Fantasy NBA'de ilk çeyreğin ardından
NBA'de takımlar 82 maçlık normal sezon fikstürlerinin ilk çeyreğini tamamlamış durumdalar. Kimi takımlar 24. maçlarını bile yaptılar ve artık takımlar ve oyuncular için alışma dönemi tamamen bitti diyebiliriz. Hatta Fantasy NBA oynayanlar "yorum yapmak için çok erken" kısmını yavaş yavaş geçip takımlarının artılarını ve eksilerini anlayabilecek kadar süreye sahip oldular.
İlk çeyreğe bir de Fantasy NBA bakımından, çerez tadında küçük listeler yaparak göz atalım. Listelerin, sahaya yansıyan performanstan ziyade oyuncuların istatistikleri baz alınarak yapılmış olduğunu söyleyelim.
TOP 5 - İLK ÇEYREKTE ÖNE ÇIKAN 5 SÜRPRİZ OYUNCU
5- Grant Hill: 38 yaşındaki Grant Hill'in bu senenin ilk çeyreğinde rakamlarını yükselteceğini ve bir sayı makinasına dönüşeceğini tahmin etmek pek mümkün değildi. Zaten sezon öncesi Fantasy NBA liglerinde çok arka sıralardan seçilmesi genel kanının onun düşüşe geçeceği yönünde olduğunu kanıtlıyordu. Fakat sezonun başlamasıyla, Stoudemire’ın gidişi sonrasında gelen temsilcilerimizden Hidayet Turkoglu’nun Phoenix sistemine tam uyum sağlayamamasıyla oluşan skor boşluğunu Hill doldurmaya başladı. Geçtiğimiz sezon 11.3 sayı ortalamasıyla oynayarken, ilk 22 maç sonunda 14.2 sayıyla oynadı ve hatta son ay ortalaması 15.2 sayıya kadar çıkmış durumda. Normalde dört sayılık bir artış tabii ki bir oyuncu için sürpriz olamaz, fakat yaş 38 ise bu büyük bir fark oluyor. Eğer Hill sezonu 14 sayının üzerinde bitirirse Kareem Abdul-Jabbar, Karl Malone, Michael Jordan, Reggie Miller ve Robert Parish ile beraber 38 yaş ve üzerinde bunu yapabilen altıncı oyuncu olacak. Özellikle kalabalık liglerde onu arka sıralardan seçen ya da free’den alan sahiplerini bir kademe yukarı çektiğine şüphe yok, ama hazır bu kadar değerlenmişken yaşının getirdiği riskleri düşünerek ’sell high’ yapmak gayet mantıklı bir tercih gibi duruyor.
4- Landry Fields: Lige bu yıl 2. tur dokuzuncu sıradan seçildiği draft ile giren Fields’ın New York’ta ilk beş çıkacağını tahmin etmek gerçekten zordu. Üniversitedeki son yılında forvet pozisyonunda 22 sayı ortalamasının yanında, 2.01’lik boyuna rağmen 8.8 ribaunt ortalaması yakalamıştı. Her ne kadar sezon başlarken basketbol zekasıyla koç D’Antoni’yi etkileyip ilk beşte yer almaya başlasa da bu hamlenin uzun soluklu olacağını tahmin etmek zordu. Şu ana kadar 23 maç yapmış olan 22 yaşındaki genç çaylak iki numarada oynamasına rağmen 10.3 sayı ve 7.6 ribaunt ortalamaları yakaladı ve Fantasy NBA’de geniş liglerde kendisini tahminen free’den alan sahipleri için güzel bir sürpriz oldu.
3- Raymond Felton: New York ile imzaladığında her hızlı basketbol oynayan takımın oyun kurucusunun yaptığı gibi, istatistiklerini arttırmak için büyük bir şans yakaladığı ortadaydı, fakat hazırlık maçlarında hiç hazır gözükmemişti. Bunun üzerine 13-14 sayı ve 6-7 asistlik genel beklenti düşmüş ve son sezondaki 12 sayı 5.5 asist ideal görünmeye başlamıştı. Ardından sezon başladı ve sanki yeni bir Felton geldi. İlk 23 maç sonunda 18.6 sayı ve 8.6 asist yapmasının yanında, 1.9 üçlük ve 2.0 top çalma ortalamaları ile oynadı. Hatta son iki haftada 20.4 sayı ve 9.7 asist gibi uçuk rakamlara ulaştı ki bunu kariyer zirveleri olan % 47 sahaiçi isabet oranı ve %91 serbest atış isabet oranıyla yaptı. Bu performansını tüm sezona yayması tabii ki zor ve muhtemelen düşecek yüzdeleriyle birlikte küçük bir irtifa kaybı yaşayıp 15-16 sayı ve 7-7.5 asist civarına inecektir, ama öyle olsa bile sezon öncesi tahminlerin üzerinde kalıyor.
