1. Facebook 752,476
  2. Twitter 1,224,622
Devrim Çetin

Bir Koçfest günlüğü!

Devrim Çetin · Tarih: 9 Mayıs 2011

Çok ilginç başladı 'Türkiye Koçfest Üniversite Spor Oyunları Basketbol 1. Lig Müsabakaları'na katılımım.

Gün içinde maillerime baktığımda basın bülteni o kadar çok geliyordu ki, o kadar davet geliyordu ki telefonla 'Devrim bey, size basın bülteni gönderdik, şurada şu var, şunu yapacağız' demedikleri zaman maalesef benim zayıf tarafım belki ama ciddiye almıyordum. Diyeceksiniz ki 'adam olmuş da davetleri de ciddiye almıyor' Yok öyle bir şey de Türküz biz Türk, dürtmeden bir şey yapmayız işte ne yapalım.

14 Fotoğraf

Bir Koçfest günlüğü

Sevgili müdürüm Can Birsay, 'Devrim sana bir mail attım, ilgilen bakalım' dedi. Baktım Koçfest'in Üniversite Spor Oyunları Basketbol 1. Lig Müsabakaları... Aranacak kişi Pelin hanım demişti Can bana. Hemen aradım Pelin hanımı ve olay nedir diye sordum. Sağolsun Pelin hanım bana telefonda mevzuyu kısaca özetledi. Dedim ki, 'Bakın Pelin hanım, bu iş güzel hoş da benden daha iyi basketboldan anlayan arkadaşlarımız var, onları göndereyim ben'. Gidilecek yer Samsun, olay basketbol. Hımm dedim bir anda. Bu işi bizden en iyi anlayan kim var, aklıma güzel kardeşim İlker Acun geldi. Hemen telefona sarıldım. "Acun, oğlum basketbolla ilgili bir organizasyon var, sen bu işin adamısın. Seni gönderelim Samsun'a" dedim. Anlattım bende Pelin hanımın bana aktardıklarını. Önce tamam dedi İlker. Ama İlker'in Serhat ile birlikte sabahları NBA programı vardı radyoda. Telefonu kapattım, Acun'dan okeyi almıştım. Tam telefonu masaya bırakıyorum İlker Acun aradı. "Abi benim Cuma günü Ankara'da olmam lazım, sen git istersen" dedi.

Hımmm dedim kendi kendime Devrim bu iş senin. Pelin hanım zaten bana 'ben sizi 1 saat sonra arayayım, bana kararınızı bildirin, gelirseniz çok memnun oluruz" demişti. Neyse baktım telefon çalıyor. Adam olduk ya artık : kayıtlı olmayan numaraları açmam pek, bilen bilir ama Pelin hanımın numarası gönderilen mailde olduğu için tanıdım ve açtım. 'Tamam Pelin hanım ben geliyorum' dedim. "Yanlış anlamayın ama bu iş bana kaldı' dedim :)

Pelin hanım bana Perşembe günü gidileceğini ve programı göndereceklerini söyledi. Neyse okey dedik bir kere :) Bir mail geldi gözlerim yerinden çıkacak. Samsun uçağı 07:35, 06:30'da havaalanında toplanılacak. Eyvahhhh dedim kendi kendime. Son bir haftadır 3-4 saatlik uyku dilimleriyle işe gidiyordum ve o gün de muhtemelen o kadar uyku uyuyabilecektim. Neyse sabah 05:30'da kalktım, 06:00'da araç geldi ve beni Atatürk Havaalanı'na götürdü. Buluşma yeri Mado ama ben kimseyi tanımıyorum ki. Kiminle buluşacağım. Elimde valiz, iki tane telefon Mado'ya gittim. Bir kaç masa dolu da ben kimseyi tanımadığım için boş bir yere oturdum. Telefonla arıyorum Pelin hanımı ama açmıyor. Hadi bakalım çık işin içinden, acaba hangisi Pelin hanım? Masaları gezeceğim siz misiniz diye ama delikanlılığa sığdıramıyorum :) Neyse onlar grup halinde kalkmak üzereyken beni farkettiler ve bir şekilde denk gelebildik ve uçağa doğru hareketlendik. Uçakta yanımda oturan hurriyet.com.tr'den genç kardeşim Ali Can Yaycılı ile Samsun'a gelene kadar konuştuk. Tabi Devrim Çetin bu, benim çenemden dolayı çocuğa fazla sıra gelmedi :)

İstanbul yağmurluydu ve Samsun Çarşamba'da da bizi yağmur karşıladı. Bekleyen araçla otelimizdeki yerimizi aldık. Pelin hanım ve Fidel hanım sağolsunlar hiç yanımızdan ayrılmıyor ve bizimle çok iyi bir şekilde ilgileniyorlardı. hurriyet.com.tr'den Ali Can Yaycılı, sporx'ten Sedat Balcı, Sabah Gazetesi'nden Murat Özbostan ve Habertürk Spor'dan ise Yasin Yıldırım vardı. Otele daha sonra Koç Holding'ten Tunç Özcan (hemşerim:) ve Okyar Tuncel bey de geldi ve bize eşlik ettiler. Aracımızda genç bir bayan bize rehberlik yapıyordu. İlk önce araçla şehir turu attık ve İlkadım Anıtı, Reji İskelesi ve Onur Anıtı'nın ardından acıkmaya başlamıştık artık. Meşhur Samsun pidesi yiyeceğimiz söylendi ve güzel bir mekana gittik. Pideleri afiyetle yedik ve oradan da maçların oynanacağı spor salonuna gittik. Beklediğimden de fazla kalabalık vardı ve pankart yarışmasında birinci olana ödülünü sanatçı Emre Aydın verecek dediler. Devrim Çetin bu, anlamaz ki poptan cazdan :)

Neyse güzel bir pankart birinci seçildi ve Emre Aydın ismi anons edildi. Hemen yanımda bulunan Murat Özbostan'a sordum, hangisi Emre Aydın. Sakallı bir genç arkadaş vardı bu mu dedim. Değil dedi, sonra bir baktık şapkalı biri. İşte bu dedi Murat Özbostan. Vallahi billahi yeni görmüş ve ismini yeni duymuştum ama bu Emre Aydın'ın değil de benim ayıbımdı :) Yani akşam gördüklerime sıra gelip anlatınca bana hak vereceksiniz.

