Türk Telekom Lig A’da çok hareketli bir haftayı geride bıraktık: Puan sıralamasında 14 takım yer değiştirdi, neredeyse tüm takımlar “hareket halinde”.
“Kim yapacak bunu” sorusunun da sonunda cevabı bulundu: Gerilimli günler yaşayan Mardinspor, lider Gençlerbirliği OFTAŞ’ı yenen “babayiğit” olmayı başardı. Bunu 25 maçtır sadece Kocaelispor ve Altay becerebilmişti daha önce. Daha da mühimi, “Gençler”in ligin başından beri ilk defa üç gol yemiş olması. Bu mağlubiyet tam da kritik zamanların gelmeye başladığı dönemde Gençlerbirliği O.’nun maneviyatını nasıl etkiler bilemiyoruz ama artık “liderlik garantili” haftalar söz konusu değil. Tabii aynı maneviyat etkisini Mardinspor’da da gözlemek gerek. Beş haftadır kazanamazken cezaları nedeniyle Mardin’de değil, Gaziantep’te oynayıp kazanmaları da enteresan bir not.
Haftanın maçını kazanan İstanbul BB., Gençlerbirliği O.’nun mağlubiyetiyle de bir anda beklemediği, hadi öyle demeyelim de en azından bu hafta beklemediği, bir konuma geldi. Artık tekrar liderliği ele alma motivasyonuna sahipler. Malatyaspor, kaybetmenin sıkıntısına hafta sonu lideri deviren Mardinspor’la oynayacak olmanın gerginliğini de eklemiş durumda.
Her çeşit beraberlik: İstanbulspor!
İstanbulspor’un, “istikrarlı beraberlikçiliği” hafta-skor denklemine de yansıyor. 2-2’yle (Malatyaspor) başlayan 1-1’le (Gaziantep BB.) süren “çizgilerini” Samsunspor karşısında 0-0’la sürdürdüler. Hasılı, 0’dan öte yol olmadığına göre “bilim”(!) bu haftaki Kocaelispor maçının berabere bitmeyeceğini söylüyor. Mustafa Uğur’la ikinci maçına çıkan Samsunspor da ilk altı hedefine inananlardan. Lakin kaçırdıkları penaltıyı da düşününce bir puana sevinemiyorlar.
Diyarbakırspor da Samsunspor’dan farklı değil aslında ama onları hiç değilse beraberliğe sevindiren son iki dakikada gelen iki golle kurtarmaları puanı. Kasımpaşa ise tam da haftalar sonra galibiyete bu kadar yaklaşmışken (10 haftadır kazanamıyorlar) üç puanı kaçırmanın üzüntüsünü yaşıyor.
PUSUDAKİLER...
Bir yandan da mali meselelerle boğuşan Elazığspor, Altay karşısında ikinci yarıda attığı iki golle galip gelerek çok önemli bir galibiyet aldı. Daha da yukarıya tırmanmak için pusuya yatmış durumdalar. Evinde kaybeden Altay’sa, Kasımpaşa’yla bu hafta oynayacağı o malûm klişeyle “altı puanlık” maça konsantre olmuş durumda.
Karşıyaka da nispeten gerilerde gözükmesine rağmen pusuda sayılır. Yine de ikinci yarıya girerken yakaladıkları o iyi seriyi tekrarlamaları şart. Eskişehirspor, unu eleyip eleği asmış durumda zaten. Ama beri yandan üst üste Gençlerbirliği O.-Malatyaspor maçları geliyor.
Kocaelispor, T.Telekom maçını kazanamamış olsa un-elek deyimini onlar için de kullanabilirdik. Oysa şimdi “bu haftaki İstanbulspor maçını da kazanırsak önümüz açılır” diyorlar. Ön açılma konusu teorik olarak elbette mümkün ama işleri epey zor bu da ortada. T.Telekom ise ikinci yarının en başarısız takımı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor!
Gaziantep BB.’nin de garip bir seyri var: Son dokuz haftadan beri üç beraberlik, üç galibiyet, üç beraberlik şeklinde ilerliyorlar (Yani bilim, bu hafta İstanbul BB. ile berabere kalmazlar diyor!). Bu arada dikkat; o araya sıkışmış bir de galibiyet var, demek ki 10 haftadır yenilmiyorlar. Yeni bir galibiyet dizisi başlatabilirlerse ilk altının sürpriz takımı olabilirler. Peki Akçaabat Sebatspor ligde kalan sürpriz takım olmayı başarabilir mi? Bu da zor doğrusu.
Orduspor seri galibiyet yakalayan takımlardan olunca ilk altıyı konuşmaya başlayan takımlardan da oldu. Durdukları yere bakınca bunun için çok erken sanki. Ama evlerinde, Eskişehirspor’dan sonra Uşakspor’a da dört gol atmış olmaları da yabana atılacak gibi değil tabii.
ŞEKER PARÇASI
Geçen haftaya gönderme olsun: Kendi göbeğimizi kendimiz kesemedik! Ancak sahiden hakemin de epey müdahalesi oldu. Her şeye rağmen Metin Yıldız hocamızın maç sonundaki agresyonu yüksek hareketlerine gerek olmadığını düşünüyorum. Futbolcuların teknik direktörlerini sakinleştirmek için araya girmesi hoş bir görüntü değil. Güzel olan ama mesela başkan Hızır Demir’in, hakeme yönelik malûm tezahüratları bizzat engellemesi, öfkesini sonra güzel güzel izah etmesiydi. Sonra maça getirilen tribündeki bir sürü ufak Şekerli... (Üstelik altyapıda şampiyon oluyorlar).
Sevmeyiz ama bu da teknik kelam olsun; takımın oyun planında sorunlar var, organize atak geliştirmede problem yaşanıyor. Biz oyunumuzla maçımızı kazanalım, hakemleri bahane gösteren olmayalım!
Bu sırada pek kıymetli Can Belge kardeşimizin attığı uzun pası da göğsümüzde yumuşatalım:
Doğrudur, bizim de 3-0’dan 4-3’e maç getirmişliğimiz var. Rakip de üstelik yine Gaziantepspor’du. Daha da üstelik, bizimkinde 0’dan 4’e giden süre 24 dakika sürmüştü (Fenerbahçe ilk golü 63’te atmış, dolayısıyla onların süresi 27 dakika!). Şaka maka on sene olmuş demek ligden geçeli. Daha ötesi gönlümüzü kaptıralı...