2- Dorell Wright: Geçtiğimiz yıllarda Miami’de aldığı sürelerde takımına hücumda hiçbir katkı sağlayamamıştı, ancak sistemi tamamen koşmak ve beklemeden hücum etmek üzerine kurulu Golden State’de rakamlarını biraz arttırıp hücumu çok kısıtlı bir oyuncudan vasatın biraz üzeri bir oyuncuya dönüşmesi bekleniyordu. Reggie Williams’ın 30 dakika oynaması da beklendiğinden, Wright’ın şuanki 39 dakikalık ortalamasını sezon öncesi tahmin etmek neredeyse imkansızdı. Şu ana kadar 22 maçta 14.9 sayı, 6.0 ribaunt, 3.0 asist yapmasının yanında esas fark yaratan özelliği maç başına 2.3 üçlük, 1.1 top çalma ve 1.0 blok yapıyor olması. Halbuki Wright daha önceki altı sezonunda bu rakamların neredeyse yarısını bile görememişti.
1- Wesley Matthews: Jerry Sloan’ın çaylağı olmak zordur ve Matthews geçtiğimiz sezon istikrarsız olmasına rağmen iyi bir hücum potansiyeli olduğunu gösterebilmişti. Fakat daha çok hamdı ve bu sezon katıldığı Portland’da biraz Roy’un yedeği olarak, biraz da Batum’dan süre alarak 20-23 dakika civarı oynaması mantıklı gözüküyordu. Ardından Roy sakatlanınca ve Rudy Fernandez de süre almaktan çok uzak bir zihniyette olunca süre ona kaldı ve o da bir anda 35 dakikaları gördü. Şu an Roy dönmüş olmasına rağmen Batum’u yerinden ederek ilk beşteki yerini koruyor ve aslında banktan da gelse artık minimum 30-33 dakika oynaması garanti gibi. Matthews’in son 10 maçtaki sayı ortalaması 19.9 sayı! Hatta ben yazıyı yazarken Orlando karşısında yine 20 sayıyı buldu. "Sezon öncesi tahmin etmiştim" diyen?
TOP 5 - İLK ÇEYREKTE HAYAL KIRIKLIĞI YARATAN 5 OYUNCU
5- Hidayet Turkoglu: Konuyu Hidayet olduğu için biraz açalım. Phoenix’in oyun yapısının Hedo’ya uygun olmadığı ortadaydı, ama süresini kaybedecek kadar efektifliğini yitirmesini tabii ki beklemiyorduk. Üç numarada yavaş kalması ya da dört numarada etkili savunma yapamaması bilinen zaaflarıydı, ama bu sorunların üstünü hücumdaki basketbol IQ’sunu, pas trafiğini ve dış şut tehditlerini geliştirerek kapatması muhtemeldi. Fakat Phoenix’in hücum sistemine ve bunun getirisi olarak koç Gentry’nin ondan istediği hamlelere de hiç alışık değil ve haliyle efektif olamıyor. Rolü biraz daha ona uygun hale getirilse güzel bir geri dönüş yapabilir, en azından 14-15 sayılara rahatlıkla çıkar. Şu an için 9.7 sayı, 4.1 ribaunt ve 2.4 asist ile beklentilerin çok uzağında olmasına rağmen Fantasy NBA için güzel bir "buy low" hamlesi olduğunu da söyleyelim, ama biraz sabır gerektiği de ortada.
4- Anthony Randolph: Hala çok ham olduğu ve öğrenmesi gereken çok fazla basketbol unsuru olduğu biliniyordu, ama büyük potansiyeliyle New York’un oyun anlayışı ve kadro yapısı ideal bir eşleşme yarattığı için ortada merakla karışık büyük bir beklenti vardı. Diğer açıdan bakarsak, Fantasy NBA açısından büyük farklar yaratabilecek bir potansiyele sahip, çünkü yan istatistiklerde çok yetenekli olduğu için top çalma ve blok alanlarında oyunu domine etmesi muhtemeldi. 25 dakikanın üzerine çıkması halinde dengeleri çok değiştirebilecek iken, şu an rotasyondan tamamen çıkmış, hiç süre almayan bir oyuncuya dönüştü. Yalnız bu durumdan dolayı kendisiyle beraber D’Antoni de eleştirilmeli. Neredeyse hiç oynatılmadan gelişmesini beklemek çok da gerçekçi gözükmüyor. Şu an ki sonuç kocaman bir hayalkırıklığı.
