Başa dönelim, önce bir kadromuzu analiz edelim, kendi açımızdan. Şüphesiz günün sürprizi, Fatih Terim’in hepimizce beklenen kadroda yer alan Antalyasporlu Volkan Yaman yerine maça Gökdeniz ile başlaması ve bu doğrultuda Yunanistan maçı yıldızlarından Sabri’yi sol bek mevkiine yerleştirmesiydi. Bu operasyonla birlikte 3 gün önce Yunanistan’da genel itibarda sınıfı geçmiş olan takım ve diziliş de terkedilmiş oluyordu.
Futbol adına üzerinde kafa yorulması gereken seçim budur. Biz de kafa yoralım o zaman, Fatih Terim neden böyle bir seçim yaptı diye. Önce, kendimizce makul olabilecek tek tahminimizi dile getirelim, pek inandırıcı gelmese de. Volkan Yaman, sonradan dahil edildiği milli takımda Yunanistan’a karşı sürpriz şekilde kendini sahada bulup başarılı bir performans ortaya koyunca, ayakları yerden kesilmiştir belki. Galibiyet rehavetinin en yoğun şekilde etkisi altında kalan oyuncumuz olarak kendini yedek kulübesinde bulmuş olabilir.
Aynı şekilde ayakları yerden kesilmiş olan bir diğer oyuncu Sabri Sarıoğlu’nu ise bu maça özel olarak konsantre etmenin yolunun fırsattan istifade mevkii değişikliği olduğunu düşünen Terim, Sabri’yi kariyerinde ilk defa sol bek mevkiine çekmiş olabilir diyelim, Volkan Yaman yerine.
Ya da Volkan’ın tecrübesine güvenmemiş ve bu maçta Gökdeniz’e yer açabilmek adına böylesi bir operasyon gerçekleştirmiş olabilir diyelim. Yaratıcılığımız, bu tuhaf seçimin makul açıklamasını yapabilmek için bu kadar çalışıyor.
Ama bu operasyon, yukarıda saydıklarımızın aksine gerçek bir “fikrim geldi” operasyonu da olabilir. Yani teknik heyet, maçı izleyen cümle aleme muhtemel bir galibiyet halinde “biz yaptık ve başardık” diyebilmek için bu tuhaf ve flaş seçimi yapmıştı, kuvvetle muhtemel. Ama biz kendimizi yormayalım ve diyelim ki bu bir teknik adam dumurudur.
Peki sonuçları? Bu, bence gereksiz, tercih; Yunanistan maçında özgüvenini kazanmış, çok da fazla şımararak sahaya çıkmadığı belli takımımızın kimyasını alt üst etmişti. Yunanistan’a oranla maça çok daha ciddi hazırlanmış ve defansif konsantrasyonu üst düzeyde olan rakibe karşı tek santraforlu oyunumuz, topu o kalabalık bölgeye ulaştıramamamız nedeniyle en küçük bir etkinlik gösteremedi. Yediğimiz goller bir yana, top yine ağırlıklı olarak bizdeydi ama biz tehlike bölgesinin çok uzağında tatmin pasları yapıyorduk.
İkinci devre, sakat Tümer’in oyundan alınıp Volkan Yaman’ın oyuna girmesi ve Yunanistan maçının sistemine dönülmesi ile birlikte paslarımızın kalite seviyesi, topla oynama yüzdemiz, tehlike bölgesinde bulunma oranımız artışa geçti. Gökdeniz, Aurelio ve Tuncay ile kaçırılan goller, %68-32 seviyesinde gerçekleşen topla oynama yüzdesi, ceza alanına yapılmış (çoğu etkisiz de olsa) 40’ı aşkın orta, daha doğru işler yaptığımızın göstergeleriydi.
Ama gollerimiz, eski dost Mhyre’nin ikramlarından geldi. Futbol doğruları yapmamız ile beraberlik arasında kurulabilecek tek organik bağ, frikik bölgesinde bulunduğumuz için faul kazanabilmiş olmamızdır. Bir de Hamit’in barajı aşıp çerçevenin içine topu ulaştırabilmiş olması. Ötesi için Mhyre’ye teşekkürler…
Güzel olan şu; sahanın ağa takımı bizdik. Skor her ne olursa olsun, kendine güveni olan, bilinçli oynayan taraf bizdik. Benim için şaşırtıcı olmayan, egosal bir Fatih Terim hatası yüzünden 3 puanı rakibe kaptırabilirdik, Allah yardımı ile olmadı, ucuz kurtulduk. İşimiz rast gidiyor ve bu futbol kısmetine gerçekten ihtiyacımız vardı. Sonuçlar gayet güzel. Bu beraberlik ile rakipten kurtarılan 2 puan da hayati öneme haiz.
Şimdi yapılacak şey şu; iyi yaptığımızı yapmaya devam etmeliyiz. Terim’e UEFA Kupası kazandıran 4-3-1-2 sistemi Yunanistan maçı ve Norveç’e karşı ikinci devre gayet etkiliydi. Bu sistemde ısrar milli takımımıza fayda sağlayacaktır. 4 büyük ve lejyonerler dışındaki isimlere, Volkan Yaman, Gökhan Ünal, Mehmet Topuz, Mehmet Yıldız, Aydın Toscalı, Servet Çetin ve nice oyunculara milli takım kapısını aralamalıyız. Onların milli takıma olan arzu, istek ve motivasyonları takımızı yukarılara taşıyacaktır. Fantezi ve flaş işler peşinde koşmamalıyız. Doğru yoldayız, şansımız da yaver gidiyor, bu işin sonu finallerdir.