Galatasaray’ın Cuma günü Gençlerbirliği deplasmanından çıkardığı 3-0’lık sessiz galibiyet Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin arka arkaya puan kaybetmesiyle daha gürültülü bir hale geldi. Artık 6 haftada 18 puan mutlu sonu getirebilir gibi görünüyor. Beşiktaş ise sonuncu Sakarya’ya karşı 11’e 10 1-0’ı koruyamamanın acısını Fenerbahçe’nin evinde puan kaybetmesiyle dindirdi. Velhasıl, lig heyecanını koruyor.
Beşiktaş’ın fikstürünü Fenerbahçe’ye göre avantajlı gösteren unsurlardan biri, bir deplasmanının ligden kopan Sakarya’ya karşı olmasıydı. Beşiktaş bu avantajı rakibin erkenden eksik kalması ve hemen üstüne bulunan golle de perçinledi ve haftaiçi kupada yendiği Fenerbahçe’yi son derece stresli bir ortama sokma şansını avucunun içine aldı. Fakat işte sezon başından beri daha çok faydasını gördüğü minimalist oyun anlayışı bu sefer, bu istisnai koşullarda işine yaramadı. On kişilik Sakaryaspor’a karşı 1-0’ı 85’e kadar tutabildiler ve o dakikada kalabalık bir savunma içinde yapayalnız kalan Cangele ligin kaderine etki eden golü attı.
Ankaragücü’nü 1-0, Erciyesspor’u 1-0, Gençlerbirliği’ni 2-0 (ikinci golü Adem kendi kalesine attı, kusur Beşiktaşlılarda değil), Rizespor’u 1-0, Fenerbahçe’yi 1-0, Sakaryaspor’u 1-0 derken, olmadı işte! Bir kaza anı, bir konsantrasyon kaybı, bunlar olabiliyor futbolda. Ve tam da en iddiasız, en güçsüz, hem de bir kişi eksik olan bir takım karşısında olabiliyor. Aslında Sakaryaspor karşısında Beşiktaş 1-1’e kadar, hattâ bundan da sonra Martinez’i maçın yıldızı yapacak birkaç pozisyon buldu. Sağlam pozisyonlar. Ama daha fazlası gerekirdi belki de. Atana kadar inatla golü aramak gerekirdi, o inat ancak 1-1’den sonra kendini gösterebildi, tabii ki süre yetmedi. Ve iki puanı bu koşullarda kaybetmenin acısı da dolayısıyla epeyce ağır oldu.
Ligde kalma mücadelesi veren takımlar ağız birliği etmişçe, 40 puanlık barajdan bahsediyor. Sakaryaspor kalan bütün maçlarını kazanırsa 39 puana ulaşabiliyor artık. Demek ki bu beraberlik onların da işine yaramadı bu anlamda.
Beşiktaş’ın bu ağır acısını ancak Fenerbahçe’nin evinde puan kaybetmesi dindirebilirdi, lider de bunu yaptı.
Fikstürün cilvesi demek lazım, Yanal’ın hücum futboluyla herkese puan dağıtan Manisaspor Giray Bulak’la bambaşka bir kimliğe bürünmüş, gittiler Fenerbahçe’ye patladılar. Kadıköy’den gol atmadan puan çıkarmak zordur, Bulak’ın Manisaspor’u tamamen savunmaya yönelik bir anlayışla bunu başardı. Buradan alınan bir puan Manisaspor için ileride çok faydalı olacak gibi görünüyor.

Zico Vestel maçında, medyanın yoğun ısrarı karşısında Yozgatlı’ya yer açıp, Appiah’ı da gönlünün olduğu yere koyarak bir nevi Daum hamlesi yaptı ve o da aynı Daum gibi, medyanın “haklı olmadığını” ispat etti. Dolayısıyla şimdi yeni tartışma: Fenerbahçe tek forvetle oynamaz! Fakat tabii, olan Fenerbahçe’ye oluyor. Olması da normal. Fenerbahçe’de epeydir genel bir durgunluk var. Meselâ Appiah bu durgunluğun unsurlarından biriyse, bunu sağda ya da ortada oynamasına bağlamak ne kadar doğru ki? Birileri bu tartışmalardan besleniyor olabilir ama Fenerbahçe’nin Vestel karşısında da süren hevessiz, baskısız oyunu bu fikir derinliğiyle açıklanamaz herhalde. Puan kaybı halinde bir yığın eleştiri icat ediliyor kuşkusuz, ama bunların arasında Aurelio’nun iyi futbolundan, Tuncay’ın lokomotif rolünden de bahsetmek lazım, galibiyet için yeterli olmasa da...