3- O.J. Mayo: Daha önce tahmini imkansıza yakın bir düşüş bu. Mayo ligin belki de en garanti ve istikrarlı isimlerinden biri olarak sayılmasına rağmen şu an tanınmayacak kadar kötü oynuyor. Çaylak iken 18.5 sayıyla, sophomore iken 17.5 sayıyla oynamış bir oyuncunun üçüncü senesinde son 15 maçta %37 ile şut atıp sadece 8.9 sayıda kalması, hatta son 5 maçında süre sıkıntısı da çekerek 5.6 sayı atabilmesi herkes için büyük bir sürpriz oldu. Elbette ki tüm sezon bu kadar kötü gitmeyecektir ve formuna biraz kavuşacaktır, ama elbette bu da yakın bir zamanda olamayacak gibi görünüyor. Yine de 12 takımlık ligler dışında onu free’ye atmak için biraz daha beklemek gerekli.
2- Troy Murphy: NBA’de her sezon mantığını yitirmiş, saçmalayan bir koç mutlaka olur. Kovulurlar da zaten sonra. Bu yılki isimse New Jersey rotasyonunun nasıl mahvedileceğini göstermeye çalışan Avery Johnson, gerçi Sacramento rotasyonunu legoya çeviren Paul Westphal da az değil, ama Johnson bu konuda lider. Terrence Williams gibi müthiş yetenekli bir oyuncuyu kullanmayıp NBDL’e yollayan -ki T-Will’in NBDL ortalaması 28.0 sayı, 11.3 ribaunt ve 10.7 asist gibi komik rakamlar olunca üç maç sonunda geri çağırmak zorunda kaldı-, geleceğin muhtemel superstarı Derrick Favors’a ilk 22 maçta sadece ortalama 18 dakika süre veren ve ligin en iyi dört numaralarından birini; Troy Murphy’i rotasyona bile dahil etmeyen ve haliyle 6 galibiyet 16 mağlubiyet almış olmasına rağmen hala hatalarını düzeltmeyen bir koça söylenecek doğru kelimeyi bulmak güç. Murphy’nin kontrat senesi de olduğunu da düşünürsek Johnson’ın yaptığı Troy için büyük bir yıkım. Fantasy NBA açısındansa ligi ilk 50 içerisinde bitirmesi neredeyse kesin olan bir oyuncu oynayamıyor, ama takas olması ya da sürpriz olup süre alması ihtimaline karşı bir gözünüz hep üstünde olmalı. Özellikle roto ligleri için müthiş bir yatırım kendisi.
1- Marcus Thornton: Fantasy NBA’de sahiplerini çıldırtan bir diğer isim de Thornton. Aslında onun için de biraz koç kurbanı diyebiliriz. Geçtiğimiz sezon çaylak olmasına rağmen inanılmaz performanslar sunmuştu. All-Star sonrası oynadığı 29 maçta yüksek yüzdeli 20.3 sayı gibi bir oyunla çaylak için çok üst düzeyde rakamlara çıkmıştı. Buna dayanarak bu sezon oyununa yenilikler katması ve daha da olgunlaşmasıyla ligin en skorer oyunculardan biri olması beklenirken kendini unutulmuş bir halde buldu. Sezonun ilk çeyreğinde oynadığı 13 maçta sadece 5.4 sayı üretebildi, ama maç başına sadece 13 dakika oynatıldığını gözden kaçırmamak gerek. Ona güvenip yukarıdan seçenler için tamamen boşa gitmiş bir pick oldu.
