Şimdi daha iyi anlıyorum
Spor sektöründen ekmek yiyen, bir şekilde içinde bulunan, bu havayı soluyan insanların bir kısmının amacı bu aslında. Bahsi geçen spor dalına katkıda bulunmak. Özellikle ülkemizde, "kıtlık" çektiğimiz spor kültürü ile küçükleri futbol, basketbol, voleybol sahalarına, tenis kortlarına, atletizm pistlerine çekmek... NTV Spor ailesi olarak da bunu yapmaya çalışıyoruz, hatta mütevazı olmayacağım gayet de yapıyoruz. Ama bunu bir birey olarak başarmak, bunu hissetmek ve bununla ilgili dönüş almak bambaşka bir his...
Cuma günüydü yanlış hatırlamıyorsam, Galatasaray'da forma giyen sporcuların katılacağı bir etkinlik için Bahçelievler'de özel bir hastaneye gittim. Orta yaşlı bir bey yanıma geldi ve bana teşekkür etti. Tabii ki hafif şaşkınlık içinde, "Buyrun" dedim kendisine.. Verdiği cevap şuydu: "Benim küçük bir oğlum var, ve basketbola sizin sayenizde başladı." Kendimce "Nasıl yani?" diye düşünüp kızarıp bozarırken devamı geldi...
"Dünya Basketbol Şampiyonası'nda maçlardan sonra Kerem'le, Hidayet'le, Ender'le yaptığınız güzel ve samimi röportajlardan sonra, oğlumun hem spora, hem de basketbola olan bakışı değişti. Artık kendisi basketbolcu olmak istiyor"
O beye "Böyle güzel bir olayda payım varsa ne mutlu bana" cevabını verdim, gerçekten de öyle... Ama hislerim 9 kelimeden çok daha fazlası. Küçük bir çocuğun babası bana gelip, oğlunun spora başlamasında payım olduğu için bana teşekkür ediyorsa bu bambaşka bir mutluluk demekmiş onu öğrendim. Şimdi, bana NTV'ye geldiğim günden bu yana, "Bu ülkede spor kültürü yaratacağız" diyen Fuat Akdağ'ı daha iyi anlıyorum.
Yine de, bu tür güzel şeyleri gerçekten amaç haline getiren medya insanı sayısı aslında çok az. Aşikardır ki, bu ülkede de malesef arz-talep çizelgesi bu yönde. Dolayısıyla belki bu yazıyı okuyup "Amma da abartmış" diye tepki verenler de olacaktır. Cevap veremem, ama onlara da sözüm şu: NTV Spor izlesinler...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.