Kapalı devre futbol
Amerikan Ulusal Buz Hokeyi Ligi, NHL'de son şampiyon Chicago Blackhawks oldu. Chicago Blackhawks 49 yıl sonra Stanley kupasını kazanırken NHL'de yer alan ilk 6 takım arasında en uzun süre şampiyon olamayan takım oldu. Hatta 2004 yılında Blackhawks ESPN tarafından bütün ABD'deki en başarısız spor organizasyonu seçildi.
Son yıllardaki başarılarına rağmen Blackhawks hala çoğu Amerikalının gözünde eski sahibi Bill Wirtz ve onun kötü ünüyle anılıyor. Wirtz ABD spor tarihinin en nefret edilen takım sahiplerinden biri. Bunun en önemli sebebi takımın para kazanabilmesi için Wirtz'in başvurduğu yollar. Wirtz uzun yıllar boyunca Blackhawks'ın evsahibi olduğu maçların televizyonlardan yayınlanmasına izin vermedi. Bu dönemde bilet fiyatlarını ortalama 50 dolar (yaklaşık 75 TL) yaparak gelirlerinin maksimuma çıkarmaya çalıştı. Ama Wirtz'in bu tutumu taraftarı salondan kaçırmakla kalmadı kısa süre içerisinde organizasyonun gelirleri büyük oranda azaldı. Hatta Blackhawks için kendi evindeki çoğu maç deplasman haline geldi. Chicagolular artık bir NHL takımları olduğunu bilmiyor-umursamıyorlardı. Sadece 2005 yılında Blackhawk 18 milyon dolar zarar etti. Son dönemde yapılan bir anket her sporda kendi şehir takımlarını tutmakla övünen Chicagoluların hokeyle ilgilenen büyük çoğunluğunun diğer şehirlerin takımlarını tuttuğunu gösteriyor.
Aynı tehlike Spor Toto Süper Lig için geçerli. Süper lig artık herkesin ulaşabileceği bir ürün değil. Sadece para vererek maçları seyretmek buradaki tek kıstas değil. İnsanlar maçların özet görüntülerini, atılan golleri seyredebilmek için tek bir kanalın programlarını, haber bültenlerini takip etmek zorunda. Bu da futbolla çok ilgilenmeyenleri, kadınları ve çocukları dışarıda bırakıyor. Hep aynı matematiği yapıyorum ama Türkiye'de futbolsever sayısı kısıtlı; 4-5 milyondan daha fazla değil. 30 milyon genç nüfus için bu çok düşük bir sayı. Yayıncı kuruluşun geçen yıl abone sayısı 800 bin civarındaydı. Her evi 2 çocuklu bir çekirdek aile olarak düşünsek, 12 milyona yakın çocuktan sadece 1,6 milyonunun maçlara ulaşabildiğini söyleyebiliriz. Özellikle bu yıl yürürlüğe giren kapalı devre futbol kuralları sayesinde futbol çocukların ve kadınların çok uzağında kalıyor.
Şu ana kadar genelde örnekleri hep atlantiğin öte yanından yani ABD'den verdim. Bunun temel sebebi ABD'nin spor organizasyonları ve pazarlaması konusunda diğer bütün ülkelerden daha ileride olması. Ama bu sefer Avrupa'ya dönelim. Avrupa futbolunun en önemli ve pahalı spor organizasyonu Şampiyonlar Ligi. UEFA yayıncı kuruluşlara en az bir maçı mutlaka açık kanaldan yayınlama zorunluluğu getiriyor. Çünkü UEFA ilk andan beri Şampiyonlar Ligi markasını pazarlaması gerektiğinin farkında. Kendi tematik müziğinden kendi logosuna, yayın standartlarından, maç önü ve sonrası yapılacak programlara kadar her ayrıntı UEFA'nın kontrolünde. Yani UEFA, TFF'nin tersine kendi markasını kendi pazarlıyor. Peşin aldığı ücret karşısında en değerli malının kaderini başkalarının eline bırakmıyor. Çünkü UEFA eğer bütün maçlar şifreli kanallardan yayınlanırsa ulaşabileceği kitlenin küçüleceğini, Avrupa futbolunun bundan zarar göreceğinin farkında. Özellikle hedef kitle olarak belirlediği çocuklara, gençlere ve kadınlara ulaşmak istiyor. Zaten gençler ve kadınlar şampiyonalarının bu kadar ön plana çıkarılmasının nedeni de bu. Bu konuda son bir örnek vereyim. UEFA'nın en değerli ürünleri olan Şampiyonlar Ligi maçlarının özet görüntüleri Eurosport kanalına alt yaş grupları ve kadınlar turnuvalarının canlı yayınlanması garantisi karşılığında veriliyor. Amaç her zaman daha fazla insana, farklı yaş ve cinsiyette insana ulaşabilmek. Türkiye'deyse kaliteli lig ve futbol ilüzyonu yaratarak, futbolu zor ulaşılan bir ürün haline getirerek daha çok satabilmek ana hedef. Ama Avrupa kupalarında alınan sonuçlar ve ilk 2 haftada son yılların en az gol atılan açılışının yapılması, statların ve zeminleri hali bu ilüzyonu yalanlıyor.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.