1. Facebook 752,476
  2. Twitter 1,224,622
Coşkun Çelik

Il Viaggio

Coşkun Çelik · Tarih: 26 Ocak 2011

 

Adı üstünde; Dobi Hasan’lı, Sophia Loren’li, Cevdet Çaparlı bir nostalji  “seyahati”

1995-96'dan önce...

Fenerbahçe-Trabzonspor karşılaşmaları öncesi hep 1995-96 sezonundaki maç konuşulur. Zira Trabzonspor 12 yıl aradan sonra şampiyon olma fırsatını kaçırmış, mutlu sona Fenerbahçe ulaşmıştır... Elbette sayısız, unutulmayan maçlar vardır iki takım arasında ama biz bandı biraz daha geri sarıp şampiyonlukta etkili diğer maçlara bir göz atalım.
1975-76 sezonu. Üç İstanbullu'nun hegemonyasındaki ligde Trabzonspor, Fenerbahçe'yi zorluyor. İstanbul'daki maçta "61. dakikada" Hüseyin'in golü Trabzonspor'u Nisan ayında lider yapıyor. Sezon sonunda Trabzonspor ilk kez şampiyon, Didi'nin arka arkaya 2 kez şampiyon yaptığı Fenerbahçe ise bu kez ikinci oluyor.
1982-83'te, Stankovic'li Fenerbahçe'nin en dişli rakibi yine Trabzonspor. Trabzonspor, İstanbul'da Selçuk'un golüyle ekarte ediliyor, Bursa'da şampiyonluğu getiren gol de sezon sonunda Trabzon'a gidecek olan Trabzonlu Osman'dan geliyor...
1983-84 sezonunda ise ligin düğüm maçı Fenerbahçe Stadı'nda oynanıyor. Selçuk ve İlyas'tan yoksun mücadele eden Fenerbahçe kalesinde Hasan Şengün'ün (Dobi Hasan) kafayla attığı topu görünce şampiyonluk yarışından bir anda kopuveriyor. Fenerbahçe, kalan 8 maçta sadece 1 galibiyet alabiliyor ve sezon sonunda mutlu sona Trabzonspor ulaşıyor...

Sophia seçti, sıra Bellucci’de

Yıl 1974. İtalyanların ünlü sinema yıldızı Sophia Loren “Dünya Kupası’nı İtalya kazanırsa, bütün futbolcuları öpeceğim” diyerek gazetelere manşet oluyor. Türkiye’den gelen daveti ise reddetmiyor ve  Il Viaggio (Seyahat) filminin galası için Ankara’ya geliyor. Arı Sineması'nda eline tutuşturulan yakışıklı futbolcu fotoğraflarını bir bir inceliyor, önce Zekeriya Alp, ardından Osman Arpacıoğlu’nun isimlerini söylüyor. Ardından Yasin Özdenak'ta karar kılıyor ve "Bu futbolcu değil, aktöre benziyor" diyor.
Belli ki 70'li yıllarda en yakışıklı futbolcumuz Yasin Özdenak'tı. Günümüzün en yakışıklı futbolcusunu belirlemek için sanırım Sonra Ağlayacağım filmi için Türkiye'ye gelecek olan Monica Bellucci'yi bekleyeceğiz...