TOP 5 - FANTASY LİGLERİNDE 5 "SELL HIGH"
5- Pau Gasol: İlk çeyreğin belki de MVP’si diyebiliriz onun için, ama ikinci çeyreğin MVP’si olabilir mi? Çok zor. İsminin de büyüklüğü nedeniyle onu satmak ilk bakışta sürpriz gibi gözükse de Gasol’un son günlerde ne kadar yorgun düştüğü ortada. Bunun yanında Bynum’un da dönmek üzere olması ilk 22 maçta 39 dakika ortalamayla oynayan Gasol’un dinlenmesi için süresini 33 dakikalara çekebilir. Takımınızın ihtiyacına göre Dirk Nowitzki, Kevin Durant, Danny Granger ya da yan isimlerde biraz daha kar ederek Westbrook ya da Josh Smith gibi isimleri almak daha karlı gözüküyor.
4- Kevin Garnett: Şuan hazır eski Garnett gibi oynuyor olduğu için hemen elden çıkarmak en iyi çözüm. Yaşlanmış dizleri için normal sezonun tamamı çok uzun ve Garnett uzun vadede maç kaçırma riski taşımaya devam ediyor. Vedalaşmak için en uygun zaman.
3- Kyle Lowry: Brooks’un altı haftalık bir sakatlık geçirmesiyle ilk beşte kendine yer bulan Lowry hiç de fena oynamıyor. 10 sayı, 4 ribaunt, 7 asist, 1 üçlük ve 2 top çalma ile oynaması Brooks’un dönüşüyle sona erecek. Modası geçmeden değerini kullanmak gerek.
2- Lamar Odom: Yoğun geçen yaz sonrası sezona çok formda gireceği biliniyordu ve bu zamanı Odom gerçekten çok iyi değerlendirdi. 15.4 sayı ve 10 ribaunt. Ama Bynum dönüyor ve Odom da insan olduğu için bir ara form düşüklüğü yaşaması çok doğal olacak. Tavan değerindeyken satmak karlı olacaktır.
1- Kevin Martin: Gayet iyi oynuyor olabilir, ama sakın sakatlanmayacağına inanmaya başlamayın. Martin Fantasy’de her zaman sizi yarı yolda bırakmıştır. Bir sabah kalkarsınız ve canınızı sıkan haberi okursunuz. Ben olsam bugün satarım, yarını bile beklemem.
TOP 5 - FANTASY LİGLERİNDE 5 "BUY LOW"
5- Antawn Jamison: Cleveland, James’in gidişi sonrası çöken takımı baştan kurmak istiyor ve Jamison takasta kullanılmak için ilk aday. Şu an çok değersiz ve sadece 12.8 sayı ve 5.7 ribaunt ile oynuyor. Oynayabileceği bir takım bulursa -ki evet çok da kolay değil bu-, ya da bilinçli bir takımda 25 dakika bile oynarsa bu rakamların üzerine çıkması muhtemel.
4- Baron Davis: "Bitmiş durumdaki Baron’ı mı alacağız?" diyebilirsiniz, ama sakatlıktan döndü ve yavaş yavaş form tutacaktır. Baron istediği kadar kilolu ve isteksiz olsun, 7.9 sayı, 2.4 ribaunt, 6.0 asist ve 0.4 üçlük adamı değil sonuçta. Sahibi ona inanmıyorsa ucuza almak için doğru zaman.
3- Josh Howard: Aslında bir değeri olmadığından "buy low" sayılmaz, çünkü yüksek ihtimalle free’de bekliyordur. Çok uzun süren sakatlığı sonrası basketbola bu hafta dönüyor ve Washington’ın SF pozisyonu boş desek yeri olacak. İlk iki hafta biraz bocalasa bile ardından eski Josh Howard’ı izleyebiliriz. Hele roto oynuyorsanız hemen yedeklerinize eklemenizi öneririm.
2- Tyrus Thomas: Tüm işaretler bu yıl beklenen patlamayı yapacağından yanaydı, ama hala yapabilmiş değil. Süre sıkıntısı devam ediyor ve bunu anlamak da çok mümkün değil. Charlotte ona 30 dakika vermeyi denediğinde herkes çok memnun kalacak. Bu rakamlar Tyrus için en düşük rakamlar ve ne olursa olsun yükselteceğine inanıyorum.
1- DeMarcus Cousins: Cousins bu lige giren en yetenekli uzun ve Dalembert sakatken çok iyi performanslar sergilemişti. Ardından Dalembert’e süresini kaptırdı ve Westphal ile anlaşmazlıklar da yaşadı. Şu an ilk beşe yeniden yerleşmiş durumda ve herkesi etkilemeye başlayacağını düşünüyorum. İkinci çeyrek beklentim 15 sayı, 9 ribaunt ve 1 top çalmayla 1 blok civarında. Almak için doğru zaman.
