CANLI İZLE
FUTBOL
DÜNYA'DAN FUTBOL
BASKETBOL
NBA
VOLEYBOL
FORMULA 1
MOTOR SPORLARI
TENİS
OLİMPİYAT
DİĞER
EURO 2008
RÖPORTAJLAR
YAZARLAR
Ercan Taner
Güntekin Onay
Cem Dizdar
Can Belge
Kıvanç Koçak
Cevahir Evren
Nurullah Bakır
Nevzat Aydın
Kaan Tunçbilek
Ömer Gözü
Mert Özlü
Adnan Bostancıoğlu
İlker Acun
Dorukhan Acar
Veysel Balkaya
Mehmet Sevinç
Fırat Bayar
CANLI SONUÇLAR
İSTATİSTİKLER
VİDEO
YAYIN AKIŞI
HAFTANIN YAYINLARI
LİNKLER
Ana sayfam yap
NTVMSNBC
NTV
CNBC-e
NBA TV
e2
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
N. Geographic
İletişim

İstikrarsızlık gösterisi

Galatasaray saman alevi gibi parladı ve yüz bilmem kaç gün sonra deplasmandan galibiyetle döndü.


NTVSPOR
Güncelleme: 19:18 TSİ 26 Şubat 2008 Salı

Maçın ilk yarısını takip ederken, geçen sezonun bol varyasyonlu ve son derece etkin hücum eden takımı olan Galatasaray’ın nasıl olup bu hale geldiğini anlamaya çalışıyordum. Tehlike bölgesine top ulaştırılamıyordu. Dahası, hücum organizasyonlarından sorumlu ayaklardan çıkan toplar,  utanç derecesinde kalitesizlik yarışındalardı. Hal bu iken iyi futbol, iyi hücum ve netice itibariyle kazanmaktan bahsedebilmek olası değildi.

 

Meseleyi, Galatasaray’ın hücum organizasyonları konusunda biraz daha detaylandıralım. Tehlike bölgesi, yani gol bölgesinde görev alan Şükür-Karan ikilisine, “ikili” demek için bin şahide ihtiyaç duyabilirsiniz. Geçmişte bu iki oyuncunun birbirlerini tamamladıkları birkaç maç izledim ama üzülerek söylüyorum ki artık bu birliktelikten güç, kuvvet ve kolay kolay gol doğmaz.

 

Hücum bölgesindeki oyuncular, partnerleriyle birlikte güçlenirler, etkili olurlar. Birbirlerini tamamlayan bir tarafları da olması gerekir. Ümit ve Hakan için en iyimser söylenebilecek şey, hava toplarında Hakan’ın indirip Ümit’in vurması olabilir ama Hakan’ın uzun zamandır bu hava indirmelerinde eski etkinliğinin uzağında olduğunu biliyoruz. Onun dışında birbirlerini tamamlayan bir taraflarını görebilen varsa bana da haber etsin.

 

Ayrıca, savunmadan çıkan topun hücum bölgesine ulaşması için, demode bir yöntem olan uzun pasları kullanmıyorsanız eğer, özellikle iki bekiniz ve defansif orta alan oyuncularınızdan nitelikli işler beklersiniz. Cihan’ı hücum yönünde ilk 45 dakikada, Orhan’ı ise 90 dakika boyunca bir, bilemediniz iki pozisyonda görebildik, ötesi yok. Inamoto ise kendi potansiyelinin çok üzerinde ağır bir yük altında bir şeyler yapmaya çalışan, iyi niyetli ama kapasitesi sınırlı bir oyuncu.

 

Sonuç olarak ilk 45 dakikada Cihan, Orhan ve Inamoto’dan kaliteli bir hücum başlangıcı alamadı Galatasaray takımı. Ötesinde topu son pas olarak tehlike bölgesine götürmeleri beklenen, sağdan sola Sabri, Ilic ve Ayhan’dan da destek gelmeyince, koca Galatasaray takımı topu Ankaragücü kalecisi Serkan’a adam akıllı bir pozisyonda ulaştıramadan 45. dakikada soyunma odasının yolunu tuttu.

