Antalya Günlüğü (7. Gün)
Sevgili günlük,
Bugün itibariyle Antalya maceramız sona erdi, seninle bir daha ne zaman denk geliriz bende bilmiyorum.
Yazdığım günler boyunca, çok teşekkür ediyorum tüm okuyucularımıza. Abartısız çok çok güzel mailler aldım, hepsine de cevap verdim çok sağolun.
Tüm gün yaşadıklarımı, size hem de eksiksiz anlatmaya çalıştım. Gelmeden önce bu işi kıvırabilir miyim diye düşünmedim değil. Çünkü Emek Ege ve Irmak Kazuk gibi iki isimden sonra bu topa giriyordum :)
İkisi de çok başarılı işler çıkardı zaten, ikisi de benim güzel kardeşim :)
Fazla uzatma diyorsunuz biliyorum ama Sezar'ın hakkı Sezar'a verilmesi lazım, hatta bunu iğrenç bir espiri ile tamamlamak istiyorum, verilebiliyorsa Gaziantepspor'un forvet oyuncusu Julio Cesar'a :) Tamam çok kötü olduğu için konuyu uzatmıyorum. Sadece Mert Aydın'ın kulakları çınlasın diye küçük bir çaba gösterdim :)
Sabah muhabir arkadaşım Özgür Buzbaş ve kameraman arkadaşım Yavuzalp Yamaner'in ekibine dahil oldum. Daha önce dediğim gibi, iki aracımız vardı ve ben iki ekipten birini girmek zorundaydım.
Diğer muhabir arkadaşım Hakan Gündoğar ve kameramanımız Bülent Akdeniz Beşiktaş'ın barbekü partisine gideceklerdi ve bana orada iş çıkmazdı. Gerçi sanki çok iş yapmışız gibi olmasın ama kendi çapımda bir şey çıkardım yine bugün.
Gittik Galatasaray antrenmanına. Galatasaray'da iki tane kardeşim gibi sevdiğim isim var, Mustafa Sarp ve Mehmet Batdal. Kolay değil tabiki orada onlarla görüşmek ama onlar beni görse mutlaka yanıma gelirlerdi. Hatta akşam telefonla konuştuğum Mehmet Batdal, "Abi o kadar geldin niye haber vermiyorsun" dedi. Mustafa Sarp için bir şey demiyorum. Çok severim, adamın kralıdır ama nedense 5-6 aydır telefonlarımı açmıyor, biraz kırılmadım desem ona yalan olur herhalde.
Neyse Galatasaray antrenmanı bitti, Özgür Buzbaş bana artık klasikleşen :) 14-16'ya canlı yayına Bursa'dan birini ayarlamamı istedi. Başladım telefon trafiğine Genel Menajer Adil Cenkçiler, "İstediğin adamı alabilirsin Devrim" dedi. Bende buna karşılık, "Adamsın Adil abi" dedim :)
Adil abi, Orçun Olukçu ile temasa geçmemi söyledi ve Orçun, "Abi senin dediğin saatte futbolcular istirahatte oluyor" dedi. Neyse dedim, kaptan Ömer Erdoğan'ı direkt arayalım. Tabi Cuma saati olduğu için bir çok futbolcuya ulaşmamış mümkün değil, herkes bizim gibi değil ki :)
Camiiye gitsek bize oradan iş çıkar mı espirisini yol boyunca yaptık ama gülen olmadı :)
Ömer Erdoğan'a ulaştık ve kaldıkları otele gittik. Adamdır Ömer Erdoğan, buluştuk ve yayına çıkardık. Ama ben aranıyorum, dün zaten özel bir iş yapamadım sıkıntıdayım, bugün koparmam lazım. Ancak Ömer Erdoğan yayını bitince bizim ekip de gidecek başka işlere. Eee, başka araba da yok. Baktım havuz başında futbolcuyu yakalayan özel röportaj yapıyor. Devrim Çetin bu, Bursa'da doğdu, Bursasporlu oldu :)
Adamın kralı Ergiç'i alayım diyorum, adam o saate kadar bir çok röportaj vermiş istirahat etmek istiyor. Turgay Bahadır'ı aldım yanıma, yanındaki diğer gazeteci arkadaşım Alican'ı gösterip "Abi söz verdim röportaja" diyor. Has oğlum :) Bekir Ozan'ı arattırıyorum Turgay'a, "10 dakika sürer gelmem" diyor. Yaaa dedim ki, Devrim 10 dakika içinde yaptın yaptın, yoksa canlı yayın bitecek ve ekip de gidecek. Sen sonra ne yapacaksın?
Sonuç olarak futbolcuları zorlamadım, istirahat etsinler diye. Yoksa biliyorum ki beni kırmaz hiçbiri ama gün boyu röportaj, özel istek yüzünden yorulmuşlar bir de ben yormayayım dedim.
Tabi aynı otelde Mersin İdman Yurdu'nu yakaladım. Asker arkadaşım Serkan vasıtasıyla samimiyet kurduğum Fatih Şen ile zor da olsa buluştuk. Futbolculuğunu çok beğenirim, uzun uzun konuştuk onunla ama sadece ben konuştum, vallahi Fatih kusuruma bakmasın ama maalesef ona konuşma sırası pek gelmedi :) Devrim Çetin bu, yakaladığı zaman alçıya alır :)
Oradan çıktık, Ankaragücü Teknik Direktrü Ümit Özat ile bir gün önce yarım kalan işi halledeceğiz. Neyse uzun uğraşlar sonucu o iş de bağlandı ve hocayı canlı yayına aldık. Hocayı lobide beklerken, yanında Başkan Ahmet Gökçek, eski futbolculardan Ümit Aydın ve Buğsaş Sporlu Ender Alkan'ı gördüm. Zaten Ender ile tanıştığımız için yanlarına bir merhaba'ya gittim. Ümit Aydın'a neler yaptığını sordum ve futbolu bıraktığını söyledi. Neyse Ümit Özat canlı yayınını yaptık ve bende Ümit Aydın ile akşam röportaj yapmak üzere sözleştim.