TOP 10 - İLK ÇEYREĞİN EN İYİ 10 FANTASY NBA PERFORMANSI
10- Kevin Love (24.11.2010 SAS-MIN)
Sıkı Spurs pota altına karşı 32 sayı, 22 ribaunt ile oynamak her oyuncunun harcı değil elbette. Belki top çalma ya da blok yazdıramamıştı, ama 11/19 saha içi isabeti, 9/9 serbest atış isabeti, 1 üçlük ve 3 asisti ortaya ender görülen bir performans çıkarmıştı. Kevin Love’ın H2H liglerinde rakiplerinden pek hoş tepkiler almadığını tahmin etmek zor değil.
9- Pau Gasol (21.11.2010 GSW-LAL)
Gasol 10/10 saha içi isabetinin yanında 8/8 serbest atış başarısı da göstererek attığı 28 sayıyı 9 ribaunt, 5 asist ve 4 blokla süslerken hiç top kaybı da yapmayarak hatasız oynamayı abartmıştı.
8- Jason Richardson (5.11.2010 MEM-PHO)
38 sayı, 8 ribaunt, 3 asist ve 4 top çalma. Devamı da var elbette, 14/29 saha içi isabeti, 4/5 serbest atış isabeti ve bu rakamların yanında tam 6 üçlük isabeti! J-Rich 5 Kasım’ı hatırlamış olabilir.
7- Danny Granger (29.10.2010 IND-CHA)
İstatistik kağıdının tamamını dolduran oyunlarından birini daha sergilediğinde ortaya 12/23 saha içi isabetiyle ki tam 6 tanesi üç sayılıktı ve 3/4 serbest atış isabetiyle 33 sayı, 5 ribaunt, 3 asist, 1 top çalma ve 2 blokluk bir performans çıkmıştı.
6- John Wall (10.11.2010 HOU-WAS)
Wall bu maçta 19 sayı, 10 ribaunt ve 13 asist ile triple-double yaparken 6 top çalma, 1 blok, 2 üç sayı isabeti de ekledi. 16 şutta 8 isabet bulan Wall sadece 1 top kaybetmişti. Kendisi unuttursa da biz hatırlayalım, o bir çaylak.
5- Al Horford (20.11.2010 DAL-ATL)
20 sayı, 20 ribaunt, 5 asist, 1 top çalma ve 3 blok! Hem de 12’de 10 saha içi isabetiyle ve hiç top kaybetmeyerek bu rakamlara ulaştığını da unutmamak gerek.
4- Paul Millsap (9.11.2010 UTA-MIA)
Heat’in evinde Jazz’ı ağırladığı maçta 46 sayı, 9 ribauntluk bir performans vardı, ama sanılanın aksine LeBron ya da Wade yapmamıştı bunu. Millsap 28 şut denemesinde 19 isabet bularak 46 sayı atarken büyük bir sürpriz yaparak 3 üçlük atmıştı. 1 top çalması ve 1 bloğuna alışkındık, fakat bu maç öncesi Millsap dört sezonda sadece iki kez dış şut sokmayı başardığından bu performansı gerçekten şaşırtıcıydı.
3- Dirk Nowitzki (23.11.2010 DET-DAL)
Nowitzki neredeyse her maç kusursuza yakın oynuyor, ama Detroit karşısında 42 sayı, 12 ribaunt ve 2 blokla oynadığında artık bambaşka bir seviyeye yükselmişti. 3 üçlük, 13/23 saha içi isabeti ve 13/16 serbest atış isabetiyle sadece 1 top kaybı gibi bir muazzam bir istatistik ortaya çıkmıştı.
2- Russell Westbrook (26.11.2010 OKC-IND)
43 sayı, 8 ribaunt, 8 asist, 3 top çalma, 1 blok, hem de 13/24 saha içi ve 17/18 serbest atış isabetleriyle ! Yoruma gerek var mı?
1- Kevin Love (12.11.2010 NYK-MIN)
Yine Kevin Love ve hayatımda gördüğüm en saçma istatistiklerden biri bu, zaten gördüğümüzde de pek inanamıştık. 31 sayı ve tam 31 ribaunt ! Yanında 5 asist de var hatta. 30-30’un üzerine çıkmak? Kevin Love o gün kahvaltıda ne yediyse lütfen basına açıklasın, belki Kwame Brown filan okur da bizlere de espri çıkar.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.