 

İkinci yarıya geçmeden önce, geçen sezon bundan farklı olan neydi, önce bir onu düşünelim. Her şeyden önce biz beğenmesek ve zaman zaman eleştirsek de, özellikle Saidoo’dan, hatta Volkan Arslan’dan çıkan toplar Inamoto’ya oranla çok daha nitelikliydi. Forvet bölgesinde Necati etkin şekilde görev alıyor, klasik santrafor tanımına uygun Hakan ya da Ümit yanında hareketli forvet rolü ile çok açıkları yakalıyordu. Ve en önemlisi Hasan Şaş, Alex ile asist krallığı yarışında iken kariyerinin en verimli sezonunu yaşıyordu.

 

Maçı seyrederken de aklıma harfi harfine bunlar, tam da bu sırayla geldi ve Hasan Şaş konusunda takıldım kaldım. Neredeydi bu adam, neden geçen sezonki formunun bu kadar uzağındaydı, neden herkesle (hakem, takım arkadaşı, tribün, söylentilere göre teknik heyet) kavgalıydı? Tüm bu sorular aklımdan geçerken ilk yarı bitti ve ben takımdaki düşüşte birçok diğer nedenle birlikte, Hasan Şaş’ın verimsizliğinin de büyük etken olduğuna karar verdim.

 

Ve ikinci yarı başladı; Cihan yerine Hasan Şaş (Sabri beke çekildi), Hakan yerine de Necati oyuna girerek. Hasan’ın ne kadar dolu olduğu, daha ilk dakikalardan itibaren futbol dışı hırçınlıklarından ve futbol içi iştahından belli oluyordu. Yenen golün ardından top toplayıcı çocuk, Ankaragücü yedekleri, rakip oyuncular ve hakemlerle girdiği gereksiz diyaloglar, doluluğun göstergeleri. Topa düdükten sonra boş yere vurup gördüğü ilk sarı kart ve maç sonunda bir tartışma sonrasında ikinci sarıdan kırmızıyı gördüğü pozisyon gibi. Ama bir de gerçek var ki, sahaya enerji getiren, ilk yarının tükenmiş Galatasaray’ını dirilten de onun futbol iştahı idi.

 

Sonuç, Galatasaray saman alevi gibi parladı ve yüz bilmem kaç gün sonra deplasmandan galibiyetle döndü. Ligin sonuna kadar Galatasaray bu ikinci devredeki tempoyu yakalayabilir mi, çok şüpheli. Şampiyonluk da şu aşamada sadece gerçekleşme ihtimali çok düşük bir hayal. Ama bu hayali gerçeğe çevirebilmek için Galatasaray takımının maç kazanması, maç kazanabilmesi için de tıpkı ikinci devre olduğu gibi hırslı, yerden, çabuk ve hareketli oynaması lazım. Olur mu? Bu istikrarsızlık ile bence çok zor.

 

 

NTV Spor paketine abone olmak için tıklayın
   • En çok puan alan haberler
 Zagrep Radyosu - İstanbul 04 Nisan 2007, Çarşamba 10:37  
Merhabalar sevgili Bakır. Bir sigara içimi kadar bile sürmeyen Galatasarayın ŞAŞkın oyunu ATEŞli bir on dakikadan sonra yine bilindik şekilde bitti. Nereden tutsanız elinizde kalır cinsten bir takim hüviyetinde ligi bitirmeye çalışıyoruz malesef. Ancak sizinde dediğiniz gibi ofans defanstan başlar. Gerets'i eleştirdiğim konuların başında genç Ugur'u memleketiniz Kayseriye yollaması gelir. Bu yüzden Cihan Haspolatlı o mevkide oynuyor. Yada Sabriyi orada oynatıp sağhaf'ta yetersiz kalıyoruz.

ARAMA: