Mehmet Demirkol

Suni futbol


Şimdi Tudor çıkıp ‘Asıl Fenerbahçe’nin futbolu suni’ dese kimse itiraz edemez.

İlk yarı üzerine söylenecek yazılacak hiçbir şey yok. Ya da saatlerce, sayfalarca neyin neden yürümediği üzerine konuşulabilir. Kayserispor, Fenerbahçe savunmasına top aldırdı. Ancak ondan sonrasına müsaade etmedi. Planları savunma orta saha, pas bağlantılarına pas arası yapıp, hızlı kontraya çıkmaktı. Fenerbahçe buna izin vermedi. Ancak bir şey de yapamadı.

ÜÇGEN KURMAK GEREK...
Orta sahada hiç üçgen kuramadılar. Topla en çok savunma 4’lüsü oynadı. Araya kimse top atamadı. Orta saha oyuncuları Kayseri’nin orta saha savunma arasında yüzü dönük topla buluşamadılar. Akan oyunda isabetli ilk şutu devrenin sonunda gol olması dışında Valbuena’nın Lung ve direkten dönen bir serbest vuruşu var sadece. Kendisini bir pas takımı olarak lanse eden bir büyük ekibin ucu ceza sahasına açılan üçgenler kurması gerekir.

OYUN KAYSERİ'YE GİTTİ!
Rakip orta sahaya ve savunma arasına top geçirip oradan kanatlara dönmesi gerekir. Fenerbahçe markajsız alanda pas yapıp sonra kanada dönüyor. Kanattaki bekler ya da geriye gelmiş hücumcular 2’li üçlü duvarlarla karşılaşıyor. Böyle iç sahada kapalı savunma açılmaz. İlla iyi bir şey aranacaksa Umut’un şahane golüyle sonuçlanan Roman’ın hatası dışında rakibe bir şans verilmemesini bulabilirsiniz. Ve bir de Valbuena’nın her şartta bir topu en doğru adama gönderme konusundaki ısrarı. İkinci yarıda Fenerbahçe’de Dirar ve Ozan’ın biraz hareketlenmesi Valbuena’nın bu çabasını daha manalı kıldı. Ceza sahasına biraz daha kalabalık ve akışkan girebildiler. Ancak bu kez de takım birbirinden koptu. Ancak mesele ilk yarıdaki gibi dururken değil, hareketliyken kompakt kalabilmek. 3-1’den sonra Kayseri riskleri almaya başlayınca takımdaki bu kopuşu Aykut Kocaman daha dirençli olduğunu düşündüğü oyuncuları alarak kapatmak istedi. Ancak her hamlede oyun biraz daha Kayseri’ye gitti.

SABIRLI VE AYAĞA
Kendisini pas takımı olarak tanımlayan Fenerbahçe, bu konuda bir okul takımı ayarına konuk ekibi sabırlı ve ayağa oyunları sebebiyle tebrik etmek lazım. Guiliano biraz dikkatli olsa maçtan 4-2 yenik ayrılabilirlerdi belki. Ancak hiç vazgeçmeden sabırla ve inatla akın yönünü değiştirme konusundaki ustalıklarıyla beraberliği buldular. Oldukları yeri hakediyorlar. Fenerbahçe’ye gelince. Kaleye gitmek için geçerli hiçbir planları yok. Kazanmaları gereken maçlarda her şey Valbuena’nın o günkü oyununa bağlı. Böyle büyük futbol oynanmaz. Hatta böyle futbol oynanmaz. Şimdi Tudor çıkıp ‘Asıl Fenerbahçe’nin futbolu suni’ dese kimse itiraz edemez.