İstanbul BB. nasıl sabretti, nasıl kovaladı liderliği. Haftalardır bir galibiyet-bir beraberlik sistemiyle ilerliyorlar, arada gelen şansları kullanamıyorlardı. Bu haftaki Samsunspor maçına da çekinerek çıkmışlardı ama galibiyet sadece üç puanı değil liderliği de getirdi. “Daha çok maç var, rehavete kapılmayacağız” diyorlar. Önlerindeki Gençlerbirliği OFTAŞ örneğinden sağlam bir ders çıkarabilirlerse... Samsunspor ise artık havlu atmışa benziyor ama daha da karışık bir duruma da sürüklenme tehlikesi içindeler sanki: Yönetimin kongre kararı alması yetmiyormuş gibi daha yeni göreve gelen Mustafa Uğur da ağır konuşarak istifa etti: "Futbolcuları benim düşündüğüm hedefe gidecek konumda görmedim. Benim de hedefi olmayan kişilerle asla işim olmaz."
CAVCAV TASARRUFU!
Daha ağır konuşansa Metin Diyadin oldu. Uşakspor’a 2-1 yenilmesinin ardından Gençlerbirliği O. hocasının istifa ettiği haberi geldi. Diyadin, sonra yaptığı basın açıklamasında kafalardaki soru işaretini giderdi: “İki maçta takımı bırakacak halim yok. İstifa etmedim. Böyle bir açıklama da yapmadım. İstifayı gerektirecek bir sorun da yok. Bu tamamen Cavcav'ın tasarrufudur'”. Gençlerbirlikli arkadaşlar düzeltsinler, ama kişisel olarak Cavcav’ın hiçbir zaman şampiyonluk istemediğine dair bir hisse sahibim. Elindeki olanakları hiçbir zaman böyle bir hamle için kullandığını görmedik nitekim. Bilakis “küçük olsun benim olsun”cu anlayışını bozmaya yönelik hareketlerin önünü bir şekilde kestiğine kaniyiz. Şampiyonluğa giden bir takımı satma haberlerinin ortalığa yayılması boşuna mıydı mesela?! Sonuçta mevzu derin (Sosyal not: Bu laf eskiden “havalar serin” diye bağlanırdı. Kör olasıca küresel ısınma!). Ama bilinen, özellikle genel menajer Cem Onuk’a ağır suçlamalarda bulunan Diyadin’in ayrılışını futbolcuların gözü yaşlı izlediği. Takım artık Osman Özdemir’e emanet.
Malatyaspor’un da böyle bir haftada kaybetmesi sinirleri germiş durumda. Takımın dengesiz hali kalan haftalar için “sıkıyönetim” ilanını getirdi. Yönetimde de çatlamalar var sanki. Eskişehirspor üç hafta üst üste beraberliğin üstüne gelen galibiyete seviniyor elbette.
DİYARBAKIRSPOR BÜYÜYÜ BOZDU
Diyarbakırspor’a yönelik “elemterefiş”imiz işe yaramışa benziyor: Büyüyü bozdular, Eskişehirspor gibi üç beraberlik üstüne galibiyet aldılar. Hem de geçen hafta dediğimiz gibi çok “stratejik bir galibiyet” oldu. Bir anda 4. sıraya çıkıverdiler, ki bunun da belli bir psikolojik etki yarattığı aşikâr. Önlerinde fena bir fikstür de uzanmıyor (T.Telekom-İstanbulspor-A.Sebatspor), “kaptırırlarsa” ilk altıda olacakları kesin. Altay’ın kaybına rağmen başkan Nafiz Zorlu’nun Diyarbakırspor’u alkışlaması, maç sonrasında da kendi futbolcularına sahip çıkması sahalarımızda görmek istediğimiz türden hareketlerden şüphesiz.
İç saha cetvelinde fena durumdaki Elazığspor, bu hafta deplasmandaki İstanbulspor galibiyetiyle dış saha cetvelinde liderliğe oturmuş durumda (8 galibiyet, 1 beraberlik). Ev baskısının bazen sadece misafir takım üzerinde değil, ev sahibinin de omuzlarına külçe gibi bindiğinin açık örneği! Daha önce evinde sadece Aralık’ta Akçaabat Sebatspor’a yenilen İstanbulspor’un kaybı da önemli bir not tabii.
İlk yarıyı ikinci sırada bitiren Kasımpaşa, 12 haftadır kazanamamasını dert etmeden yeni hocası Kadir Özcan’la T.Telekom deplasmanında 2-0 geriden beraberliğe gelmiş olmaya seviniyor. Bir diğer yeni hoca Sadi Tekelioğlu idaresindeki T.Telekom (ki onlar da 10 haftadır kazanamıyor!) ise 21’de iki farkı bulmasına rağmen maçın sonunu getirememeye yanıyor.
ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: ORDUSPOR
Karşıyaka, farklı Orduspor mağlubiyetini gençlerin statın ortamından fazlaca etkilenmesine bağlıyor. Sırayla Gençlerbirliği O. ve Malatyaspor’la oynayacaklar ki, ilk altıya dair söyleyecek sözleri olması için mutlaka kazanmak zorundalar. Orduspor ve Yücel İldiz “örnek olay” incelemesini hak ediyor aslında: İldiz’i Türkiye standartlarına göre en az iki kere göndermek gerekirken (Hatırlatalım: Üst üste altı mağlubiyetlik bir serileri var!) arkasında duran yönetim, her vesileyle “Atlatacağız bu krizi” diyen İldiz şu halde bile tebriği hak etmiyor mu? Üstelik “hesabımız ilk altı üzerine” laflarının sahiciliğine de inandırıyorlar oynadıkları oyunla. Geriden usul usul yanaşıyorlar yukarıya.
Aslında matematik olarak Orduspor’un ne kadar şansı varsa Gaziantep BB.’nin de o kadar şansı var ilk altı için. Mardinspor’un cezası nedeniyle Diyarbakır’da oynan maçta aldıkları galibiyet, ellerini güçlendirdi. “Bir var bir yok” Mardinspor buna devam ederse en azından artık 2A’da olmayacağı da ortada.
Mardinspor’da olmayan direnme hali A.Sebatspor’da var ama mesela. Kocaelispor’u denizin hemen dibindeki Fatih Stadı’nda üç golle yenmeleri sahici bir çabanın ürünü. Üst üste iki galibiyet bir beraberlikle, “pratikte” düşme hattından çıkıverdiler. Kocaelispor da hal ve gidiş hiç iç açıcı değil!
ŞEKER PARÇASI
Bizim yapamadığımızı Güngören Belediyespor yaptı! Eyüpspor kaybedip, Şekerspor Yalovaspor’u 2-0 yenince puanlar hizalandı. Bundan sonrası belli: Takılan düşecek. Elbette biz olmayalım diliyoruz...