Mert Aydın ile 'maksat spor olsun'
Nasıl kurtulur futbolumuz?
Almanya ve Azerbaycan yenilgileri ile takke düştü kel göründü.
Biz günah keçilerini bulduk aslında. Hiddink ve Oğuz Çetin. Hollandalı hoca birkaç maç fazla seyretse her şey gülük gülistanlıktı zaten. O maç seyretmediği için Avrupa’da takımlarımız birer birer elenmişti. O maç seyretmediği için en iyi futbolcularımız formsuzdu ya da takımlarında oynayamıyordu.
Tabii ki Hiddink’in hataları var. Oyuncu seçimleri vesaire vesaire. Ama biz Azerbaycan’ı yensek Türk futbolu zirvede mi olacaktı?
Türkiye'de futbolla ilgilenen herkesin bir milli takımı var. Kimseyi yüzde yüz tatmin edemezsiniz. Örneğin ben Volkan Şen’i takımda görmek isterdim. Başka birisi başka bir oyuncuyu isteyebilir. Ama önemli olan teknik direktörün seçimleri. Günlük form durumlarına göre oyuncu almak her zaman sağlıklı olmayabilir. Fatih Terim, Çağlar’ı oynattı diye eleştirilmedi mi? Volkan Yaman kazayla Yunanistan maçında kötü oynasa neler diyecektik?
Türk futbolunda çok ciddi bir alt yapı problemi var.
Elde yetenek yok mu? Fazlasıyla var.
Peki bu yetenekler nerede?
Allah'tan kulüp televizyonları çıktı da A2 maçlarını izliyoruz. Bir ara Beşiktaş A2 takımını çalıştıran Sergen Yalçın, oyuncularını ballandıra ballandıra anlatmıyor mu? Biz de büyük takımların A2 maçlarını izlerken rakiplerindeki futbolcuları da izleyebiliyoruz.
Şu anda Türk futbolunun geldiği noktada büyük takımların A2 kadrolarındaki futbolcuların kaçı kendi kulüplerinde forma giyebilecek? Bir mi iki mi? Aziz Yıldırım yıllar önce şu mealde bir şeyler söylemişti, “Alt yapıdan yıldız çıksa hemen kadroya alırız. Ama Bilal gibi isimler hep görev adamı”. Peki milyonlarca Euro sayılıp alınan Cristian ne adamı? Ya da milli takımda görev adamına ihtiyaç yok mu?
Biz sadece büyük yıldız olursa alt yapıdan çıkaracaksak yüzyıllar boyunca Arda Turan’ı mı bekleyeceğiz?
Alt yapıda şampiyon olmayı değil futbolcu eğitimin düşünsek hala Azerbaycan’dan o golü yer miydik? Çocuk yaşlarda satranç öğrendiğimizde oyunu bilenler hemen çoban matı ederlerdi. Basit ama önlenebilir bir stratejileri vardı. Biz Azeriler’in şık ama basit bir şekilde önlenebilir hamlesini fark edemedik bile. Duran toplarda alan savunmasını alt yapıda öğrenemeyen bir futbolcu grubu böyle basit planlar karşısında çaresiz kalabilir.
Milli takım taraftarı
Futbol tutkunları tuttukları takıma bağlıdır. Yense de yenilse de... Başkanı sevmese de, teknik direktörü sevmese de kazanınca ölesiye sevinir.
Ama bizde milli takım konusunda garip bir aymazlık var. Yıllardır bu böyle.
Teknik direktörü ya da federasyon başkanını sevmeyenler, milli takım yenilgisini ister oldular.
Kendimizi kandırmayalım, işin gerçeği bu.
Şenol Güneş’ten Mustafa Denizli’ye, Fatih Terim’den Ersun Yanal’a hepsi aynı yoldan geçti. Sıra Hiddink’te.
Eminim ki halkımızın bir kısmı bu iki yenilgiye sevindi. Gerçekler acıdır. Çevremde görüyorum bunlardan. Yenilince timsah gözyaşları döküyorlar. Kişilere bağlı olarak milli takım taraftarlığını gözden geçiriyoruz.
Teknik direktörleri, egolarının fazlasıyla şişkin olması eleştirisiyle yıpratanlar kendi egolarını daha üstün görüyorlar.
Hadi medya içinde bunu yapanların çıkarları olabilir. Bunu sadece kahvede, “Ben dememiş miydim” diyebilmek için yapanları anlamak mümkün değil.
Özlü söz
Birkaç kötü sonucun ardından burada doğru işler yapmadığıma inanan dar görüşlü insanlar vardı. Ama ben yılmadım ve yöntemimi değiştirmedim.
*Guus Hiddink (Güney Kore’deki ilk aylarını anlatırken)
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.