Takım olan kazandı
Dün büyük heyecan yaşanan Vakıfbank GSTT ve Eczazıbaşı Vitra Cev Şampiyonlar ligi 6’lı play-off’ları ikinci maçında 3 senedir bu hedef için çalışan Vakıfbank sahadan zaferle ayrılan takım oldu.
3 sezondur aşağı yukarı aynı kadro ile mücadele eden ve Giovanni Guidetti’nin ilk senesinde büyük hayal kırıklığı yaşayan ama teknik adamının araksında duran Vakıfbank, güvenmenin ve sabretmenin meyvelerini toplamaya başladı. Ülkemizde en fazla futbolda tanıklık ettiğimiz takım kötü mü gidiyor, teknik adamı yolla yenisi gelsin mantığı gütmeyen Vakıfbank, Giovanni’ye duyduğu güvenle bu sene Final Four’da mücadele edecek.
Maçta aslında ikinci sette Giovanni’den beklediğim pasör değişikliği, 3.sette gelince maçın bütün dengesi bir anda değişti. Maçta smaçörlerle yıldızı barışık olan bu sefer Nilay Özdemir’di. Ama işte takım oyunu oynamak böyle birşey birgün Özge oynarsa diğer gün Nilay oynar. İtalyan çalıştırıcının ilk iki set bekleyip 3.sette yaptığı bu değişiklik takımının kaderini değiştirdi.
Eczacıbaşı Vitra’yı da tebrik edemeden geçemiyeceğim. İyi bir mücadele ortaya koydular ama sadece Neslihan’ın hırsı ve kazanma arzusu diğer takım arkadaşlarına yetmedi. Gülden’in eksikliği turuncu beyazlıları tabii ki etkiledi ama Serpil’de beklenilenden iyi bir performans sergiledi. Bence Eczacıbaşı Vitra’daki problem kopuk kopuk bir voleybol oynanması. Mirka, Del Core ve Yevgenia takımın ihtiyacından daha düşük performans sergilediler. Neslihan’ın yanına ona yardım edecek, zaman zaman da ön plana çıkıp takımı sırtlayacak bir smaçör gerekiyor. Heather’ın daha iyi olduğu maçlar gördük ama bir Polyak kadar etkin kullanılmadığını düşünüyorum. Baktığımızda Polyak 18 sayı ile maçı bitirirken Heather sadece 8 sayıda kalmış. Seri başlamadan önce belirttiğim gibi orta oyuncuların performansı bu turu atlıyanı belirleyen en büyük etkenlerden biri oldu.
Vakıfbank’a gelirsek, voleybolu oynanması gerektiği şekliyle yani 12 voleybolcuyla oynayan Giovanni yaptığı değişikliklerle takımının kaderini belirledi. Oyuncularını çok iyi tanıyan, cesur bir şekilde değişiklik yapabilen Giovanni’nin bütün tercihleri bu maçta birebir tuttu. Maçı Vakıfbank’a kazandıran kenardan oyuna sonradan dahil olan oyuncular oldu. Gözündeki sakatlık sebebi ile antreman eksiği ile maça çıkan Bahar’ın yerine oyuna giren Melis, muhteşem bir performans sergiledi. Vakıfbank’ın görünmez kahramanı kesinlike Güldeniz. Hatasız oyunuyla, kritik sayılardaki soğuk kanlılığı ile bu galibiyetteki payı büyük.
Biyonik kadın Maja Polyak için söylenecek kelime bulamıyorum. İlk iki sette çok fazla ortalarda görünmeyen Glinka- Polyak ikilisi oyuna ağırlıklarını koyunca zaten Eczacıbaşı Vitra’nın yapacak birşeyi kalmadı. Bu iki oyuncununda aldıkları sayıdan sonra gözlerinden ateş fışkırıyordu. O hırsı gördüğüm hiçbir maçta Vakıfbank sahadan yenik ayrılmadı.
Son olarak Kaptan Gözde, sahanın her yerindeydi. Bu maçta hücumdaki ve servisteki ekstra gayretinden ötürüde kendisini bir kez daha tebrik etmek gerekiyor. Defansta ve servis karşılamada takımını sırtlayan kaptan bu maçta blok autlarla kazandırdığı hücum sayılarıyla belki de Eczacıbaşı Vitra’nın beklemediği bir performans sergiledi.
Şimdi gözlerimiz Fenerbahçe Acıbadem’in ev sahipliği yapacağı Rabita Bakü (AZE), Scavollini Pessaro (ITA) ve Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom’un mücadele edeceği Final Four’a çevrildi.Türk takımların beklenilenden çok daha iyi performans sergilediği bu sene Final Four’dan iki madalya ile ayrılmak kesinlike hayal olmamalı.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.