Fakat hakikaten iyice zor bir fikstürün eşiğinde Fenerbahçe. Başlamadan da iki puan yitti gitti. Gaziantep deplasmanını Denizli maçı izliyor, ardından da Beşiktaş-Trabzonspor ve Galatasaray geliyor. Son üç maçınını kazanamamış bir takım olarak bu cehennem gibi fikstürden nasıl çıkarlar? İşte belki de, Fenerbahçeli futbolcuları biraz heyecanlandıracak olan bu sert fikstür olabilir. Galatasaray’la Beşiktaş’ın onları yenmek zorunda olmaları da Sarı Lacivertlilere oyunda avantaj yazar, kanımca. Şunu demek istiyorum: Fenerbahçe’nin maçları kolay ya da zor rakibe bakmadan, çoğunlukla bıçak sırtında gidiyor, kazanılan bir duran top, ya da verilmeyen bir penaltı maçın sonucunu tayin edebiliyor. Dolayısıyla fikstürün zorluğu vaziyette bir değişiklik yaratmayacaktır. Fenerbahçe kendi oyununu, heyecanını geliştirmezse, dört puanlık avantajını koruyabilmesi biraz da bu şans faktörüne bakacaktır. Ya bir duran topla kazanırlar, ya da hakeme veryansın ederek puan kaybederler.
Deplasmandaki 3-1’lik Gençlerbirliği galibiyeti, Galatasaray’ın performans dalgalanması içinde en tuhaf çıkışlarından biri herhalde. Fakat bir yandan da, bizi buna hazırlayan olgular mevcut: Galatasaray’ın iki hafta evvel Ankaragücü’nü yine Ankara’da yenmesi bunlardan biri. Sarı Kırmızılıların bu sezonki dört deplasman galibiyetinin ikisi üst üste geldi yani. Bir diğer olgu da Gençlerbirliği’nin İstanbullular karşısındaki performansı. Büyüklere arada bir Anadolu kulüplerine yenilmek gerektiğini öğreten kulüplerin başında gelen Gençlerbirliği bu sezon altı maçta altı yenilgi alarak büyük bir hayal kırıklığı yarattı bu konuda.
Şimdi ne olsa Yanal’ın yardımcılığından gelen Mesut Bakkal’ın da Vestel
Manisaspor gibi bir yanıltıcı unsur olduğunu söyleyip bu galibiyeti hafifsemek istemiyorum. Galatasaray bir kez daha, çoğunluğun mutabık olduğu gibi rakiplerinden daha iyi bir futbol oynayarak bu maçı kazandı. Fakat Denizlispor ve Erciyesspor karşısında iç sahada kaybedilen maçlar, bu maçlardaki oyun da unutulmamalı bir yandan. Galatasaray’ın derdi bu zaten: iki maçta kaybedilen 5 puan olmasa Galatasaray da 53 puanla Fenerbahçe’yle Beşiktaş’ın arasında bir yerde olacaktı. Fakat şimdi liderin de içsaha kaybı yapması Galatasaray’da silik bir umudu kıpırdatıyor. Kalan 18 puanı alabildikleri takdirde (Beşiktaş-Fenerbahçe maçını da unutmadan) en az ikinci olacakları kesin gibi görünüyor. Hattâ, öyle görünüyor ki 66 puan şampiyonluğa da yetebilecek. Peki Galatasaray 18 puan alabilir mi? İşte Erciyesspor ve Denizlispor maçlarını bu yüzden unutmamak lazım...
Rizespor-Trabzonspor maçı haftanın en zevkli karşılaşmasıydı. Rizespor için hayatî önem taşıyan maçta önce Trabzonspor Umut’un şık kafa golüyle öne geçti, ardından evsahibi Anderson ve Zafer Biryol’un golleriyle avantaj sağladı, Umut maç biterayak bir kez daha skora eşitlik getirdi ve 88’de Anderson tam da Beşiktaş’ın yapamadığını yaparak, takımını bir kez daha öne geçirip 3 altın puanı takımına kazandırdı. Ziya Doğan ve Rıza Çalımbay gibi sıkı müdafalarıyla bilinen hocaların takımları gol düellosuna girince tadı başka oluyor doğrusu.