Daha sonra Trabzonsporlu Serkan Balcı'ya bir şey bırakacağız, gittik otellerine. Kapıda görevliler yok şöyle, yok böyle, bekleyin, şu olur bu olur derken 15 dakika kapıda durduk. Serkan Balcı ile daha önceden irtibatımız olmuş ama bugün geleceğimizi bilmiyor. Kulübün bu konularla ilgili ismi Altuğ bey ile Özgür temasa geçiyor, Serkan'ın bilgisi var diyoruz ama illa bir kişi gelsin sadece diyor. Kameranımız Yavuzalp deliriyor, benim ise sinir katsayım artmış, Özgür Buzbaş sinirlerine hakim olmaya çalışıyor ama nafile. Kardeşim NTV Spor ekibiyiz biz, her türlü ispatını yapıyoruz ama nafile. Serkan Balcı'nın bizden istediği bir şeyi bırakacağız o kadar ama zorluk üstüne zorluk. En son kimlik istendi ve kameramanımız ve aynı zamanda şoförümüz Yavuzalp Yamaner ani ve çok sert bir hareketle "Atlayın arabaya gidiyoruz" dedi. Eee yaptık otelin önünde şeklimizi ama Altuğ bey de Serkan'a söylemiş ve Serkan istirahatli olduğu saatte lobiye inmiş. Altuğ bey de tutturmuş "Ben istirahatli saatte futbolcuyu indirdim, nereye gidiyorsunuz geri gelin neyse işiniz halledin" diyor. Yavuzalp "Ben geri vites yapmam" diyor, Özgür Buzbaş da "Abi yapma, adamla sürekli yüzyüzeyiz" diyor ama sonunda o kadar şekil yapmasına rağmen :) Yavuzalp direksiyonu kırdı ve otelin güvenliğini emaneti bıraktık. Neyse bunun başka bir adı var da burada telaffuz etmeyeyim :)
Sonra kendi kaldığımız otele doğru yolumuzu aldık. Şaşırmıştım ve hafta içi ilk defa Antalya'da otelime 6'da geri gelmiştim. Ama akşam 7.30'da Eski Beşiktaşlı Ümit Aydın ile röportaj için sözleştiğim için iş henüz bitmemişti.
Ümit Aydın, Ankaragücü'nün kaldığı otelde konaklıyor ve yanına gittim. Röportajımızı yaptık Ümit ile ve çok önemli açıklamalarda bulundu. Diyeceksiniz ki, "Kardeşim, zaten dün özel bir iş çıkarmadın, hani o zaman Ümit Aydın röportajın?"
Günlüğü yazma saatlerim gece 12'yi buluyor, Ümit Aydın röportajı da biraz zahmetli bir iş ve yarın sabah uçağım olduğu için çok erken kalkmak zorunda kalacağım.
Sadece günlük ile olayı kapatayım dedim. Resim yok mu, var ama işinizi görür mü bilmem. Yani daha önce 1. gün, 2. gün, 3. gün, 4. gün ve 5. günkü gibi yaptığım tadı vermeyeceği kesin.
İlk günden bugüne kadar yazdıklarımdan o kadar zevk aldım ki anlatamam. Aldığım yüzlerce mail de bunu zaten kanıtladı. Hepinize çok çok teşekkür ediyorum bana gösterdiğiniz ilgiden.
Ama buraya kadarmış günlük maceramız. Son günlük olduğu için daha önceki keyfi bu kez inanın alamadım. Yazarken bile elim gitmedi açıkçası, bilmem farkında mısınız?
Ancakkkk, Antalya'dan çıkardığım sonucu sizlere aktarmazsam içim içimi yiyecek. Peki Antalya'dan ne ders çıkardım? Muhabirimiz Hakan Gündoğar'ın son günkü (Eşorfman :) hareketiyle kardeşim olduğunu, kameramımız Yavuzalp Yamaner'in biraz kendini zorlaması halinde yalan söylemeden doğru şeyler söyleyebileceğini, diğer kameramanımız Bülent Akdeniz'in dünyanın en kötü şoförü olmadığını (Yavuzalp onu bugün solladı :), Özgür Buzbaş'ın, "Abi bir dakika acele etmeyelim, oturup konuşalım" klasiğini :), otel müdürümüz Orhan bey'in kardeşim sanmama rağmen hayal kırıklığı yaratmasını (Özgür Buzbaş'ın odaya giden meyve tabakları işi bozdu, bizim odada su bile yok :), Yayın aracımızın şoförü Nihat abinin adamın kralı olduğunu, canlı yayın aracımızın kameramanı Giray'ın da kardeşim olduğunu, Çetin'in, DHA'dan Övünç'ün, TRT'den Mehmet abinin ve kameraman Yaşar abinin de 'Adam' olduğunun farkına vardım. Ayrıca oteldeki görevliler Uğur ve Bekir'in (Biz ona Armağan diyoruz, Bülent Ersoy'un eski kocasına çok benzediği için :) hakkını yiyemem.
Son bir kez daha sevgili günlük,
Saat artık 2 oldu ve sabah en geç 8'de kalkmam lazım. Artık peşimi bırak ve mukavelemizi karşılıklı feshedelim :)
Ama son kez şunu söylemeden geçemeyeceğim, sen de adamsın be günlük :)
Bir daha ne zaman olur bilmem ama başka günlüklerde buluşmak üzere, kendinize çok çok iyi bakın...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.