Keşke İzmir'e de kar yağsaydı
Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'ndeki rakibi Dinamo Kiev, 1987 yılında bir Cumartesi günü, İzmir'de yine siyah beyazlıların konuğuydu...
"O" MAÇ
Beşiktaş, İzmir'de Kiev'e karşı
Intertoto Kupası maçları dışında Cumartesi günü oynanan kaç Avrupa Kupası maçı hatırlıyorsunuz? Ben size birini söyleyeyim: Beşiktaş-Dinamo Kiev...
1985-86 sezonunun şampiyonu Beşiktaş, Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Tiran ve hükmen Apoel'i eledikten sonra alışık olmadığımız bir şekilde Mart ayına kalır ve o dönem "2000'lerin takımı" olarak bilinen Dinamo Kiev'le eşleşir. Teknik direktör Valery Lobanovski'nin takımında kimler yoktur ki! Kalede Chanov, Kuznetsov, Baltacha, Belanov, Rats, Blokhin, Mikhailichenko, Damianenko... İlk maçın tarihi 4 Mart'tır. İnönü Stadı bakımda olduğu için, maç Ali Sami Yen'de oyananacaktır. Zemin kış sporları için yeterlidir ancak futbol maçı için uygun değildir. UEFA da karşılaşmayı önce bir gün sonrasına ardından 14 Mart'a erteler. Ali Sami Yen'e kar yağmaya devam edince karşılaşma İzmir Atatürk Stadı'na alınır. Beşiktaş, Yevtushenko ve Blokhin'in 2'şer, Belanov'un da tek golüyle sahadan 5-0 mağlup ayrılır. Sabah Gazetesi'nin maçın ertesi günü attığı başlık ise durumu özetler: "Keşke İzmir'e de kar yağsaydı". 18 Mart'ta Beşiktaş rövanşı bu kez 2-0'lık skorla kaybeder ve Avrupa macerasını noktalar...
"O" HABER
Fatih Terim Beşiktaş'a gidiyor
Dünya Kupası heyecanı bitmiş, yerini transfer haberleri almış. 26 Haziran 1974 tarihli Hayat Spor Dergisi'nde yer alan habere göre Adana Demirspor, Ümit Milli Takımı'nın da kaptanlığını yapan futbolcusu Fatih Terim'i takımda tutmanın hesaplarını yapar. Fatih Terim ise Demirspor'dan ayrılmak ister. Terim, dergideki habere göre "Ben Beşiktaş'a gideceğim" diye diretir ama çok değil birkaç gün sonra Galatasaray'a imza atar...
ŞİMDİ NEREDE?
St. Pauli'den Şirnazım'a: Mücahit Yalçıntaş
Türk futbol seyircisi onu daha çok Eskişehirspor'da tanıdı. Dönemin en iyi kadrolarından Zalad'lı, Ahmet'li, Fuat'lı, Burhanettin'li, Nedim'li Eskişehirspor'da libero olarak nam saldı. Hatta 1988 yılındaki Macaristan maçında Erhan Önal'ın yokluğunda Tınaz tırpan tarafından kadroya dahil edilmiş ve maç sonunda gazeteler "Türkiye yeni liberosunu buldu" başlıkları atılmıştı.
Mücahit Yalçıntaş, 1961'de Ankara'da doğar, futbol altyapısını ise Ankaragücü'nde alır. Öğrenim için Almanya'ya gider, orada da St. Pauli'de futbol hayatını sürdürür. Türkiye'ye döndüğünde önce Sitespor'da oynar, ardından Petrolofisi'yle sözleşme imzalar. Burada keşfedilir ve 1. Lig kapıları açılır. Eskişehirspor'a transfer olur. 1980'lerin sonunda çoğu futbolcunun olduğu gibi onun da Fenerbahçe'yle münasebeti olur ama imza direkten döner. Çünkü daha çok parayı veren Konyaspor'dur. Bu kez Erol Togay'ın ısrarıyla ve astronomik bir rakamla Yıldırım Aktuna'nın başkanlığını yaptığı Bakırköyspor'a gider. 1995 yılına kadar burada forma giyer ve Gaziosmanpaşa'da da futbolculuk kariyerini noktalar.
Türk Telekom'da teknik direktörlük kariyerine başlar. Marmaris, Karabükspor, Erzurumspor ve Kırşehirspor'u çalıştırdıktan sonra teknik adamlığı bırakır. 2007 yılının Ocak ayında FourFourTwo Dergisi için onunla konuştuğumda Bakırköyspor'dan arkadaşı Tavşan Mustafa'yla yani eski Fenerbahçeli Mustafa Arabacıbaşı'yla birlikte Şirnazım isimli lokantayı işletiyordu. Şimdilerde yine Yeşilköy Dünya Ticaret Merkezi'nde. Bu kez lokanta sayısını ikilemiş. Teknik adamlıkta adından söz ettiremedi ama ticaret hayatında da futbolculuğunda olduğu gibi marka olmaya kararlı.
HAFTANIN FOTOĞRAFI
Hangisine inanmalı?
1999-2000 sezonu. Teknik Direktör Zdenek Zeman Fenerbahçe'de. Zeman'ın gelişine önayak olan işadamı Celalettin Bilgiç, Fenerbahçe'nin Dereağzı'ndaki idmanında Çek asıllı İtalyan hocanın tercümanlığını yapıyor. Futbolcuların ise kimin dediğini yaptığı merak konusu...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.