Karşıyakalı Cevdet

1964 yılında İzmir'de doğan Cevdet, İzmirspor altyapısında yetişir. İzmirspor'da attığı 28 gol onu bir anda İzmir'in en gözde futbolcusu yapar. Karşıyaka'ya transfer olur.
1988-89 sezonunun sonunda Fenerbahçe Hasan Vezir'i Galatasaray'a kaptırır, forvet sorununu da AEK'dan Danimarkalı Henrik Nielsen'i alarak çözmeye çalışır. Ancak Nielsen beklenilenin uzağındadır. Rıdvan, Tanju, Erdi ile birlikte bir dönem ligin en pahalı 4 futbolcusundan biri olan Karşıyakalı "Cevdet Çapar" artık Fenerbahçe'nin yeni gözdesidir... Fenerbahçe'nin başkanı Melih Aşık "Yeni Hasan Vezir'i buldum" diyerek Karşıyaka'dan Cevdet'i kiralar. Aykut'lu, Şenol 3'lü, Büyük Şenol'lu kadroda 10 kez forma şansı bulur ve 3 golle Fenerbahçe macerasını kapatır. İzmir'e döner.
Yeniden Karşıyaka, Göztepe, Eskişehirspor, Petrolofisi, Altınordu ve Manisaspor'da forma giyer ve 15 gol ortalamasının altına düşmez. 1998 yılında da futbolculuk yaşamını noktalar: "Futbolculuk dönemimde Fenerbahçe formasıyla Adana Demirspor'a 5 kişiyi çalımlayarak attığım gol hâlâ aklımda. Geriye dönüp baktığımda Fenerbahçe'de daha uzun kalabilirdim diye düşünüyorum ancak o dönemler gençlerin İstanbul'da yaşadığı sıkıntıları ben de yaşadım. Ancak ne mutlu ki şimdi gençlere daha dikkat ediliyor."
Futbolculuğun ardından teknik direktör Levent Eriş'le birlikte çalışmaya başlar Cevdet. İzmirspor, Çaykur Rizespor, Manisaspor, Diyarbakırspor, Kayserispor, Samsunspor, Adana Demirspor, Altay ve Mersin İdmanyurdu'nda Levent Eriş ile birlikte çalışır. Bu sezon ise Ümit Kayıhan ile birlikte Çaykur Rizespor'un başarısı için ter döküyor...

Şeref Stadı...

Yıllar sonra Ali Sami Yen Stadı'nın bulunduğu araziye bakıp neler hissedeceğiz kim bilir! Bu eski fotoğraf bize belki biraz gelecekten ipucu verir. Ümraniye'den çok önce, Fulya'dan daha önce. Beşiktaş'ın antrenmanlarını yaptığı, bir dönem lig maçlarına bile sahne olan Şeref Stadı. Şimdi ise bir otelin bahçesi...

Rıdvan Hoca

1990-91 sezonu. Guus Hiddink'in çalıştırdığı Fenerbahçe. Futbolcular ve teknik heyet oturuyor. Ayaktaki isim ise Guus Hiddink'ten daha bir hoca gibi. Belli ki futbolcu Rıdvan Dilmen futbolcuyken de Rıdvan Hoca'ydı... 

Milli takımdan çıkmak...

Başka memleketlerde futbolcunun kendi isteğiyle milli takımı bırakması artık olağan olsa da ülkemizde pek alışık olmadığımız bir durum. Emre Belözoğlu milli takımı bırakacak mı bırakmayacak mı bekleyeduralım, bir zamanlar Fenerbahçe'nin unutulmaz oyuncularından rahmetli Yılmaz Şen'in milli takımı bırakma sebebini anlatılım:
Milli takımın Polonya maçı öncesi Yılmaz Şen milli takımdan ayrılmak istediğini söyler ve kadrodan çıkar. Gazeteler 8-0'lık Polonya yenilgisinden sonra "Yılmaz oynasaydı bu kadar fark olmazdı. Numara yaptı, sakat değildi" yazınca Yılmaz Şen suskunluğunu Hayat Spor'dan M. Ali Canbek'e bozar. Kendisiyle aynı evde yaşayan hasta bir akrabasının yanından ayrılmak istemediği için teknik direktör Coşkun Özarı'dan affını ister ve milli takım kadrosundan çıkar. 44 kez giydiği milli formayı da bir daha giymez...

Fotoğraf Arşivi: Coşkun Çelik

Yorum yazabilmek için ya da .

Merhaba

ntvspor.net sitesi tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunulmaktadır. Siteyi üye olmadan ziyaret edebilir ve sayfalarını gezebilirsiniz.

Ancak kullanıcılar için hazırlanmış kişiselleştirilebilir özellikleri kullanabilmek için siteye üye olmanız gerekmektedir. Böylece;

  • Sayfaları istediğiniz gibi özelleştirebilir
  • Haberlere yorum yapabilir
  • Beğendiğiniz haberleri saklayabilir
  • ve arkadaşlarınızla daha rahat iletişime geçebilirsiniz.

Kullanıcı Sözleşmesini kabul ediyorum

okudum

* Zorunlu alanlar boş geçilemez.
Öneriniz gönderiliyor...