Eski Galatasaray kaptanı Bülent Korkmaz’ın futbolculuğunu Galatasaraylılar dışında kaç kişi sevmiştir bilmiyorum. Takımına olan sevgisi ve forma aşkı ile – Arsenal maçında daha önce omzu çıkmış biri olarak benim bile gözlerimi yaşartmıştı – hemen hemen her Galatasaraylının kalbinde ayrı bir yeri vardır. Oysa ben onu hakemin göremediği pozisyonlarda denk getirip rakibin forvetine tekme atan, ayağına basan, sürekli hakemle uğraşan bir defans oyuncusu olarak hatırlıyorum. Ünal’a, Şota’ya acımasız girişleri, Olimpiyat Stadı’nda herkesin gözü önünde yerde arkası dönük Fatih Tekke’ye tekmeyi geçirişi hala hafızamda – O Fatih Tekke de maçtan sonraki röportajda hala ‘Bülent Abi’ diyordu kendisine. Dün sahada onun elini değdirmiş olduğu bir Kayseri Erciyesspor vardı. Bülent Korkmaz motivasyonunu, Emre Toraman ve Kürşat’ın gönderildiği takıma hıncı ile harmanlayın, İsmet Arzuman’ın umursamazlığını da ekleyin; işte size maçın özeti.
Kayseri Erciyesspor’un henüz ilk dakikada başlayıp bütün maç boyunca devam eden gaddar futbolu sürerken, ilk sarı kart ‘oyunun başlamasını geciktiren’ Hasan Üçüncü’ye çıktı. Oyunun başlamasını geciktirmek başka bir futbolcunun futbol hayatını söndürebilir mi bilemiyorum ama İsmet Arzuman’ın ‘durumu kart göstermeden idare etme’ zihniyeti yüzünden dünkü maçta Ufukhan, Ferhat, Gökdeniz çok ciddi anlamda sakatlanabilirdi. Bir hakemin bir faule direk kırmızı kart çıkarması daha ne gerekiyordu bilemiyorum. Sürekli futbolcuları çağırıp sakinleştirmeye çalışan Xanaxvari bir İsmet Arzuman vardı sahada. Emre Toraman ve Kürşat’ın bol bol yediği Trabzon ekmeklerine ne denli müteşekkir olduğunu da izledik dün. ET ve Kürşat hayatlarında kazandıkları en büyük parayı hangi takımdan almışlardır acaba. İşte Trabzonspor’u küçülten yönetim anlayışı. Bu gibi zaten mimli – ET hariç - futbolcuları – Kürşat, Fatih Akyel, vs. - takıma çok kolay alıp hemen gönderen zihniyet her Anadolu takımında eski Trabzonsporlu birçok oyuncu yaratıyor. Onlarla çoğu zaman doğrudüzgün ayrılma olgunluğu gösterilememesine futbolcunun karakteri de eklenince sonuç dünki gibi oluyor. Ben sahalarımızda bu durumlara izin veren ve çok iyi bildiği kuralları uygulama cesaretini göstermeyen İsmet Arzuman, Yunus Yıldırım gibi hakemler istemiyorum.
Trabzonspor birçok eksiği ile sahaya çıktı. Haftaiçi Ziya Doğan yine periyodik toplantısını yapmış ve herhalde 50. sefer ‘sezon başlarken takımın başına getirilseydi çok daha iyi olacağından’ bahsetmişti. Hüseyin sakatlıklardan dolayı defansın göbeğinde neredeyse hatasız oynadı. Tolga’nın maç öncesi stresten neredeyse sakatlanması ve Umut’un her maç olduğu gibi Gökdeniz’e saç baş yoldurması Trabzonspor açısından olağan ama yine de ilginç gelişmelerdi. Genç Tolga kalesini başarıyla korurken haftaiçi çıkan Martinez spekülasyonlarına da bir gönderme yapmış oldu.
Trabzonspor’un taa Orhan Çıkrıkçı’lardan Hamdi’lerden beri süregelen bir kontratak futbolu anlayışı vardır. Deplasmanda öne geçtiği birçok maçta yüklenen rakibi karşısında pozisyon üstüne pozisyon bulur ve maçı farka götürürdü. Ancak dün Erciyesspor gibi zayıf ve kazanması şart olan bir rakibe karşı top yekün savunma yaparken doğrudüzgün bir tane kontratak pozisyonu bulamaması oldukça düşündürücü. Hem de elinde Gökdeniz ve Umut gibi çok koşan ve Ceyhun gibi onlara top atabilecek kabiliyette bir oyuncusu varken.
Maçın bitimiyle beraber ET yine açtı ağzını yumdu gözünü. ‘Kupada görecekler.’ dedi. Ben Erciyesspor kupa maçlarını sabırsızlıkla bekliyorum. Federasyonu da o maça doğrudüzgün bir hakem ataması konusunda uyarıyorum. ET, Kürşat ve arkadaşlarının kendi futbol gelecekleri ile ilgili düşüncelerini bilmiyorum ama bu iki maçın Trabzonsporlu oyuncuların futbol geleceklerine kastedecek kadar gaddar futbol oynamalarına izin vermeyecek yönetim tarzına ihtiyacı var.