Forma ve Pazarlama
Arda’yı bu sezon çok eleştirebiliriz, fakat Arda Galatasaray futbol takımının kaptanı olarak devletin televizyon kanalında yapılan sözde ‘Olay habere’ karşı belki de bu sezonun saha içi / saha dışındaki en önemli duruşunu göstermiş oldu. Aslında video görüntülerinde geçen ‘bir gazetici’ için onca ‘dikkat çekici’ diyalog arasında, Arda’nın tek bir cümlesi en can alıcı nokta: “Ee, Galatasaray forması nerede peki?”
Pazarlama biliminde öğretilen, temelde iki tip müşteri çeşidi olduğudur: ‘Mevcut-Devamlı müşteriler’ ve ‘Yeni müşteriler’. Burada oyunun ismi yeni müşterileri nasıl devamlı hale dönüştürmekse de, aslında esas soru bunun nasıl başarılacağı konusudur. Yeni sezonda formaları yeniden dizayn edip taraftarların beğenisine sunmak popüler futbol kültüründe olan bir realitedir. Bu bir pazarlama aracıdır ve her iki müşteri tipine de yönelik bir harekettir. Doğal olarak yeni sezon öncesi her kulübün forma tanıtımlarında klasik tartışmalar çıkar. Bu aslında tamamen kişisel bir zevk ve bakış açısıdır. Forma koleksiyoncusu olan bir taraftar farklı renk ve dizaynlardan gayet memnun olabilirken, daha tutucu bir taraftarda çok negatif bir etki bırakabilir.
Bu açıdan konu subjektif olmaya meyillidir fakat pazarlamada bile bu yenilikler belli araştırmalar ve değerlendirmeler sonunda uygulamaya alınır. Prensip olarak ilk önce genel geçer beğeniye hitap eden ana ürünlere odaklanılır (bunlar Galatasaray için; SARI – KIRMIZI – BEYAZ). Daha sonra ise geri kalan 1%’lik kısmın beğenisine göre ürün gamınızı çeşitlendirebilirsiniz (TURUNCU – MAVİ – MOR), bunu da ana ürünler için değil daha az satacak ürünler için yaparsınız (mesela baskılı basit bir t-shirt). Sadece inovasyon yapacağım diye bir masanın etrafına oturmuş birkaç tasarımcı (adı ister ‘Cemil İpekçi’, ister ‘Giorgio Armani’ olsun) milyonların taraftarı olduğu bir kulübe, yaşanılan toplumun sosyo-kültürel gerçekleri göz önüne alınmadan gidip yenilik diye olmayacak şeyler yaparsa işte o zaman bunun sonuçları size başarı olarak geri dönmez. Üstelik Galatasaray Spor Kulübü’nün, Barcelona veya Manchester United gibi henüz uluslararası bir taraftar/potansiyel müşteri kitlesi ortada yokken.
Sonuç olarak Galatasaray’da Uefa Kupası’nın kazanıldığı 2000 yılından beri bünyesinde maalesef diğer hemen hemen her konuda olduğu gibi, herhangi bir ciddi bir strateji ve yol haritası belirlemeden başarısız bir pazarlama operasyonu yürütülmüştür. Galatasaray’ın kaptanı da aynı zamanda taraftarı olduğu kulüple ilgili isyanını bu fırsatta net bir şekilde ifade etmiştir.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalı ya da kayıt olmalısınız.