Biraz orada kaldıktan sonra tekrar şehir turu atılacağı söylendi bize ama biz genç arkadaşım Ali Can ile Samsun'a gelmişken şampiyon Samsunspor'a uğramazsak ayıp olur dedik ve gruptan kısa bir süreliğine ayrıldık. Bindik bir taksiye Ali Can ile birlikte ve tesislere gittik. Hüseyin Kalpar bizleri bekliyordu. Ali Can, Hüseyin hoca ile röportaj yaptı ve sonra Hüseyin hocayla birlikte futbolcuların olduğu yere gittik. Baktım sağ bek Adem Alkaşi, sol bek Orhan Taşdelen tabiri caizse hemen alçıya aldım :) Kendilerini çok beğendiğimi söyledim her ikisine de. Arkam dönük bir baktım bir başka adamım bence Bank Asya 1. Lig'in en iyi stoperi Kemal Tokak. Bir kaç nasihattan sonra Agbetu sesleri geldi. Gelll dedim buraya Agbetu gelll. NTV Spor deyince Agbetu'nun gözleri açıldı, yanımda bulunan arkadaşım Ali Can şahit, tabi sebebini isterseniz burada açıklamayayım :) Biraz muhabbetten sonra ekibe dahil olduk. Ekip Bandırma vapuru'nu geziyordu. Rehber arkadaşımız Bandırma Vapuru'nun hikayesini anlatıyordu ve bu vapuru ilk alanın adına Kimi koyduğunu, daha sonra satın alan kişinin de vapurun adını değiştirmediğini söylüyordu. Sonra başkasının bu tekneyi aldığını ancak ismini değiştirdiğini tam söylemek üzereydi ki klasik kötü esrpirilerimden birini yaptım ama duyan olmadı. Yeni alan kişinin de vapurunun adını 'Kim kimi' mi koydu dedim :)

Neyse müthiş resimler çektik ve sonra Amisos Tepesi'ne çıktık. Müthiş bir manzara vardı orada da. Dedim kendi kendime 'Devrim akşamı bekle, tahrik olma' :) Akşamki durağımız Balık restaurantıydı çünkü ve Devrim Çetin bu balığı düşünüyordu, kendini değil :) Balığın yalnız kalmasını kendime yediremedim ve onu yalnız bırakmadım da :)

Balıkları yerken masada konsere gidip gidilmeyeceği konuşuluyordu ama açıkçası ben pek istekli değildim. Zaten gündüz Emre Aydın'ı tanımayarak bir ofsayta düşmüştüm de. Neyse gidelim bakalım dedik ve konser alanındaki yerimizi aldık. Oraya gittimde gözlerime inanamadım. Yani gündüz basketbol maçlarından önceki ödül töreninde çok fazla ilgi gösterilmediğini düşündüğüm Emre Aydın'ın konserine binlerce kişi gelmişti ve neredeyse izdiham derecesinde kalabalık vardı. Allah'ı var, çok da güzel şarkılar söylüyordu Emre Aydın. Sonra dedim yanımdaki gazeteci arkadaşlarıma da, 'Adammış bu Emre'... 'Bundan sonra tek adamım Emre Aydın, kardeşimdir' dedim.

Geç saatlere doğru konser alanından ayrıldık ve otele geri döndük. Sabah 8'de paldık küldür uyandım ve tüm ekip arkadaşlarımızla İstanbul'a hareket ettik.

İlk başta tereddütlü gittiğim bu organizasyondan çok mutlu dönmüştüm İstanbul'a. Buradan bu organizasyonu gerçekleştirenlere sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Çok güzel bir organizasyondu ve basketbol maçları da gayet zevkliydi. Çok yetenekli basketbolcular da vardı.

Buraya kadar okuduktan sonra 'bırak kardeşim, basketbol maçlarından çok nereye gittiğinizi, neler yaptığınızı yazmışsınız' diyebilirsiniz ama tüm günü sizlere aktarmak adına kısa bir günlük oluşturayım dedim, kalın sağlıcakla...

Yorum yazabilmek için ya da .

Merhaba

ntvspor.net sitesi tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunulmaktadır. Siteyi üye olmadan ziyaret edebilir ve sayfalarını gezebilirsiniz.

Ancak kullanıcılar için hazırlanmış kişiselleştirilebilir özellikleri kullanabilmek için siteye üye olmanız gerekmektedir. Böylece;

  • Sayfaları istediğiniz gibi özelleştirebilir
  • Haberlere yorum yapabilir
  • Beğendiğiniz haberleri saklayabilir
  • ve arkadaşlarınızla daha rahat iletişime geçebilirsiniz.

Kullanıcı Sözleşmesini kabul ediyorum

okudum

* Zorunlu alanlar boş geçilemez.
Öneriniz gönderiliyor...