Yemeğimi alıp TV karşısına geçtiğimde hakem oyunu başlatmak üzereydi. O yüzden Türkiye’nin saha dizilişini o an fark ettim ve ilk lokmam ağzımda kaldı. Kesinlikle bir hata olmalıydı. Savunmaya yatkın olmamasını bırakın, hayatında sol kanatta bile oynamamış Sabri’nin, başına bir şey düştüğünü ve yanlışlıkla sol kanadın en arkasına geçtiğini düşündüm. Öyle değildi. Sabri cidden de solda oynuyor, zorla sağ elle yazdırılmaya çalışılan solak bir çocuk gibi bocalıyor, ofsayt çizgisine uyamıyordu; ve bu yüzden savunma orta alana yaklaşamıyor, Terim’in bahsettiği 40 metrede oynayan o kolektif takım 100 metreye yayılıyor ve bu yüzden de rakip uzun toplarla ileride kolayca çoğalıyordu.
Bu ilk yarının özeti değil tabii ki. Çünkü bir de şu var ki, bizim futbolcuların oyuna sarılması için bir hedefe odaklanması gerekiyor. Güdüleyici en kolay hedef ise yenik duruma düşmek. Arada sırada geri düşmemiz gerekiyor demek ki.
Bu arada, Pazar günkü yazımı okursanız, orada karşılaşmanın neden zor geçeceğine dair yazdıklarımın çoğunun maalesef gerçekleştiğini görürsünüz. Rakibi şaşırtma şansımız azdı oyuncu seçimleriyle onu da yok ettik;, Norveç savunası daha iyiydi ve Carew çok akıllı oynadı; takım Cumartesi günkü karşılaşmadan dolayı yorgundu, ki bu özellikle Tuncay’da fark ediliyordu; ve rakibi analiz edecek vakit belli ki bulunamamıştı. Yazdığım tek bir sebep hatalıydı. O da “Nikopolidis’ten daha kötü bir kaleciyle karşılaşamayız ya” düşüncemdi.
Neyse ikinci yarı başladı ve ilk yarıdaki garip tercihler yüzünden Tümer feda edildi. Sonra Sabri (sağa filan geçmedi) düpedüz Hakan Şükür’ün arkasında oynamaya başladı ve yine orada oynamaya alışık olmadığından pas dağıtabilecek mesafede durmayı ayarlayamadı. Topa sadece birkaç kere dokunabildi. Ve bu diziliş sonucu, maçın yıldızı Myhre 2 süper gole imza atmasaydı “garantiledik” dediğimiz gruba “bir ihtimal daha” sokacaktık. (Yine de bu işin şakası, çünkü Myhre’nin üzüntüsünden etkilenmemek elde değildi gerçekten.)
SİZE 2 KOLAY SORU..
Katı bir eleştiri yapmak istemiyorum. O yüzden aşağıdaki sorulara sizin cevap vermenizi bekliyorum:
- Ülkenizde bir hücum pres yapabilen ve sırtı dönük top dağıtabilen (ama bunu 2 maçta da beceremeyen) bir forvet, bir de oyuna girip Petr Chech’e 5 dakikada 2 gol atabilecek kadar vuruş ustası bir forvet var. Bu arada takımınızı hücum oynatarak zaten rakip ceza sahasına yığmayı amaçlıyorsunuz. İlk forvet (Hakan olsun adı) ağır ve kendini fazla gösterdiğinden, her gittiği yere (ki bu hep kale önü oluyor, ortayı açmak için kanatlar veya geri olmuyor) ilave 2 savunma oyuncusu götürüyor. İkincisi (onun adı da Ümit olsun) kendini unutturarak doğru zamanda doğru noktaya gelip pozisyon buluyor. Atrıca rakip kaleci gol yemeye benden bile daha fazla müsait.
Soru. Siz olsanız hangi forveti seçersiniz?
- Milli takımı bırakmış bir orta saha oyuncusunu milli takıma gelmeye ikna ediyorsunuz. Bu oyuncu İngiltere’de futbolunu çok ilerletmiş ve mermi gibi şutlar çekiyor. (Mesela adı Tugay) Dedik ya rakip kaleci 8 derece miyop sanki..Uzaktan atılan her şut potansiyel gol. Bir de elinizde en iyi sağ açıkta oynayabilen bir oyuncu var. (Sabri mi desek)
Soru: Forvet arkasında hangisini tercih edersiniz?
Neyse bu sorular uzayacak. Bugünlük bu kadar ödev yeter size.
ALLAH’IN SEVGİLİ KULU…
Ben Fatih Terim’e inanıyorum artık. Çünkü bence o Allah’ın sevgili kulu. Düşünün ki, o milli takımın başına geçtikten sonra:
- Bir önceki grubumuzdan Ukrayna ve Danimarka eksildi. Geriye daha zayıf bir Yunanistan kaldı. Grup elemelerin en kolay grubu.
- Aurelio Türkiye vatandaşı oldu ve dünya çapında süper bir önliberoya kavuştuk.
- En ciddi 2 rakibin kalecileri benden bile beter çıktı.
Kısacası sırf bizim grup kolay olduğu için cehennem haline gelen diğer grupların ilk üç sırasındaki takımlardan herhangi biri dün gece bize bir hezimet yaşatabilirdi.
Ancak şu yanlış anlaşılmaya mahal vermemek istiyorum, ki insanımız buna çok yatkın: Ben her ne kadar Beşiktaşlı olsam da insanları siyah ve beyaz görme taraftarı değilim. Benim gözümde herkes gridir. Bazıları fümeye kaçar, bazıları kirli beyazdır. Bu yüzden, Fatih Terim’in de çok başarılı taktikler uyguladığı karşılaşmalar ve seçimler olduğu gibi, çok başarısız olduğu seçimler ve anlayışlar olduğuna inanıyorum. Cumartesi gecesi iyi hazırlanmıştı, dün gece ise kötü.