Trabzonspor’un savunma ve kale zaafı son haftalarda iyice belirgin bir hal aldı. Maçlarını kazanabilmek için bir hayli golün altından kalkmaları gerekiyor. Gençlerbirliği, Denizlispor ve Beşiktaş maçlarında bunu başardılar ama Rize’de olmadı. Böylece Yattara’nın iki nefis asistiyle varlığa bürünen iki Umut golü puan olarak bir şey kazandırmadı Karadeniz Fırtınası’na. Ve UEFA yarışında da hayli geride kaldılar. Rizespor’a gelince: kalan altı maçın dördünü deplasmanda oynayacaklar, demek ki bu üç puan onlara hayat verdi şimdilik. İlk maçları da Galatasaray deplasmanında.
Bursaspor için Kayserispor maçı bir dönüm karşılaşması sayılabilir: Aralarında dört puan fark vardı, Bursaspor kendi evindeki bu maçı kazanarak farkı bire indirebilir ve ligin geri kalanını tamamen yukarıyı hedefleyerek geçirmeleri söz konusu olabilirdi. Yenilmeleri halinde ise bambaşka bir senaryo ortaya çıkabilecekti: küme düşmek. 74. dakikaya kadar 0-0 giden maçı deplasmandaki Kayserispor 3-0 kazandı!

Yeni başlayan diğerleri gibi sihirli değnekçi itibarı gören Engin İpekoğlu da bu maçla kredisini tüketmiş görünüyor. Bursa taraftarının homurtuları başladığına göre, güzel günler geride kaldı, bundan sonra Engin Hoca’nın başetmesi gereken sorunlar artacaktır. Meselâ önümüzdeki hafta Vestel Manisa deplasmanına gidecekler. Vestel’in küme düşme ihtimalinden söz ediliyorsa ve Bursaspor bu maçı kaybedip Vestel’in sadece 1 puan önünde durakalırsa içinden çıkılmaz vaziyetin, çünkü böyle bir sıkıntı halinde Federasyonla mücadeleleri de gündeme gelecektir.
Buna karşılık lig dördüncüsü Kayserispor bu galibiyetle arkasına üç puanlık bir mesafe koyup şimdiki yerini sağlama aldı. Hedeflerinin üçüncülük olduğunu söylüyorlar. Bunun için, görünüşe göre Galatasaray’ın dalgalı performansının devamı ve kendi maçlarında istikrar şart. Maçları artık çok gollü geçiyor, Bursa’da bu gollerin sadece kendi lehlerine olması olumlu bir görüntü. Ama ancak beş hafta sonra kazanabilmiş oldukları da bir gerçek. Ankaraspor’la bir içsaha mesaisi var sırada. O maçı alabilirler, yani yeniden bir yükseliş başlayabilir Kayseri dolaylarında.
Ligin sürpriz takımı Sivasspor bu hafta Gaziantepspor galibiyetiyle beşinciliğe çıkarak marifetini somutlaştırdı sonunda. Siftahını bu sezon yapan çokça yeni teknik direktör arasında bir tek Bülent Uygun ayakta kalacak gibi görünüyor, zira iyi sonuçlar dizisi arasına giren her kötü neticeden sonra takımı yeniden rayına oturtmayı başardı. Bir yenilgi-bir galibiyet gidiyorlar...Gaziantepspor karşısında 1-0 geriye düşmeleri bile yıkamadı onları. Yıldız’ları yine sahne alıp biri penaltıdan iki golle maçı kopardı. Fakat üçüncü haftadır yine Balili’ye değinmeden edemeyeceğim. Kendisi üç hafta evveline kadar en sempatik bulduğum oyunculardan biriydi ama artık sadece renkli bir kişilik, diye bakıyorum. Bu maçta da rakip futbolcuların sinirini oynatabilmek için yapmadığı numara kalmamış! Onun yarattığı gergin ortamda başka oyuncular kart görüyor, atılıyor, ama o aradan sıyrılıyor. Geçen hafta dediğim gibi, yasal boşlukları ustaca kullanıyor. Bu işin sonu Mike Hammer’a benzer diye korkuyorum, hakemler adaleti sağlamazsa bir gün bir Mike Hammer çıkar ve...
