Adam
Bir hafta sonra Türkiye Futbol Federasyonu başkanı seçilecek. Geçen hafta, ligin işletilme sistemindeki çarpıklık ve yetki karmaşasından bahsedip “Lig şirketleşsin, Kulüpler Birliği ve TFF yetkileri net bir şekilde bu şirkete aktarsın, ligi şirket yönetsin” önerisinde bulunmuştum. Yazıdan sonra Şenes Erzik, bakan va başbakan tavsiyesiyle TFF başkan adayı olmak üzereydi, son anda vazgeçti.
Bizim futbol demokrasimizin güzelliği de biraz burada. “TFF başkanı seçmek bizim görevimiz değil” diyen bir spor bakanımız var ama her başkan adayı bir ziyaret edip icazet alıyor, ya kendisinden, ya daha tepeden, başbakandan. UEFA asbaşkanı pozisyonundaki Şenes Erzik’in bile bu yoldan geçmiş olması ayrıca ironik, zira aynı UEFA “Ülkenin futbol işleyişine siyasi müdahale var” diye ülkeleri turnuvalarından men etmekle meşgul. Erzik bunu icazet olarak görmemiş olmalı. Aksi takdirde ya o görüşmeye gitmezdi, ya da görevi, ilk başta da kabul etmezdi.
Şu anda Fenerbahçe CAS’ta hem TFF’yle hem UEFA’yla davalı durumdayken, birinin asbaşkanının öbürünün başkanı olması her halükarda çirkin olacaktı. Bir rivayete göre Erzik’in TFF başkanlığı adaylığını geri çekme gerekçelerinden biri bu. Şu anda UEFA ve TFF, Fenerbahçe’yle ilgili kararın yorumlanacağı CAS davasında çelişkili ifadelerin iki tarafı çünkü. Erzik’in bu ipte oynamak zorunda kalması olacak iş değildi. Zaten zamanında beş dönemde, toplam sekiz sene TFF başkanlığı yaparak bilfiil hizmet etmiş, şimdi UEFA’nın ikinci adamı pozisyonunda. Bana göre ülkeye bir borcu yok.
Borç diyince akla gelen isimlerden Yıldırım Demirören ise, kendisine 70 milyon TL’den fazla borcu olan Beşiktaş başkanlığından TFF başkanlığına geçmeye niyetli. Kulüpler onun ismi etrafında birleşmişlermiş. Yıldırım Demirören aday olacak ve kazanacak gibi gözüküyor.
Ama Demirören “TFF başkanı olmazsam Beşiktaş başkanı olmaya devam edebileyim” diyor ve Beşiktaş başkanlığından istifa etmiyor. Aksini düşünemiyoruz. Gerçi, böylesini de düşünemememiz lazım, zira, TFF seçimine bir hafta varken, Demirören genel kurulda TFF başkanı seçilse, Beşiktaş’ın kendisine olan borcu ne olacak? Şahsına ciddi maddi borcu olan bir kulübün yarıştığı ligi yürüten federasyonun başkanı nasıl olabilecek? Hibe mi edecek borçlarını? Sanmıyoruz.
Yıldırım Demirören, bugün Beşiktaş başkanlığından TFF başkanlığına geçecek diye en çok sevinenlerin başında Beşiktaşlılar geliyor desem abartmış olmam. “Yıldırım Demirören’in Beşiktaş başkanlığından istifa ettiği haberini verene tuttuğu takımın formasını hediye edeceğim” diyen gördüm bugün Twitter’da. Kendi başkanının kulüpten gitmesi için bunu bir fırsat olarak gören genişçe bir kitle var.
“Kulüpler Demirören’i TFF’ye başkan seçerlerse, bir sonraki aşamada da spor bakanı yapmak için onlar uğraşır” diyen var. Bunlar espri sınırlarını zorluyor gibi gözükse de bir manzara tarif ediyor. Ve bu şekilde camiasından gitmesi istenen adama ülke futbolunu teslim etmek için birlik olmuş durumda kulüpler. Manzara bu.
Böyle bir şey nasıl olabiliyor anlamak mümkün değil.
Bugünün yeni gelişmelerinden biri ise, yine yedi senede üç dönem başkanlık yapan Haluk Ulusoy’un TFF başkanlığına adaylığını koyacağı dedikoduları. Bu yazının kaleme alındığı dakikalarda kesinleşmiş bir şey yok. Olabilir de, olmayabilir de. Ama büyük fedakarlıklarla (?) yine görev verilmesi halinde ülke futboluna hizmet edebilirmiş Haluk Ulusoy.
Ulusoy mu, Demirören mi?
Türk futbolunun, bugün, şike davası dışındaki gündemi ve sorusu bu. Türk futbolunu hangi isim daha iyi yönetir, daha ileri götürür, kulüpler ve milli takımlar bazında özlenen seviyelere gelinebilmesi için hangisi daha doğru isimdir.
Seçin...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.