamadı. Örnek son Trabzon karşılaşmasında, Ersen’e pas atıldığında uyguladığı ofsayt taktiği gereği rakip kaleye doğru hamle yapmak yerine, kendi kalesine doğru hamle yapınca oyunun seyri değişti. Hücum özellikleri sadece Ali Tandoğan’da var, ancak onun da savunmadaki hamle zamanlaması problemi var.
- Serdar, Koray ve Kleberson, Türkiye’nin oyuncu bulması en kolay (herhalde Türk futbolcusuna en uygun) pozisyonunda oynayan 3 oyuncu. Serdar hızlı öğreniyor, disiplinli ve mücadeleci, ancak şutu yok ve hücuma hiç katkı yapamıyor. Koray ise hücuma kalktığında mutlaka pozisyon yaratıyor. Kleberson ise kesinlikle geçmişte yaptıklarının çok altında bir mücadele ve pas yüzdesiyle oynadı ilk yarı boyunca.
- Delgado ve Ricardinho, her ikisi de aslında beyin olmaktan ziyade, doğru paslarla takımı bir arada tutabilen oyuncular. Ancak Delgado’nun fizik gücü inanılmaz derecede yetersiz. Burak ile dönüşümlü oynuyor. Burak daha hızlı ve daha güçlü ancak Delgado’nun yaratıcılığından ve tekniğinden çok uzak. Ayrıca aklı oyunda olmadığından tepki topluyor. Yani hangisi oynasa bişeyler eksik kalıyor. Ricardinho ise Delgado’nun ortada oynaması halinde sol kanatta oynamak zorunda kalıyor. Oysa ortada çok daha fazla pozisyon yaratan pas verebiliyor.
- Bobo ve Nobre, kötü forvet oyuncuları değiller. Ancak her ikisinde de oyun zekası eksikliği var. Özellikle Nobre’de. Hücum presi konusunda önemli olsa da doğru zamanda doğru noktada olamıyor (genellikle erken oluyor veya kendi alanı dışında presle uğraştığından geç kalıyor) ve bu da en uçtaki bir oyuncu için doğrudan gol kaçırma anlamına geliyor. Bobo kendini sürekli geliştiriyor. Oyun ve vuruş zekasını daha da geliştirirse büyük bir takımda oynamaması için neden yok. Ancak henüz bu seviyede değil. Örnek, Galatasaray karşısında iki mutlak pozisyonda topu kontrol etmeye çalışmasa, tek vuruşta kaleye gönderse belki de takımına 2 gol kazandıracaktı. Chelsea – Porto karşılaşmasında Ballack’ın daha zor bir pozisyonda attığı golü anımsayın.
- İbrahim Üzülmez ve İbrahim Akın, birisinin tekniği hiç yok ama mücadele gücü en üst düzeyde, diğeri taraftarın sevgisini bir gol atarak kazanacağını düşündüğü için bencilce hareketlerle trübünleri deli ediyor.
İşte bu yapıdaki oyuncularla oynadığında Tigana’nın birkaç alternatifi var:
- Orta sahada 2 kesici (Serdar ve Koray), kanatlarda 2 teknik oyuncu (Delgado ve Ricardinho) ve çift forvet (Nobre ve Bobo): Bu sistem ikinci yarının büyük kısmında Beşiktaş’ın az da olsa daha iyi futbol oynamasını sağladı.
- Orta sahada tek kesici (Koray mesela), kanatlarda 2 oyuncu (Ricardinho ve Burak), ortada tek forvet arkası (Delgado) ve çift forvet: Bu sistem Ankaragücü karşısında çok da işe yaramadı. Delgado’nun fizik gücü olmadığından geriden rakibin hücumunu kesip top çıkarmak çok zorlaştı. Serdar’ın oyuna girmesi takımı toparladı.
- Orta alanda çift kesici (Serdar ve Koray), kanatlarda iki oyuncu (Burak ve Ricardinho), tek bir forvet arkası (Delgado) ve tek forvet (Bobo veya Nobre): Rakibin açık alan bıraktığı deplasmanlarda Bobo’yu kullanmak şartıyla bu sistem işleyebilir.
Hangi sistem daha uygun derseniz, bunu da bir sonraki yazıya bırakalım..
Not: Geçtiğimiz yazıda taraftar gruplarının başlattığı kampanyayı alkışlamıştım. Bu hafta yaşananlardan sonra çelişkiler ülkesi olmaktan vazgeçmeyeceğimizi anladım. Maalesef gülüyoruz bu acınacak halimize. Bir tarafta taraftar grupları barışa karar veriyor, aynı hafta birbirlerine öldüresiye saldırıyor. (Üstelik hepsi de serbest kalıyor.) Bir tarafta milliyetçilik yükseliyor haberleri geliyor, diğer tarafta aynı milletin diğer takımı tutan kısmını hırpalıyoruz.