1,65’lik Jaba’nın ikisi kafayla dört gol attığı Ankaraspor-Konyaspor maçına geliyoruz: Yine çok gol beklenmeyen maçtan çıkan 4-2’lik sürpriz bir sonuç. Belki de esas olarak bu maçın berabere bitmemesi sürpriz. Aslında, Jaba’nın
iki golünden sonra Konyaspor mecburen fazlaca açılıp beraberlik peşine düştü ve bunu başardı da. 2-0’dan 2-2’yi bulan Nurulah Sağlam’ın artık bu maçı vermeyeceğini düşünürdüm şahsen. Fakat 2-0’dan sonra aşırı hızlanan Konyaspor’un muhtemelen freni tutmadı o noktada ve maçın son bölümünde 2 golün yanı sıra çok da pozisyon verdiler Ankaraspor’a. Ligin başında ilk beşi hedeflediğini bildiğimiz Ankaraspor bugün itibarıyla çok da uzak durmuyor bu hedeften. Şu an beşinci olan Sivasspor’la aralarında üç puan fark var. Konyaspor ise git gide eriyor, yukarıdan uzaklaşıyor. Önümüzdeki hafta oynayacakları Erciyesspor maçına ileride değinelim.
İkinci devrenin en başarılı takımı Antalyaspor kendi sahasında beklediğim gibi Denizlispor’dan bir puan almakla yetindi ve ileriki haftalarda baş gösterebilecek bir düşme endişesi yaşamaktan kurtuldu. Maçın hemen başında penaltıdan öne geçen Denizlispor da 26’da maç 1-1’e geldikten itibaren beraberliğe rıza gösterdi. Denizlispor’un ilk bölümdeki baskısından sonra Antalyaspor oyunu ele geçiriyor ve doksan dakika boyunca, bitime doğru Cordoba’nın da doğrudan katılımıyla gol peşine düşüyor ama sonuç 1-1. Herkes de memnun. Denizlispor bu sonuçla yeniden düşme hattına girdi fakat Rizespor’un dört deplasmanlı zor fikstürüne bakarak bu bir puana sevinebiliyorlar.
Erciyesspor-Ankaragücü maçı haftanın en kritik karşılaşmasıydı. Erciyes’in kurtulma mücadelesini haftalardır takdirle izliyoruz. Ankaragücü de, bu garip ligimizde iki haftada bir kurtuldum havasına girip birden bire kendini yeniden tehlikenin göbeğinde buluveren bir takım. Bu karşılaşma da, Ankaragücü’nün kendini tehlikenin göbeğinde buluverdiği bir esnada cereyan etti.
Erciyesspor kendisi için Galatasaray maçından çok daha önemli bu karşılaşmayı kendi evinde 1-0 kaybederek bir çuval inciri berbat etti. Erciyesspor ve Bülent Korkmaz’la ilgili düşüncemi anlatmıştım. Rüya gibi bir çıkış yaptılar doğru, fakat asıl sınav Galatasaray maçından sonra başlayacaktı. Gaz dönemi mükemmele yakın neticelerle geçirildi, Galatasaray maçı apayrı bir senaryoydu, bu da mükemmel geçirildi ve Ericyesspor olağanüstü bir çıkışla lige ortak oldu. Ankaragücü maçı hem Erciyesspor için, hem de Bülent Korkmaz için en gerçek, en neticeye yönelik sınavdı, bunun altından kalkamadılar. Bülent Korkmaz’ın maçtan sonra verdiği, sadece avantaj yitirdiklerini ifade eden soğukkanlı demeç bu maçtan sonra onlar adına tek olumlu şey. Kalan altı maçın dördü deplasmanda ve Konyaspor deplasmanıyla başlayacaklar son yürüyüşe. Erciyesspor için bu maçı son şans olarak görmek mümkün, çünkü bir değil, iki takım geçmeleri gerekiyor ve şimdiden dört puan geride kaldılar. Konya deplasmanından puan alırlarsa yollarına devam ederler, aksi taktirde yazık olacak gibi görünüyor, uzun süredir verdikleri yürekli mücadeleye. Ankaragüçlü futbolcular ise yeniden kurtulduk havasına girebilirler, ama son hafta Kadıköy’e gideceklerini de unutmasınlar.